bir deniz yıldızı masalı

İncir Ağacı Dolu Dolu/ Bendeki İzleri Sağlı Sollu

Yazan Kişi denizyildizi at 1:23 am

Bazı küçük şeyler kimileri için önemli olsa da kimileri için göz ucuyla bakıp gayet önemsiz gördükleri şeyler olabilir. Hayatınızın genelini bir düşünün, sizin için çok önemli bir şeyi anlatırsanız birilerine karşıdaki kişi sizi sadece dinler, sizi heyecanlandıran şey onun için çok bir şey ifade etmez.

Geçenlerde uykuyla uyanıklık durumumda fark ettim ki, hayatımda önem verdiğim insanlarla tesadüfen hep bir incir ağacı, incirin kendisiyle ilgili bir anım olmuş. Meyvesini zaten ezelinden beri çok severim, çocukluğumdan beri yemeyi sevdiğim ender bir meyvedir ancak anısı biriktikçe daha bir değer kazandı benim için.

Mesela bir eski dostumla gölgesinde oturup, ağlaştığımızı başka bir gün mutluluk ve heyecanla birbirimize anlattığımız yaşam kırıntılarını, kaygılarımızı, beklentilerimizi, beklemediklerimizi, geleceğimizle ilgili kurduğumuz hayalleri hatırladım. Sonra kalkıp tek tük dalında kurumuş incirlerden kopararak mideye indirmiştik. Bundan sonra burası bizim yerimiz olsun diyerek, giderek görüşmelerimiz azaldı, o yere gitmek zorlaştı ama oraya ait anıları silmek zor. Akılda kalan kalıyor, ket vuramıyorsun düşüncelere. Koca koca yapraklarına sıçrayan dalga damlaları inciri kopardıkça elimizin tersine düşüyor, şımarık hareketlerle birbirimizin üzerine silme yarışması yapıyorduk. Çocuklaşırdık. Dost sohbetlerinde bazen birkaç kişi daha ortak olur, günleri daha ayrı bir tatla o geçirirdik. Hepsinin izi derinlerde.

Önem verdiğim bir başka dostumla daha incire ait bir anım vardır. Misafir olmaya gittiğim bir günün sabahında dostumla bir Bursa sokağındaydık. Bir evin bahçesinde yola uzanan, olabildiğince büyük bir incir ağacının uzanmamıza bir el boyu kala yetişemediğimiz incire ulaşma çabasıyla garip hareketlerle çantamızı vurarak, hoplayıp zıplayarak almaya çalıştığımız inciri alamamanın sıkıntısıyla köşeyi dönüşümüzü hatırlıyorum da biraz muzurluk biraz utangaçlıkla oradan ayrılışımızla, o sahne gözümün önünde olacak daima. Biz o inciri hırs yapar yine de alırdık da birisi şişşşt diye seslenmeseydi…

Bir başka anısı ise, Salihli de meşhur kaplıcalardan her yıl mutlaka 10 günlüğüne ev kiralardık. Oraya her gidişimizde küçük sepetler içinde incir (yemiş) alırdık gün aşırı. Çiğnedikçe kıtır kıtır ses çıkaran çekirdeğiyle, içinden bal gibi akan tatlılığıyla yenmeye layık bir meyve olarak hatırımda.

Şaşar kalırım, “ocağına incir ağacı dikti” denmesinde bende bunca iyi anısına karşılık, herkeste kötü bir intiba bırakmış olmasına bir garip incir ağacının. Ancak öğrenmenin sonu yok, ben de araştırdım ve öğrendim bu konudaki birkaç rivayeti de sizinle paylaşacağım. Şöyle ki; incir ağacının kökleri oldukça fazla ve güçlüdür, bu ağaç büyükçe, toprağın derinine indikçe evin altına doğru ilerler ve gün gelir evi temelinden ayırır. Bu da evi yıkacağından böyle bir deyim doğmuştur. Başka bir rivayet, ikinci Murad’ın küçük kardeşi şehzade Mustafa, taht kavgasına atılıp isyan edince İznik’te tutuklanarak bir incir ağacına asılmıştır, bu deyimin o yıllardan da kaldığı söylentiler arasında.

Doğruluğunu tam olarak bilemesem de benim için gerçek, incir ağacının hayatımın en güzel günlerine eşlik ettiği ve hafızamda gülümsememe sebep değerli anılar yaşatmasıdır. Benim kendime seçtiğim bir de incir ağacım var hep en özel, en masum anlarımda barındırdığım, içten içe yaşanmışlıklarımda beslediğim bir de kestane ağacım, kimseye diyemediğim.
Peki ya sizin? Sizin ağacınız, meyveniz hangisi, size özel içinizde beslediğiniz?

GÜLÇİN GÜLOĞLU

13 Yorum “İncir Ağacı Dolu Dolu/ Bendeki İzleri Sağlı Sollu”

  1. Aylin Says:

    Çoğuna göre olumsuz olan bir şeyin sende bu kadar olumlu şekilde olması benim çok hoşuma gitti,asıl keyif bu olsa gerek.Rivayetleri ilk defa duyuyorum ve ilkine oldukça şaşırdım,neyse ki ne çevremde incir ağacı ne de olumsuzluğunu yaşadığım bir anım var.
    Benim bir ağacım ya da meyvem yok fakat kabul edilirse bana hep şans getirdiğine inandığım,aşkımı bulduğum,oğlumu doğurduğum yağmurum var,kapalı havam var,kışım var.
    Yazından çok keyif aldım,teşekkür ediyorum

  2. Hamiyet Says:

    Benim ağacım dut idi ama öyle böyle değil 30 yıllık bir dut ağacı, anısı ise oldukça fazla idi ama gel gelelim ki geçen yıl benim çocukluğumun geçtiği, tepesinden inmek bilmediğim, annemin “Hamiyet gelirsem bak fena olacak, hadi yemeğe” :) uyarılarına bile kulak asmadan günün neredeyse bir çoğunu tepesinde oturarak geçirdiğim dut ağacım kökten kesildi. Ağlamadım dersen yalan olur o ağacın öyle yere yıkılmasıyla sanki çocukluğum yere yıkıldı gibi geldi bana :(
    çocukluğum da ancak 6 yaşıma kadardı sonra aniden büyümek zorunda kalan bir hayat geçirdim orasıda ayrı bir mevzu ya neyse biz dönelim ağaçlara bahçemizde sayısız ağaç vardı bir çoğu yol nedeniyle sağolsun devletimiz tarafından kesildi ama bahçemizde bir kaç çeşit meyve ağacı ve iki incir ağacı hala duruyor ve kökleri ise günden güne binamızı sarmaya, ocağımıza incir ağacını dikmeye devam ediyor :) bende severim inciri hem kurusunu hem tazesini izmirdeki gibi izmitte erkenden olmasada eylül geldiğinde benim için bayram oluyor çünkü incir mevsimi başlıyor ve incirlerime kavuşuyorum :) yazları izmitte balkonumdaki gölgeside ayrı bir tat veriyor bari şemsiye kullanmaktan beni kurtarıyor :) bak böylede güzel yanı var görüyormusun :) canım son günlerdir rahatsızım ama çenem düştü incir deyince :) istanbul güneşli ama soğuk üşüyorum, hastayım buda ayrı bir dert ama konumuzla alakalı değil :) bak hala konuşuyorum ben gittim

    neyse ben gideyim sana bol incirli ve hoş anılı günler diliyorum
    sevgilerimle kuju’mmm

  3. Hamiyet Says:

    gittim gideceğim diyorum ama gidemedim sayfanın yeni yüzüde hayırlı olsun canısıı

  4. uzakdost Says:

    Sayfanın yeni düzeni güzel omuş.
    Renklerin uyumu ilk bakışta cezbediyor insanı.
    Hazırlayan bu işten anlıyor.
    Bir de yazılar Türkçe olsaydı,daha güzel olurdu sanırım.

    Merhaba Kuju!…
    Bu günlerde sayfandan biraz uzak düştüğümüzün farkındayız.
    Sınav mevsimi…
    Kızım üniversiteye,oğlum seviye sınavına hazırlanıyor.
    Karınca kararınca,elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz onlara ve bu nedenle de unuttuğumuz bazı bilgileri tazelemeye çalışıyoruz bu günlerde.
    Blog dostlarımıza da çok zaman ayıramıyoruz doğal olarak,sadece sayfamızı ziyaret etme nezaketinde bulunanlara iade-i ziyarette bulunabiliyoruz.
    Hoş bir durum değil bu ama, eleden de bir şey gelmiyor.
    Gerçekten bloga ayıracağımız vaktimiz çok az.

    Gelelim incir ağacına…
    Güzel meyvedir,çok severim ben de inciri…
    Bizim yörelerde geç olgunlaşır,ancak Ağusos sonlarında tadına bakma fırsatı yakalayabiliyoruz.
    Dostlarınla yaşadığın güzel hatıraları,bir meyve ağacını bahene kılarak kaleme alman,hatırlaman ne güzel…
    Vefa bu olsa gerek…

    Küçücük bir anımı anlatayım izin verirsen burada,kendi incir ağacımla ilgili.
    Gürcistan’ın Poti kentinde,Ruslardan kalan eski bir traktör fabrikasında,imalat etmekte olduğumuz petrol tanklarının saclarının ön çalışmalarını yapıyorduk.
    Yerleşim bölgelerinin hemen yanı başında, harap ve bitap düşmüş bir bina.
    Çatısı prekas betonlarla tapatılmış,su geçmesin diye de oldukça kalın asfalta benzeyen bir madde ile kaplanmış.
    Bir gün,çatısına çıktım can sıkıntısından, çevreyi şöyle bir yüksekten inceleyeyim diye düşündüm.
    Baktım,güneşten çatlayan asfaltın arasından bir incir ağacı büyümüş.
    Hem de öyle ufak tefek te değil ha!…Gövdesinin çapı en az bir 10 cm kadar var.
    Orada,öyle yalnızca doğmuş,büyümüş,yaşamakta.Kimsenin de haberi flan yok varlığından.
    Çok ilginç gelmişti bana.
    Sonraları sık sık ziyaret ettim onu.
    O yalnız yaşayan küçük incir ağacını…
    Bilmiyorum hala orada,dünyadan bihaber yaşamaktamıdır hala?

    Güzel bir hikaye idi…
    Eline sağlık Kuju…

  5. peri Says:

    Merhaba Gülçin, sayfa rengin çok güzel olmuş benim favori renklerimden biridir bu renk.
    Dostlarınla yaşadığın incir ağacı anıların çok güzeldi.
    Ve incirle ilgili rivayetleri de ögrenmiş oldum bizlerle paylaştığın için teşekkürler.
    Benimde en sevdiğim meyvelerin başında gelir incir, yaşınıda kurusunuda çok severim.Bahcemizde incir ağaçlarımız var onları dalından koparıp yemek öyle güzel ki.Benim meyve agaçlarıyla ilgili bir anım gelmedi aklıma.Büyük bir bahcemiz var ve hemen hemen tüm meyvelerden bulunur içinde.Dalından koparılmış taze taze yenen bir meyvenin tadı hiç bir şeyde yoktur.
    Sevgiler kuju.

  6. guldestee Says:

    Merhaba Kuju,
    Sayfan çok güzel olmuş,ilk onu söylemekle başlayayım söze…

    İncir ağacıyla ilgili anılarım vardır benimde.Annemin köyünde incir ağacı çoktu.Genç kızlığımızda o ağaçların altında oturup kızlarla,aşklarımızı konuştuğumuz çok zamanlarımız geçmiştir.

