Yorgunluğun had safhası. Bir işin olması için önce iyi bir ders gereklidir ya hani, sonrasında işin kıymetini anlayabilmek için önemlidir bu durum. Yorgunluk, ardından yoğunluk, onun arkasından direnme ve pes ediş.
Yorgunluğun da kendi içinde çeşitleri vardır. Beden yorgunluğu, akıl yorgunluğu ve her ikisinin bir araya gelişinden doğan, kişiyi yere seren yorgunluk.
Beden yorgunluğu geçici bir durumdur. Kısa süreli de olsa oturacak veya uzanacak bir rahat yer ile birkaç saat süreyle rahatlıkla geçer. Sonuç beklemeye gerek yoktur, yapılacak ufak bir masaj, ılık bir duş, beden yorgunluğunun ilacıdır. Yorgunluğun şiddetine göre ilk dinlenişte ağır basınçla kendine gelememe durumu ortaya çıkabilir, git gide rahatlamanın verdiği rehavetle uykuya dalmanın keyfini yaşarsın.
Ancak iş, ruh ve akıl yorgunluğunda. Ne oturup dinlenmeyle geçer ne kendini oradan oraya atmayla. Sonucun mutlu etmesi bizim dışımızdakilere bağlı sebeplerdir çok zaman. Bedenin gittiği yerden ayrı kalamayan akıl, sorunları da yanında götürür. Ne rahatça uyutur ne de bir uğraş edindirir. Dalgınlık en büyük belirtisidir. ayak,
Hem beden hem akıl yorgunluğu insanı sona götürecek cinstendir. Hastalığın davetiyesi bu yolla basılmış olur. Kafaya takılan bir sorunun bedenin kaldıramayacağı ağırlıktaki işlerle yoğrulması hiç hayra alamet değildir. Bekleyişleri vardır sessiz, soruları vardır cevapsız, cümleleri vardır anlamsız…
Beden hareket eder cezasını ayaklar çeker, tıpkı akılsız başın cezasını çektiği gibi. Beden yorgunluğunu çeken ayak ile ruh yorgunluğuna yenilen aklın oyunu hep insanoğlunadır. Taşınamayacak yüklerin altında küçülen insan ve ömrün sayısız törpülenmemiş duygusu. Tezatlıklar içindeki uyumun şaşılacak birleşiminden doğan hayat.
Nerden nereye… Yazı da hayat gibi karmaşadan nasibini aldı. Yorgunluğun üzerine kışın içilen tavşankanı sıcacık bir çay, yazın buz gibi limonata, böyle mevsimsiz zamanlarda ise çala kalem karalamalar gidiyor işte. Önüne geçilemeyecek bir hal aldığında labirent dünya, herkes bir şekilde sıyrılmaya bakıyor kendince.
Yorgunluğun sebep olduğu bir yazının ardında saklanan gerçek; yorucu bir gün geçirmiş olmaktan geçer. Görüldüğü üzere ne yaşarsan onu yazarsın, ektiğini biçtiğin gibi.
Mutluluğu yazmanın tadına doyacağımız günlere…
Gülçin Güloğlu
Son Yorumlar