bir deniz yıldızı masalı

Şehitlere Name

Yazan denizyildizi at 9:32 pm

Evlatlarının yokluğuyla feryatlar koparan anaların sesleri kulağımda
Yok pahasına ucuz sayılan hayatların bedelleri ödenmekte hesapsızca
Canımız yanıyor, içimiz kan ağlıyor, sözler bugün tükendi, dil söyleyemiyor…
Nitekim ateş yalnızca düştüğü yeri yakmıyor…

Hangi insan evladı kıyabilir masum canlara, hangi insan avladı cana kast edebilir?
Hangi anne karnında yeşeren melek, bir gün büyüdüğünde başka bir meleğin canına göz diker?
Bu nasıl bir savaş ki; karşılığı hayatla eş değer tutuluyor…
Kazanan mı var sonunda kaybeden mi? Adı şerefsizlik bu belli…

Bir baba diz çökmüş az ilerde… Kim bilir neler düşlemekte…
Oğlunu asker ettiği gün aklında, sızım sızım gözyaşları yanaklarında…
Kimin hakkı var böylesi canlar yakmaya… gündüzlerdeki güneşleri soldurmaya…
Adı cennet oldu şimdi askerimizin, vatanımızın emanetçileri…

El sallıyor bir uzun tabutun ardından inanmayan gözlerle gerideki
Kardeş, ana, baba, sevgili, arkadaş, akraba… oldu şimdi hepsi muamma…
Kayıtsız kalmış şaşkın bakışlar uzaktan sessiz sessiz ağlamakta…
Sorulacak elbet hesabı… şehidimin yerde kalmış kanı olmayacak bugünden sonra…

 

Gülçin GÜLOĞLU / 05.10.2008

Gitsem De Bir Kalsam Da…

Yazan denizyildizi at 11:50 pm

Acı sözlerin kime?
Acı sözlerim kendime. Bir nevi içimdeki ateşin daha fazla alevlenmesi için kendime verdiğim cesaretin beni mutsuzluk derecesinde rahatsız etmesi… Kendime haykırdığım her bir kelime boğazımı acıtarak ses olarak yansıyor diğerlerine. Kimse bilmiyor ama ben derinlerde arıyorum beklediklerimi, istediklerimi.

Güzel şeyler… Güzel şeyler var evet… Herkese inat, kendime bile inat, bana inanmayanlara veya başaramaz diyenlere inat harcadıklarım, kazandıklarım, biriktirdiklerim ve cebime sığdırdıklarımla güzel olanları çoğalttığım günler hızla ilerliyor. Dur diyemiyorum, demiyorum, susuyorum.
Sessizim…
Hayra alamet değil pek bu sessizliğim. Korkmak gerek, dağı tırmanmaya çalışan bir dağcının sessizliğinden. Arada ufak bile olsa sesi gelmiyorsa kulağa tedirgin olmanın tam vaktidir derim ben. Nitekim gücü tükenen ve sona yaklaşıp bir anda kendini dağın eteğinden aşağı düşen ve sonu kaçınılmaz acı son olan her dağcının sessizliği kötüye işarettir.

Takvimleri düşürüyorum bir bir. Günler çabuk geçsin diye, beklediğim var çünkü yolun diğer ucunda. Kalbimin bir adım ötesinde, elimin milyonlarca mil uzağında. Bir ses kadar yakın, soluk kadar uzak. Beklemek kadar can yakıcı bir şey; hasretlik. Söylemek isteyip de susmak durumunda kaldığın sayılı vakitlerin hemen geçmesi gibi hayat. O gidiyor ben ardından son trene yetişir gibi koşuyorum. Binmek üzereyken düştüğüm de oluyor, kılı kılına yetiştiğim veya tam vaktinde en güzel koltuğu kaptığım da.

Derinden bir oh çekişim var gizli saklı köşelerde, herkesin içinde utangaç tebessümlerimle. Sesimin soluğumun çıkmadığı yegane yerin bir adım gerisindeyim şimdi.  Tereddütüm var eşikten öteye atacağım adımımda. Gitsem de bir kalsam da.

Şimdi. Tam zamanı dediğim hayat kırıntıları silindi ayakaltımdan. Acıtmıyor eskisi kadar canımı, nasır bağlamış olmalı duygularım. Alışkanlık başa dert. Zilin çalmasıyla hayat göz kırpıyor şimdi bana. Tenefüs araları mutlu eder öğrencileri ya, işte öylesine mutlu oluyorum, kısa aralarda ben de. Kendime çaldığım vakitlerin toplamında hep artıları biriktiriyorum sol yanımda.

Gülçin GÜLOĞLU

 

 

sürprizzzz…

Yazan admin at 12:33 am

Birkaç gündür ertelediğim, kendimi en rahat halimle yazıya vermek istediğim bir sürecin sonu değil bu saatler. Aksine yorgun, yatmak için saatin biraz daha geçmesini beklerken güzel bir sürpriz bu yazıyı yazmamı hızlandırdı.

Yepyeni bir blog açıldı. (blogeditoru) Güzel bir ekibin başında olup yürüttüğü hoş çalışmalarla, sevdikleri blogları tanıtma sitesi diyebiliriz. Bu tanıtım için seçilen ilk sitelerden biri de benim denizyıldızım olmuş… Öyle güzel bahsetmişler ki sitemden inanın gurur duydum ve doğru işler yapmanın mükafatını almanın tadını çıkarıyorum.

Özenli cümleleri ve teşvik edici tanıtım yazılarıyla site sahibinin gönlünü almayı başarmışlar, yani benim. :P Şaka bir yana blog açmak çok kolay ancak bu işi yürütmek ve hobi dışında sorumluluk kabul etmek çok zor. Zaman zaman pes ettiğim oldu itiraf ediyorum, yeter dediğim ancak yola çıkarken kendime bir söz vermiştim ve şöyle demiştim: eğer bir kişi bile benim yazılarımda kendini bulabiliyorsa ben bu işi bırakmam. Zaman geçti, ne cümlelerim beni yanılttı ne de istikrarım. Nefes almaya devam ettiğim sürece de bu site kapanmayacaktır.

Daimi ziyaretçilerimden, hasbelkader yolu düşen kişilere kadar herkese içten teşekkürlerimi sunuyorum bu sayede. İnsanız, neler yaşamıyoruz ki… mutluluğumuz da oluyor, ağlamalarımız da, burada cümlelerimize yansıtıyoruz ister istemez, gönül dostlarımız var hatırlayan, acımızsa acımızı paylaşan, sevinçse bizimle bütün olan, sanal alemde bile bizlere hakkı geçen ne çok insan var. Bir klavye ötesinde bile gerçek hayatın izleri dışında başka dünya var artık. Sabah merakla pc yi açıp beklenen dostların yorumlarını arıyor gözlerim. Orada esirgemedikleri cümleleri görünce diyorum ki doğru yoldayım, hiç bilmediğim, ne yapar eder, nerede yaşar hiç fikrim olmayan birinin bir sözü bütün günüme moral oluyorsa eğer, bu tesadüf değil gerçeğin kendisi.

Biz aile olduk sözü laf ebeliği değil, eğer yokluğunda merak ediliyor, hastalığında ağrısı paylaşılıyor, gülüşünde hoş sedası diğerini güldürüyor, canı yanarken çözüm aranılıyorsa biz artık gerçekten bir aile olduk demektir. Beni tanıtma gereği görüp güzel cümlelerini esirgemeyen çok değerli arkadaşlara buradan binlerce kez teşekkür ediyorum. Sizin de yolunuz açık olsun arkadaşlar…

 Gülçin GÜLOĞLU

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar