İnsanın en azılı düşmanı kimdir?
Cevap: Kendisi…
Nerden bu kanıya vardım. Tabi… öyle kolay değil atıp tutmak. Öncesi var, yaşanmışlığı var, yaşadığı günlerin birikimi var, yoğunluğu var, gözlemleri var, ötekinden berikinden duyduğu var.
İnsan ne yaparsa kendi yapar, kendine yapar, kendisinde eksik gördüğü veya tam olduğuna inandığı benliğine yapar. Görüp de görmemezlikten gelirse, duyup da duymamış gibi yaparsa, farkında olup da bir şey yokmuş gibi devam ettirirse sonuç bellidir: canı yanar.
Bencil olma diyenlere sözüm. Bencillik kötüdür kabul ama eğer yaşadığımız çağın içinde biraz olsun mutluluk arıyorsak bir tutam bencilliğimiz, kendimize dönük yaşantımız, huysuzluğumuz, yalancılığımız olacak içimizde. Bizden başka bizi yaşatacağız bünyemizde. Başka yolumuz yok nitekim.
Boşuna demiyorlar, dünya kötülerin dünyası. Kısa vadede kazanan onlar gibi görünse de uzun yılları düşünmek gerek bir de. Hiç birimiz kazık çakmadık bu dünyaya. Hesaplaşma vakti geldiğinde can yakanlar bulur elbet cezasını. İyinin içi rahat. Yine de yapamıyor kötülüğünü, boş veremiyor olana bitene, içinde yaşatıyor sıkıntısını, ağlıyor da yine lanet okuyamıyor. Olmak lazım deyip, vazgeçemiyor iyiliğinden.
Demem o ki; iyi kendine yapar, kötü karşısındakine. İnsanın dostu da düşmanı da kendisinidir. Kimi zaman yerden yere vurur kendini, en olmadık işlerle belanın peşinden gider, inat eder; kimi zaman aynada sohbetlerinde bir şefkatli kola yoldaşlık eder, kendi kendine.
İnsan olmanın gerekliliklerinden çok, içinde insan olmanın kırıntılarını açığa vuranlardan korkmamalı aslında. Sözünü sakınmayanlardan değil, sözünü içinde büyütenlerden ıramalı. Kendine yaptığı iyiliği konuşanların yanında olmalı, başkasına yaptıklarını dile getirenlerin değil. Sevgiyi ağzıyla diyenlerden değil, yüreğiyle hissettirenlerden yana olmalı, arkadan laf eden sözde insanların peşinde koşmamalı, yüreği mert insanların sözüne gitmeli.
Nefes almayı değil, aldığı nefesin hakkını vermeyi maharet sayanların günü mü tükendi ne? Birçok yol var, yolcusu kaldırımda yaya. Tekerleklerle çabuk gitmenin değil, sağlam adımlarla gideceği yere geç varmanın keyfini yaşayanların sofrasına buyur etmeli yüreği. Kanayan kalbin pansumanı bir bezde, pamukta değil, aynı hatayı tekrarlamamakta. Unutmamalı! Acıyan kalbin acısı kolay dinmiyorken, bir mutluluk ateşinin alevi hemen bitiyor.
Yaşamın içinde saldıran da biziz, koruyan da. Biz bizden hariç her şeyin garantisiyiz. Kimin yüreğine kilit vursan anahtarı biz çift sözde. Açan da biziz, kilidi sağlamlaştıran da. Yüreği yufka kişinin merhametinde, kuş tüyünde oradan oraya sallanmakta insanlık. Birisi avuç açıp kaparsa o tüyü nasibini almakta. Ekmek aslanın ağzından çıkıp, çoktan yerin yedi kat dibine indi. Söylemek acı, yaşamak ızdırap.
Kendini düşünmeyenle düşünen bir olmuyor. Her mutluluk bir adım ötemizde bizi beklemiyor, iyi olmanın sınırları bizi ilgilendirmiyor, yaşamanın güzelliği bize kendini unutturuyor.
Şimdi anladık mı, neden kişinin en azılı düşmanı yalnızca kendi.
Çünkü aynı hataları tekrarlıyor, ders almaktan kaçınıp, düzelir diye bekliyor, ömrünü zarara katık yapıp, vaktini çalıyor. Güzellikler varken namerde el açıyor. Hayatını yaşamayı bilemiyor, bilemiyor, bilemiyor…
Gülçin GÜLOĞLU
Valla ne diyeyim ki sana canım.Yazının her cümlesinde kendimi buldum..Akrep kendinden başka kimseye zarar vermez.Bende akrep burcu olduğum için ne yaparsam kendime yapıyorum.Yüreğine sağlık,Alkışlarımı gönderiyorum sana.Ve izninle bu yazını da Forum arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.
Mayıs 26th, 2008 at 01:30Sevgiler…
memnuniyetle… gurur duyarım, güzel cümleleriniz için teşekkür ederim ayrıca…
Mayıs 26th, 2008 at 01:55sevgiler… :)))
İnsan kendini yaşayamıyor,kendini tanımıyor bir anlamda da.Çok güzel anlatmışsın içimizde kendi yarattığımız düşmanı…Kalemine sağlık Deniz Yıldızı…
Mayıs 26th, 2008 at 03:22yaşama dair acıyı talıyı okadar güzel anlattınki
Mayıs 26th, 2008 at 10:29diyecek birşey bulamıyorum yanlız şunu diyebilirim
TEKRAR TEKRAR OKUNASI!
Eline ve aklına sağlık.
gürültü patırdının ortasında sükunetle dolaş.sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya bak.sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi cevap..UNUTMAK.olsun.
bağışla ve unut ama kimseye teslim olma
içten ol.telaşsız kısa ve açık seçik konuş.başkalarınıda kulak ver aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları.çünkü dünyada herkesin bir ÖYKÜSÜ vardır
yalnız planlarının değil başarılarınında tadını çıkar
işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen.hayattaki dayanağın odur
seveceğin bir iş seçersen yaşamında biran bile çalışmış yorulmuş olmazsın
işini öyle seveceksinki başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken .verdiklerinlede yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın
olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol
sevmediğin zaman sever gibi yapma
çevrene önerilerde bulun ama hükmetme
insanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz
ve unutmaki insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri bir kumsaldaki kum tanecikleri kadar değildir
aşka burun kıvırma sakın o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir
o bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma
kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et
birincinin acısı biran.ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
bazı idealler öyle değerledirki bu yolda mağlup olman bile zafer sayılır
bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlükdür
yılların geçmesine öfkelenme
gençliğine yakışan herşeyi gülümseyerek teslim et geçmişe
yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme
rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan yelkenlerini rüzgara göre ayarla
çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir
arasıra isyana yönelecek olsanda hatırlaki kainatı yargılamak imkansızdır
onun için kavgalarını sürdürürken kendinle barış içinde ol
doğduğun zamanları hatırlarmısın??
sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu
öyle bir ömür geçirki herkes ağlasın sen öldüğünde
sabırlı sevecen erdemli ol.eninde sonunda bütün SERVETİN sensin
unutmaki bütün pisliğine kalleşliğine rağmen dünya insanoğlunun biricik güzel mekanıdır…
Haziran 13th, 2008 at 12:23