EfTen PüfTeN

Hayatı bana soracak olursanız pişman olursunuz. Öyleyse tadını çıkaran ve onu iyi tanıyan birine gidin. Bu kişiyi ben bilemem ama kimin alnı çok kırışmışsa ona gitmenizi önerebilirim.
Hayattan beklediğim çok şey var. Bencil olduğumu söylerler ve benim buna itiraz edecek durumum yok. Eleştiri oklarını kendime çevirdiğimde görüyorum ki haksız değiller. Aslında bir parça bencil olmanın kişiye yararı olduğunu düşünenlerdenim. Kendini düşünüp, kendi mutluluğunu yaşayan insan ona dokunan herkesi mutlu eder. Bu bağlamda bencillik dışa açılan bir kapı görevi görür.
Sürekli hayat hayat diye hayatın üzerinde durmamız çok sıkıcı. Evet ama biz ne için yaşıyoruz, kendimiz için, daha iyi şartlarda yaşam sürmek için… Kendimiz için “hayat”ı yaşıyoruz o halde tezat bir durum yok. Nefes alıp yaşadıkça, hayattan bahsetmemiz çok doğal.
Yeni yıla özel bir yazı ile başlangıç yapmak gerek. Yenilik yaşamın her saniyesinde mevcut, öyleyse ideallerden de bahsetmek lazım. Mesela hayalimden küçük kopyalar verebilirim sizlere.
Büyük düşün küçük şeyler seni bulmasın diye düşünüyorum. Çıtayı en tepeye koydum, aşağılarda gezinip mutluymuş taklidi yapmaktansa, hedefime zorlu ve çetin koşullarda acı çekerek ulaşıp, en sonunda gerçekten mutlu olmayı seçiyorum. Kendimle ilgili kararlarda tereddütler yaşasam da, alabildiğim bu kararların sonucuna katlanıyorum. Çünkü sonunda bu yolu ben seçtim diyebiliyorum.
Zorlamakla da olmuyor çoğu şey. Zaman gerekiyor, beklemek ama beklentiye girmeden beklemek gerekiyor. O nasıl oluyor? Tamamen kişisel başarı ile…
Toplama bir yazı oldu, yeni yılın yorgunluğuna verin. Eften püften şeylerle dolduralım bugünlükte denizyıldızı sayfasını. Umudun içimizde eksik olmayacağı güzel günlere…
Gülçin GÜLOĞLU
TrackBack
TrackBack URL for this entry:
http://www.denizyildizim.com/2009/01/04/eften-puften/trackback/

Comments
yok kujum yaaa benim yine enerjim yerlerde sürünüyor..büyük müyük düşünsemde küçüklere oynuyorum…okuduğum bütün kişisel gelişim kitapları tozlu raflarda kaldı…indirsem mi? napsam ? tekrar okumak gerekiyor herhalde..gerçi senin yazında teşvik edici nitelikte…” Zorlamakla da olmuyor çoğu şey. Zaman gerekiyor, beklemek ama beklentiye girmeden beklemek gerekiyor. ” demişsin ya ; aynen öyle yapmalı…
off beni hep bu havalar mahvetti
yaw çok negatifim bugün kaçayım en iyisi burdan..senden biraz enerji aldım benimki sana bulaşmadan
Posted by: emelsen | Ocak 5th, 2009 19:49
Yok yok!…
öyle çok eften püften olmamış yazın.
Güzel bir konuya parmak basmışsın aslında.
Bu arada,
alnı kırışıklıklarla dolu olan birine gidin diyorsun ya,
anlıyoruz ki;
Kuju’nun yüzünde tek bir kırışıklık dahi yok henüz, hayatın baharını yaşamakta.
Çıtayı yükseğe koymak meselesine gelince:
Her şey çalışmaktan, birazcık da şanstan geçiyor.
Ama şu da bir gerçek ki,
çalışan daima hakkını alıyor hayatta.
Kaybeden,
büyük bir ihtimalle kendi hatasından kaybediyor.
Kuju’nun hep sevegeldiğim, ilginç ve güzel yazılarından biriydi.
Posted by: uzakdost | Ocak 7th, 2009 18:33
mutlu olmak için çıtayı hep yukardamı tutmak lazım…mutluluk nedir?mutluluk başarmakmıdır,mutluluk yeni zaferlermi inşa etmektir,mutluluk hep kazanmakmıdır…
mutluluk bir arıyıştır…bulunan ve kazanılan şey değil…mutluluk arayışın adır..ama bulunana verilen ad değil..onlar gecici sanal zaferledir..biz sadece kendimizi mutluluyuz diye kadrırız…ben mutluluğa inanmam..ama huzur derseniz ona varım..
kendine güvenen bir kalemi okumak güzeldi..iyi geceler..
Posted by: kayipsehirler | Ocak 8th, 2009 00:22
ziyaret için tşk..
Posted by: kayipsehirler | Ocak 8th, 2009 01:12
iade_i ziyaret…
Posted by: admin | Ocak 8th, 2009 03:56
hiçde eften püften falan değil
bence çok doğru olmuş, gerçekçi olmuş
uygulanabilirse rahatlatıcı olmuş
dosdoğru bir yazı olmuş…
sevgilerimle
Posted by: sekerpembe | Ocak 9th, 2009 11:07