İş görüşmeleri her zaman çok sıkıcıdır. Bunu ben değil iş arayan herkes söyler. Görüşme yapacağın yer ne mesafede olursa olsun yol bitmek bilmez, bir türlü varamazsın gitmek istediğin yere hadi ulaştın diyelim bu defa büyük binaysa çalacağın kapıyı ara dur, sonra görüşeceğin kişi, yok bir dükkansa işin biraz daha kolaydır. Adres belli, görüşeceğin kişinin yerini elinizle koymuş gibi bulursunuz.
Ardından günlerce araştırdığınız, işe nasıl gidilir, mülakat yapan kişiyle konuşma adabı nasıl olur. Bir defa kasım kasım kasılırsanız olmaz. Nitekim kimseden iş dilenmiyorsunuzdur, emeğinizi ortaya koymanız için, başvurduğunuz yere kendinizi kanıtlamak ve onların çalışmalarında önemli katkılar yapmak için iş istiyorsunuz, fırsat bekliyorsunuzdur.
Hazırlık sürecinde, giyilecek kıyafet, abartısız hoş, sade bir makyaj ve baştan ayağa ufak detaylarla bezenmiş bir kişinin dik duruşu, kendinden emin tavırlarıyla, güvenli bir şekilde görüşmeyi yapacak kişinin karşısına çıkmak arasında geçen zaman iş arayan biri için kelimelerle anlatılamaz. Çok klasik olacak belki ama yaşanır.
Öyle ki, bir düşünmek gerek. Benim geçtiğim bu yollardan her gün milyonlarca kişi geçiyor. Hatta şuan beni sorularıyla terleten bu kişi de öyle. Öyleyse ne gerek var, birilerini ya da bir şeyleri ulaşılmaz görmeye veya kendini geri çekmeye.
Tüm bunlardan sonra işte gün var ki… onun heyecanı hepsini sollar. Kimlerle muhatap olunacak, işle ilgili tam olarak ne gibi sorunlar bizi bulacak. Tamam işi uzaktan takip etmek iyi de bir de içine girmek var. Her şey öyle göründüğü gibi kolay olmuyor maalesef. Kendini patronundan önce iş arkadaşlarına kanıtlaman gerek. Önce çalışacağın kişilerle ilişkilerini sağlam tutmalı ki insan ilk girdiği günden başlamasın ızdırabı. Öyle “ha” deyince iş bulunmuyor da sarmazsa çıksın.
Sonrası tamamıyla kişide bitiyor anlaşılacağı üzere. Tavırları, konuşmaları, samimiyeti, iyi niyetiyle kendini gösterme zamanının içine girmiş bir yetişkin, alışma devrinden sonra mutlulukla yoluna devam edecektir. Sonrası çorap söküğü gibi devam edecektir de.
Yaşamayan bilemez bu sıkıntıları. İşsizlik, kendini işe yaramaz, üretemez durumda hissetmek ne kötüdür bilen bilir. Bu durumda olan herkesin en acil şekilde iş bulmasını dilerken, eğer bu yazıyı okuyan iş sahipleri varsa onlara da göndermelerimi yapmış olayım. Unutulmamalı, herkesin işsiz kaldığı bir dönem mutlaka ki vardır.
Gülçin GÜLOĞLU
çalıştığım dönemlerde , şirketin iş görüşmelerini ben alırdım. İş arayan kadar görüşmeyi alan da kendini çok iyi hissetmiyor.
Mayıs 9th, 2008 at 10:16İşsizliğin 5 milyonlara dayandığı bu günlerde Türkiyenin en büyük ama en görmezden gelinen sorunu bu bence. Sevgiler bıraktım
bu sabah geldim ilk kez sitene. senin kelimelerini okudum ve düşündüm, sanki okumuyordum da sen bana söylüyordun. bu kelimelerin hiç bitmeisin olur mu güzel kız. adımı yazmıyorum buraya güzel kız dan anlarsın kim olduğumu. eskiye gömme beni olur mu, yeni bir trende tekrar sana düştü yolum küçük internet yolculuğunda.
Mayıs 9th, 2008 at 11:55AY ÇOK SEVİMSİZ BİR KONU BU HEM İŞVEREN HEM DE İŞ BAŞVURUSUNDA BULUNAN İÇİN.nNE KADAR GÜZEL ANLATMIŞSIN BEN DE ELİMİ KOLUMU NEREYE KOYACAĞIMI BİLEMEZDİM,BAZEN GÖZÜNDE ÇOK BÜYÜTÜRSÜN SANA İŞ VERECEK KEŞEYE AMA BİR BAKARSIN Kİ SENİN KADAR BİLGİSİ YOK SENİ İŞE ALIR DA ALMASINA O SENİN BİLGİLERİNİ KENDİNE AKTARMAYA ÇALIŞMAKTADIR,HEM PATRONDUR HEM DE BİLGİSİZ AKLIMA BÖYLE BİR ANIM GELDİ:)
Mayıs 9th, 2008 at 13:19SANA BAŞARILAR DİLİYORUM CANIM DİLERİM GÖNLÜNE GÖRE BİN İŞ VE HUZURLU BİR ÇALIŞMA ORTAMI BULURSUN
ÖPÜYORUM.