    Yıllarca çalıştığım köy okulunda ise arkadaşlarımla bahçeye ortalama 300 fidan dikmiştik.Çoğu çam idi.En son gördüğümde orman görüntüsündeydiler.Ayrılırken çok üzülmüştüm…Bir de şeftali ağacımız vardı ki inanılmaz meyva verirdi.Tüm öğrencilerle birlikte yerdik…

    Hamileliğimde,canım sürekli muz isterdi…Üstelik ben muzu pek de sevmem…

    Ama çok sevdiğim bir meyva vardı ki;yıllardır yemedim…Babam ölmeden önce kiraz istemişti.Burada yoktu.Sağa sola haber saldık o devirde.Ama bir gün sonra kaybetmiştik onu.

    Seni sevgiyle kucaklarım…

  7. deruni Says:

    ört üstünü kalbin üşümesin.

  8. ilknur Says:

    Sayfan ne güzel olmuş,çok ince,zarif..
    Benim meyvem hangibi bilmiyorum düşünüyorum ama aklıma gelmiyor,inciri çok severim yazlıkta da oldukça fazla incir ağacımız var,hatta artık kurutmak için topladıklarımızn fazla feldiğine inanıp birçoğunun da reçelini yaparız.
    Ağacın altında kızlarla domatesli ekmek yemek en büyük keyfimiz ,tabii domatesler de bahçeden:)
    Keyifli yazı için teşekkürler iyi bak kendine

  9. SmYrNe Says:

    sayfa yenilenmiş,ımmm renk güzel
    sevdiklerimden:P
    bi ara benim için de yapın yahu bi imaj değişikliği filan kuzenle:)

    benim ağacım sanırım erik ağacı ve incir ağacı
    çocukluğumda çok tırmanlışlığım vardır
    ondan sanırım:P

    sevgiler canım sana
    öpüldün kocamanındannnn…

  10. tropicalmalibu Says:

    Merhaba Guljin eger gercek bir hikaye istiyorsan.
    Lutfen benim ilk yazimi oku.
    DUT agaci senin gibi yazamasamda kalbimden ne geciyorsa onu yazmistim.
    girgirla karisik.
    ama is ciddiye bindi ve ben agacimi kesen adami oldurmek istedim.
    agacimi kesti diye.ve hala unutamiyorum zavalli yaratik diyorum.
    neler getirdin aklima ama hepsi guzel anilardi yuregine saglik.

  11. tropicalmalibu Says:

    SAYFANDA HARIKA OLMUS.YARDIMCI OLURSAN SEVINIRIM.
    BENDE DEGISTIRMEK ISTIYORUM.
    BASARILARININ DEVAMINI DILERIM.
    UMARIM BIRGUN OMRUM YETERSE SENIN YAZILARINIDA ALINTI DIYE YAZMA SANSINA SAHIP OLURUZ.
    IZMIRLI GENC YAZARIMIZ.
    SEVGILERR

  12. ayazdaikiyurek Says:

    Sayfanızın yeni hali çok güzel olmuş .. :)
    Çok içten bir yazı olmuş..Güzel bir anlatımdı..Zevkle okudum..
    Sevgiyle kalın..

  13. Oya Kayacan Says:

    Babanemin bahçesindeki incir ağacına tırmandırılmazdık. Dallarına salıncak kurdurtturulmazdık. “Dalları tekin değildir,” derdi babanem, “hem çıt diye kırılıverir hem de düştün mü sakat kalırsın…” Bir incir ağacı asla yok edilemez. Üstüne beton döksen, gider betonun bittiği yerden verir filizini yine ağaç olmaya çalışır. Yollarda asfalt, kaldırım aralarında/kenarlarında rastlanır ya hep… Senin rivayetlere gerçeklerin ilaveleridir!!!

Masala Ortak Ol

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar