
Ve bir zaman sonra sıkılmaya başlıyorsunuz. İyilerden de kötülerden de… Farklılık istiyorsunuz, sonra kaçmak… En uzağa, bazen uzak bildiğiniz yakınlara, görmek istediklerinizden uzaklaşırken bir bakmışsınız görmek istemediklerinizle soluk alıp veriyorsunuz dip dibe.
Çığlıklar yükseliyor her dağın tepesinde. Önce varla yok arası sonra yavaş yavaş derinden gelen ve gittikçe belirginleşen çığlıklar. Anlaşılmıyor kimden? Belki de kendinden…
Seke seke oyun oynayan küçük ayaklar büyüyen her sayıda başka bir engele takılıyor. Ayaklar büyüyor, hayat kısalıyor. Tanıdıklara her gün yeni yüzler ekleniyor. İyi diyorsun, sır veriyorsun yarın dostun olmaktan çıkıyor, kötü sanıp uzak duruyorsun ihtiyacın olduğunda yanından ayrılmıyor. Kim kimi çok iyi tanıyor? Muallak…
Her yer kalabalık. Adım adım insan kaynıyor ortalık. Görünüyor bir siluet ama dokunduğunda bomboş. Uzanan eller de yalan… Kördüğüm olmuş kalbin perdesini çözmeye çalışan ellerde keramet. Ondan bu denli kıymetli. İş elin dermanında mı bitiyor yoksa yüreğin cesaretinde mi o araştırılıyor.
Didik didik olmuş mutluluğun formülü. Bir kafadan her ses çıkıyor. Ne kadar da komik. İnsan sürekli birbirinin hatasını görüyor.
Sus! Yaşamın tılsımında var bu kural. Uygularsan yaşarsın dilediğince, uygulamazsan saklanırsın hayatın gerisinde.
Ve bir zaman sonra alışıyorsunuz. İyilere de kötülere de… Öncelikli olarak sizin istediklerinizin önemli olmadığını anlıyorsunuz. Dedik ya kuralına göre her şey.
Kuralsız tek oyun var yalnızca kendi bildiğini okuduğun; o da aşk. Aşıksan bu yazıyı boş geç yok eğer boşsa kalbin veya dolduramıyorsa biri kolay kolay bu yazı tam senlik…
Gülçin GÜLOĞLU
Merhaba Kuju!…
Yine ilginç bi yazıya imza atmışsın.
Biraz karamsar olmuş ama,
doğruluk payı da az değil içinde.
Hayatta her şey aşk değil bence.
Aşk olmadan da,
sadece sevginin gölgesinde bile mutluluk binaları inşaa etmek mümkün olabiliyor.
Aşk güzel şey ama,
bence her şey değil.
Hayatta çok fazla güzllikler var.
Maarifet arayıp bulabilmekte.
Uzun bir aradan sonra tekrar güzel sayfalarınızı takip edebilme imkanı yakalamak hoş bir durum.
Bu kez serhat şehri Hatay’dan merhaba diyorum güzel İzmir’e…
Eylül 4th, 2008 at 09:31senin yazılarını okurken hep kendimi buluyorum.aşk peşinden koşulması gerekilen en guzel şey.her şeyi sildirebilir herşeye rest çektirebilir.benim gbi.ben ailemi bile göze almıştım şuan herşey yolunda en azından seviğimleyim.
Eylül 4th, 2008 at 12:48uzak dost demiş ki, “biraz karamsar olmuş ama…”
Eylül 7th, 2008 at 23:25bence de.
Aslında çok girerim sitenize.
Bir ölçüden sonra hep matem hep melankoli. içinde neşe ve mutluluğa dair çok az şey var. Hayata baktığımızda hayatın yarısı olmasa bile yüzde kırkı mutluluktur.
Bu nedenle yine acaba hangi melodrama veya melankoli temasını veya konusunu kullanmış diye baktım.
Yanılmamışım.
Artık eskisi kadar takip etmemeye karar verdim.
Tabi eleştiri yazdım ya. Yorumumu silebilirsiniz de.
nikimi olarak ta uzakdost a reaksiyon olsun diye seçtim. başka bir anlamı yoktur hakim bey.
Başlık baya ilgimi çekti de :)) acaba benden mi bahsetmiş diye merak ettim :pPp
Eylül 10th, 2008 at 06:17