Duygularımın Emanetçisi

Aşkı konuşmak çok kolay, yaşamak zahmetli bir o kadar da zevkli. İnsanın duygularını birine emanet etmesi kadar güzel bir şey olmasa gerek. O’nu kendinden bilmesi, değer vermesi, güvenmesi, sevmesi, sevilmesi, eğlenmesi, zamanını birlikte geçirmesi, sarılması, elini tutması vs. her biri öyle değerli ki…
İnsan sevdiğiyle olunca hayattan çalıyor adeta. Yapması gereken ve birikmiş işlerin yanı sıra verilmesi gereken hesaplar düşünülmüyor. Aşkta “son” düşünülmüyor çünkü. Aşkın yapısında var “an” kavramı. Aksini söylemek büyük cesaret.
Aşk; tanımlanamayan, açıklanamayan ancak yaşandığı sürece hissedilebilen çok özel bir ruh hali. Ne geldiğini belli eder ne giderken ben gidiyorum der. Bir, en tepelere çıkartır, sefa sürdürür sonra bir bakarsın en dipte, uykusuz gecelerde yalnız bırakır. Kısaca, anlatılmaz, yaşanır.
Kalp atışlarının ritmi ele verir aşkın büyüklüğünü. Yerinden çıkacakmış gibi olur bazen, bazı dakikalarda durur, bazense yavaşlar ama hiçbir zaman normal seyrinde atmaz. Bu durum aşka ters çünkü. Aşkta mantık yoktur, mantığın olduğu yerde çılgınlık olmaz, oysa aşk başlı başına çılgınlıktır. Yapmam diyeceğin şeyi yapmak, gitmem diyeceğin yerlere gitmek hatta asla sevmem diyeceğin insanları sevmek aşkı anlatır.
Olduğun yerde yalnız olduğunu düşünmüyorsan, uzakta olsa bile elini omzunda hissediyorsan, gittiğin yerde birilerini ona benzetip duruyorsan, şimdi o da burada olsaydı diyorsan, nerde olursan ol, kimle olursan ol aklına tek bir kişi geliyorsa; ben aşık mıyım diye sormanın gereği yoktur. Bunu sormak için zaman çoktan geçmiştir. Aşk kapıyı çalmaktan öte, gelip başköşeye kurulmuştur çoktan.
Aşktan ötesi yoktur. Öncesindeki hayat aşkla hep son bulur. Aşktan kaçma şansı yoktur, seçme hakkı yoktur, tercih hakkı yoktur, plan yapmak yoktur. Zamanlamayı öyle bir yapar ki; çok kişiyi hazırlıksız yakalar. Beklenince gelmez, en olmadık zamanda gelir ve sen geri çeviremezsin, git diyemezsin…
Hayat adına aldığın kararların en başındadır. Aşktan öncesi ve aşktan sonrası vardır. İki dönemin arasındaki ince çizgide kurarsın dengeyi. Ya düşersin, ya dengeyi koruyup, sağlam adımlarla ilerlersin.
Yanlışları vardır aşkın bir de doğruları. Kolay olmayacak ve dünyadaki her şeyden değerli kalbini, başka birine emanet etmenin bedelini ödeyeceksin arada. Sızlanmayacaksın ama arkasında duracaksın. Aşk yürek ister nitekim, yüreğin yoksa sevmeyeceksin.
Gülçin GÜLOĞLU
TrackBack
TrackBack URL for this entry:
http://www.denizyildizim.com/2008/12/26/duygularimin-emanetcisi-ask-icin/trackback/

Comments
senin de yeni yılın kutlu olsun…
gerçekleşmesini istediğin tüm hayallerin gerçek olsun…
sevgiler…
Posted by: arzu | Aralık 26th, 2008 17:07
Aşk çok güzel bir duygu…
Tabi karşılıklı olursa, seviyor ve seviliyorsan tadına doyum olmaz.
Aşk bir yandan da hüzün demek, acı demek, mutsuzluk demek.
Aşk….
Karmakarışık bir şey bence tarifi imkansız.
Sevgilerimle Kujum.
Posted by: peri | Aralık 27th, 2008 00:49
Gerçekten güzel tariflemiş Gülçin bu kez aşkı.
Her cümlesinin altına imzamı atıyorum, bu konuda epeyce tercübe sahibi bir insan olarak.
Zamansız, hesapsız,plansız,proğramsız, serseri mayın misali gelip yakalıyor insanı aşk.
Ne yaş dinliyor,ne başka bir olgu.
Gerçekten güzeldir bu duyguyla yaşamak,insanın hayatı renklenir,geçirilen anın değeri artar.
Ama,
bir çoğu hüsranla sonlandığı için de,
dayanılması zor acılara sürükler gönülleri.
Öyle bir acı ki bu;
ne ilaç fayda eder, na zaman, ne söz, ne yazı…
Ölümü ile nihayetlenir insanın kalbine yerleşen bu sızı.
Gerçi,
zamanla şiddeti azalıyor, onunla yaşamaya alışıyorsunuz ama,
hiç bir zaman içinizden söküp atamıyorsunuz.
Aşk konusunda okuduğum en güzel ve en gerçekçi anlatımlardan biriydi.
Yeni yılını gönülden kutluyorum genç arkadaşım benim.
Umarım hayatına hep tebessümleri taşır.
Posted by: uzakdost | Aralık 27th, 2008 09:00