Canım benim ben inanıyorum senin gibi başarılı, temiz kalpli girişken, üretici birinin en kısa zamanda farkına varacaklar, sıkma canını, her görüştüğün yere ilk defa iş aramaya gidiyormuş gibi git, kendinden emin ve inançla, inş. en kısa zamanda gönlüne göre bir iş bulursun, öpüyorum seni kocamannnnnn…
Mayıs 9th, 2008 at 14:37iş görüşmesi yapa yapa geçiyor bu günler derdim ben hep, üniversiteden iş aramadım ama ilk işimden sonra çok aramıştım. ne kötüydü o zaman antreman olsun diye durmadan görüşme yapmaya başlamıştım ki, sonrasında çok rahat ettim. şimdi idyorum ki kaç taneyddi saysaydım diye:))))
şimdi iş görüşmesi, stajerlik başvurusu gibi şeyler ilk benden geçiyor:))) hehe:)))
amam her taraf haklı görüşmeye bile gerek olmayacak öyle çok insna geliyor ki buraya…
acı gerçekler…
he rtaraf için sıkıntılı bir durum yani…
gönlünce bir hafta sonu diliyorum. gönlünce işler, eşler, evler….
sevgilerimle
Mayıs 9th, 2008 at 17:28iş konusundaki tespitler doğru.iş arayan gençleri yönlendirmek açısından tesadüf oldu kariyer ile ilgili çelişki-analiz’de de konu işlendi.ilgilenenlere
Mayıs 9th, 2008 at 22:51Biliyor musun Kuju;
Mayıs 10th, 2008 at 09:57bence sen,
psikolojik konuların dışına çıkıp,bu günkü gibi sosyal konuları kaleme aldığında, çok daha etkileyici,sürükleyici,başarılı oluyorsun.
Harika bir yazı okuduğumu düşünüyorum ben bu gün zira.
Bu iş görüşmeleri meselelerine gelince,bir iki cümlemiz de bizlerin olsun…
Ne de olmasa tecrübe konuşacak burada.
İnsanların hayatlarında bazı dönüm noktaları vardır.Sayıları çok değildir o noktaların,iyi tespit edilmeli,iyi değerlendirilmelidirler.
İşte, iş başvurusu,iş görüşmesi bunlardan biri.
Önce,
olayın ciddyetini kavramalı, geleceğinizi etkileyecek bir noktada bulunduğunuzun realitesini kabul etmelisiniz.
Burada,gösteriye,kaprise,duygusallığa,gurura,daha bir çok şeye yer verilmameli.
İnsanın ne kadar yeteneği var ise,ne kadar kendini ifade edebilme,konuşabilme,mimik ve jestlerinden yardım alabilme,
duygu ve düşüncelerini karşısındakine dürüstçe aktarabilme becerisi var ise ortaya koymalı.
Eğer karşındaki,
tüm yeteneklerin bir yana,
dürüst ve samimi olduğunu hissedebilirse, yolun zor bölümünü geçtiğinin resmidir bu durum.
Gözlerine bakıldığında,
gerçekten yüreğinden konuşuyor bu insan diye düşünebilmeli karşınızdaki.
Gerisi aksesuardır.
Bu konuda çok güzel bir anım var ya,müsait bir zamanda anlatırım artık.
İş arkadaşlarınla uyuma gelince;
şöyle bir 15 gün sadece gözetleme yapsan,çok konuşmasan,olayların içine çok girmesen,kendini ispatlama çabasına,şirin gözükme çabasına hemen dalmasan,
herkesleri çabucak çözersin inan ki…
Kolay ve rastgelsin diyorum..
o kadar önemli bir konudan söz açmışsınız ki bende bişeyler demeden duramayacağım.
Mayıs 15th, 2008 at 10:35evet ülkemizde işsizlik büyük bi problem;problemin kaynağı işverende mi yoksa iş arayan işsizdemi yoksa suçlu ararken daha genişmi düşünmeliyiz acaba… ben kendimce şu konulara dikkat çekmek istiyorum:
1- işveren tarafının çalışan için aradığı şartların,kusursuzluk çizgisine yakın olması.ilanlara bakıyorumda öylesine kısa kısa cümleler ile öylesine kusursuz insanlar aranıyor ki, türkiye gerçeği bu aranılan ilanlarda sanki unutuluyor gibi geliyor bana.örneğin;25 yaşından gün almamış diyor ve tecrübeye önem veriyor.ülkemizde 25 yaşında üniversiyesi bitirmiş ve iş yaşamında işverenin istediği tecrübeye sahip ne kadar genç var…örnekler çoğaltılabilir
2- hele bide esnek çalışma saatleri denen bişey varki onuda hiç anlamam zaten.çalıştığım işin giriş saati belli olacak ama çıkış saati belli olmayacak bumudur yani.bunu mu kastediyorsunuz sayın ilan veren…çalışıyorsam elbetteki sorumluluğum neyi gerektirirse onu yapmaktır benim amacım ama;benimde özel vede sosyal bi hayatım olmalı-olmalıki-benden verimli bi iş hayatı bekliyorsan bunun benim için gerekli olduğunu anlamalısın sayın ilanveren…
3- satırlarca yazılan ve aradığınız elemanda olmasını istediğiniz şartlarla siz; gerçekten bu saydığınız şartlara uyan elemanlarlamı bu işi kurdunuz sayın ilan veren…
daha neler neler var. ben aklıma gelenleri saydım.en kısa anlatımımla;ülkemizde müthiş bi genç nesil var.buda süper bi enerji kaynağı demek, lütfen bu enerjinin yanlış yönlere gitmesine izin vermeyelim.devir çalışma zamanı.dünya dengesinin bozulduğu şu kritik zamanda ayakta kalma mücadelesi gösterenlere NE MUTLU…