bir deniz yıldızı masalı

Günler günleri kovalıyor. Kovalanan günlerde her geçen gün bir başka özel gün yaşanıyor, kutlanıyor. Arada atladığım varsayılan günlerin dışında bugünkü konuyu yazmamak olmazdı, zira gençlik konuşacak bugün. Kim dinlerse işte…

Yazık ki, kimse yapılması gerekeni yapmıyor, tatil diye günün tadını çıkarmaya bakıyor, bayramlarımız gibi. Eski tatları alamayan “şikayetçi toplum” kılını bile kıpırdatmıyor. Herkes birbirine nereye gidiyoruz diye soruyor ama hangi yolun yolcusu soran da bilmiyor. Kolay iştir bilirsiniz, birilerini suçlamak. 

Bizim zamanımızda diye başlayıp, kendi dönemindekileri övmek, yaşananları abartmak, bizim insanımıza mı mahsus bilemiyorum. Bilmeyi istediğim oluyor, araştırıp sorduğumda sonuç beni korkutuyor. Neden biz suçlamayı, kendine ait her şeyi farkında olmadan önde tutmayı seven bir milletiz.

Demem o ki; pek çok ülke gençlerini ön planda tutup, onları en iyi şartlarda okutur, en iyi hizmetleri sunar, ihtiyaçları olabilecek tüm tesislerde kolaylıklar sağlar da bir tek bizim ülkemizde gençler hep başka düşünülür. Aslında hak yememek gerekir ki başlı başına iki grup mevcuttur ülkemizde: gençleri anlayıp, genç yaşayıp, iyiye gidildiğini düşünenler ve gençleri kötü ekonomiden, zor şartlardan, karanlık gelecekten sorumlu tutanlar diye.

Önce iyiden başlarsak eğer kısaca, gençleri bu ülkenin umudu olarak görüp, onlara emanetlerinde gözleri arkada kalmayacak bilinçli diyebileceğimiz bir kesim var. Bizden önceki eksiklikleriyle ülke yönetimini devralıp,  çağdaş medeniyet seviyesine taşıyacak gücü gençlerin yüreklerinde, damarlarındaki kanın her damlasını hakkıyla akıtabilecek cesareti genlerde gören güvenli bireyler bizlere güven vermekte.

Diğer tarafta çevresinde kötü işler yapmasına tanık olduğu sayılı gençleri görüp de bunu ülkenin genelindeki tüm gençlerle bağdaştıran aklını örümceklerle dolduran büyüklerle yaşamaktayız. Ne verdiniz ki ne bekliyorsunuz diyen gençlere verecek cevapları kalmayan, anca negatif ve bastırılmış duygularıyla gençliğini yaşayamayıp, acısını başkasından çıkaracak “dünün gençleri” bizleri çıkmazda görerek kendi egolarını tatmin etmeye devam edecektirler.

Verilen cevaplar açık aslında, saygımızdan vereceğimiz ödünümüz yok gençler olarak, devraldığımız görevleri daha iyiye getirdiğimiz işlerle yeterince de ispatlıyoruz. Arada fazla geliyorsa bizim eğlencemiz bu da bizim işimiz, keyfimiz. Yoksa kimseye zararımız, kendimizden başkasına geçmiyorsa sözümüz, bırakın biz de kendi mührümüzü vuralım sayfamıza. Bizden sonrakilere ışık olacak aydınlığı savuralım dört bir yana.

Gençlik bayramı bugün. Geç kaldıklarımızla gençliğimizin uçurumunda bize verilmesi unutulmuş haklarımızı isteme günü esasıyla. Bizi duyanlar olur belki, belki de uçurumu duvar kenarı yapıp oradan mutluluğa atlayıp bir adım ötemizdeki çocukluğumuzu yaşamamız için fırsat verirler bize bugüne özel.

Bize emanetin ülkeyi hep birlikte aşacağımız ümitli yarınlara gidiyoruz Atam. Sen rahat uyu, takıldığımız yerde ilkelerinden güç alsak da senin yokluğun bugünlerde daha çok hissettiriyor kendini. Ama yine de sen rahat uyu, vatanımızı koruyup, namerde el açmayacağımızı yeterince kanıtladık biz, yine de kanıtlamaya devam edeceğiz. Bu güzel günü bize bahşettiğin, bizi unutmadığın için, bize böylesi güçlü bir vatan emanet ettiğin için sana minnettarız.

Tüm gençlerin, ruhu genç kalanların, gençleri anlayanın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı kutlu olsun, mutlu olsun, coşku dolu olsun…


Gülçin Güloğlu

 

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar