bir deniz yıldızı masalı

Annem’e

Yazan denizyildizi at 1:42 am

Soğuk bir kış günüydü. Hani ilk ayrılıkların soğukluğu, mevsim ne olursa olsun üşütür ya insanı öyle bir ayaz yiyordum bende o gece. Pencereden dışarı izliyor hiç bilmediğim suretleri inceliyor, sokağın köşe başına konup kaçan kuşları takip ediyordum. Eksiklikleri tamamlamaya çalıştığım hayat, bir yandan getiriler sağlarken diğer taraftan sevdiklerimle beni ayırıyordu. Herkesi çok özlüyordum bu uzak yerde ama en çok annemin yokluğu ağır gelmişti bana.

Doğduğum andan itibaren kokusunu içime çektiğim, elimi uzatsam yakınımda olan annem şimdi kilometrelerce uzağımdaydı. Ben hala çocuktum, ayakları üzerinde durmaya çalışan güçlü, kararlı, kendinden emin imajıyla herkese karşı gelen ben, kabuğuma çekildiğimde hala annesinin küçük kızıydım.

******

Düşünceler en zayıf zamanlarında tahta geçer kişinin yüreğinde. En olmadık zamanda konuk olurlar, hazırlıksız yakalarlar yüreğin sahibini. Bir masa başında karşılıklı içilen kahvenin değil kırk yıl, bir ömür hatrı olduğu günler annemle geçirdiğim zamanlar. Sıkıcı gelen insanların arasında kaçışlarımda sığındığım tek liman. Gemilerin gelip gittiği, kornasını acele etmem için çaldırdığı ödünç saatlerde yudumluyorum şimdi kahvemi, sırf annemle biraz daha kalabilmek için. 

Hayat bazen tren, sıra sıra vagonlarında hoplaya zıplaya gidilen yorucu ve eğlenceli yolculuk, bazense gemide seyahat, sakin, kendini dalgalara teslim etmiş hafif hareketlerle dans eder gibi. Ayağımızı yere basmamızla anladığımız bir yürek hoplaması, anneden ayrılık. İçimin cız ettiği eğreti bir köprü başında karşıya geçmeye cesaretsiz, korkulu bakışlarla umudumun bittiği anda arkamda hissettiğim desteğim annem.

Uzak kentlerin birinde adını koymaya çalıştığım içimdeki seslerin gürültüsüyle uyandım sabaha. Dışarıda güneş vardı ama benim içimde yağmur yağıyordu, gök gürültüsüyle. Yabancı değildim böyle farklılıklara, çok defa, yağmur yağdığında içimde açan güneşin dayanılmaz sıcaklığını yaşamıştım. Şimdi bu soğukluk ve yağmur annemi hatırlattı bana.

Sıkışıp kaldığım zahiri zamanların sessiz isyanlarında daima yanımda olduğunu bildiğim cennetten benim için gönderilmiş meleğim, her duygusuyla ılık bir nefes başucumda. Söylenebilecek kelimeleri boğazımda düğümleyen sessizlik şimdi bana kalan. Ancak ben öğrendim ki, birinin annesi öldüğünde vazgeçiyor çocuk olmaktan yaşı kaç olursa olsun. Öyle omuzluyor sorumlulukları, sırtlıyor kendince hayatı.

******
Ilık bir bahar ayıydı. Çelişkilerimin içinde kendimi kaybetmiş, arama çabasına girmişken, sen aramıştın beni, annem. Bir sesin yetmişti beni alt etmeye çalışan düşüncelerimi dağıtmaya. Nasıl da hissetmiştin, üzüldüğümü. Sorguladığım dünle ilgili geçmiş kalıntıları sesini duyunca yok olmuşlardı. Ben yine pencereden bakıyordum. Karşı kaldırımdaki ağacın yeşil tonları tablo oluyor salonun duvarına yerleşiyordu. Tam ortada ikimizi hayal ediyordum. Burnumda tütüyordun. 

Doğduğum andan itibaren kokusunu içime çektiğim, elimi uzatsam yakınımda olan annem şimdi kilometrelerce uzağımdaydı. Ben hala çocuktum, ayakları üzerinde durmaya çalışan güçlü, kararlı, kendinden emin imajıyla herkese karşı gelen ben, kabuğuma çekildiğimde hala annesinin küçük kızıydım.

Gülçin GÜLOĞLU

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar