bir deniz yıldızı masalı

Yolculuktaki Duraklarım !

Yazan Kişi denizyildizi at 7:44 pm

Deli olmak ya da kendini deli hissetmek ne güzel. Bugünlerde tam da öyleyim. Bir rahatlık var ve yolunda gidenlerle beni yolumdan döndürmeye çalışan yarım akılların içimdeki savaşı karşı karşıya. Galibi, ben, kararlı adımlarımla belirleyeceğim. Sonuç ya yenilgi ya kazanım.

Sıcaklar geldi başıma vurdu. İçimde ölen hücrelerin terle birlikte dışarı sızışı beni rahatlatıyor, hafifletiyor. Ağırlıklarımı bir tarafa atmanın gülüşleri dudaklarımda misafir. Takıp üzerime yapıştırdığım sıkıntılar sızısız dışarı çıkıyor görünüyor gerçekte öyle olmasa bile. Baharı aştık sıcağı serinletiyorum içimde.

Bir tren ardında el salıyorum gidenlere bazen, bazen bir büyük otobüsün ardından bakakalıyorum bazen de giden ben oluyorum kafamı çevirip geride bıraktıklarıma selam veriyorum. Beni mutsuz etmeseler de mutlu da etmiyorlar. Üzülüyorum bunca yaşanandan sonra iz kalmamasına. Hislerimi aldırmıştım bir vakitte küçük bir operasyonla, aklıma o geliyor. Ondan sonra deliliğim çıkıyor yüzeye, sığlar paklıyor beni anca derinlere gücüm yetmiyor.

Bazen sahnede şarkıcı oluyorum, milyonlar önünde konser verirken bağırabildiğim kadar bağırarak şarkıları yaşatıyorum, bazen usta tiyatrocuların önünde gidip kendime yer açıyorum ben de varım diyerek, bazen kamera arkasında başka hayatları yönetiyorum, bazen sessizliği yaşıyorum fonda dalga sesiyle. Her şey oluyorum evlat, eş, sevgili, çocuk, genç, yaşlı, yetişkin, güçlü, zavallı, muhtaç, güvenli, azimli, korkak. Kendime gelmenin heyecanını yaşıyorum bir müddet sonra.

Ama en çok yazarken mutlu oluyorum. Hayatta olduklarımın toplamı beni yazarlığa itiyor. Ben yazarken kendim oluyorum hepsinden öte. Ne sahnede olmak ne avaz avaz şarkıları dillendirmek… ben cümleleri yaşatmak istiyorum. En çok bunu yaparken mutlu oluyorum çünkü. Bir küçük köşenin en çok yer kaplayan kelimelerini sıralamak istiyorum beyaz bir sayfada.

Ne desem kendimi anlatabilecek uçarı hallerimi anlatacak cümlem yok. Bunlar sınırlı, ben sınırı olmayan hayatı yaşamalıyım. Gıpta ile bakabilmeliler bana, sahip olduklarımla önüne geçilemez hırslarım beni birkaç adım önde tutmalı. Çok salladım canım, biliyorum. Biraz fazla atıyorum bu ara, ipi yükseğe astım, zıplamak zor olsa da hedeflerim beni güçlü kılar sanıyorum.

Hayatı ıskalama lüksüm yok nitekim. Büyük ustanın dediği gibi. Soluk soluğa geçecek bir ömrün durup nefes alma imkanı olduğunda yazacak ve anlatacak çok şeyim olmalı benim herkesten fazla. Kendimi yazmam gerek, başkasından ziyade. Bundandır birikimlerim. Huzur kendini tanıdığın gün girer kapıdan içeri, tüm çabam bu arayışın sonundaki mutlu son için…

Gülçin GÜLOĞLU

 

2 Yorum “Yolculuktaki Duraklarım !”

  1. akıllı iğne Says:

    sevgili deniz yıldızı
    hayat bu yazın la biraz daha enteresan hale gelmiş gibi tabi sen burda kendini anlatıtıyorsun genelleme yok
    eğer genelleme yapacaksak her halde kazanma kaybetme üzerinedir yani hayat kaybetmek ve kazanmektan ibaretir bunu söylemek belki aristo mantığının bir sonucudur belki delice bir laftır ama realitelerde ortada yanıldığımız nokta şu kanımca ya kazanmayı farklı algılıyoruz yada zaman ve şartlar bizi ona ityor yani huzurun temelini kazanmak ta arıyoruz
    burada kazanan da kaybeden de insanlar olduğu için bu benim şahsi düşüncem benim için her ikiside bir şey ifade etmiyor ben kazansamda kaybeden insanlar olduğu sürece geçerliği ne olur o da tartışılr. bence hayat yaşamaktan ibaret, zaten kural o değil mi? kaybetmeden kazanamasın saçmaladım mı bilmem ama Arthur Schopenauer’in tesbiti de aynı
    Beraberinde getirdikleri umutlar ve korkularla akın akın gelen arzulara teslim olduğumuz sürce,kalıcı mutluluğa ve huzura hiçbir zaman kavuşamayız.
    paylaşımın için teşekürler
    sevgilerimle.

  2. Berceste Says:

    Merhabalar,

    Blogunuzu ilk defa ziyaret ediyorum. Şiir gibi bir yazı okudum. Yüreğinize sağlık. Sizi tebrik ediyorum.

    Yazınızda içsel bir boşluğun izleri var. Yaşadıklarınızı anlıyorum.
    Sizi anlıyorum.

    Yalnız değilsiniz.

    Hayata gelince…
    Gerçek şu ki, hayat ortalama 60-70 senelik bir zaman diliminden ibaret değil.

    Koca evrende bir dünya var yaşanılacak yer olarak. Ve insan doğuyor, yaşayabilirse yetmişine dayanıyor. Sonra ölüyor. Arkada bir film bırakıyor. Oynayan kendisi. Fakat bir de şu var? Yönetmen kim? Senarist kim?

    Acaba oyuncuya oscar verilecek mi verilmeyecek mi?

    Ruhen tekamülünüze destek verecek insanlarla birlikte olun. Hayatı içinde yaşayarak sorgulayın. Hayal etmekle, gerçeği yaşamak arasında çok ince bir çizgi olduğunu, beynin hayal ile gerçeği ayırdedemediğini unutmayın.

    Özgürsünüz. Siz özgürsünüz.

    Ne mutlu!

    Selam ve sevgilerle…

Masala Ortak Ol

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar