İnsan… bir varmış bir yokmuş. Çırpınışlar, mücadeleler, hırslar, gözyaşları hepsi bir nefes ardımızda. Bir nefes öncesi varken bir nefes sonrası yoğuz işte.
Hani olmadık zamanda çalan telefonlar acı verir ya, acı acı çalan telefon diye başlanır söze, dedemin ölüm haberini de öyle bir saatte aldık. Üç gündür çok hastaydı, herkesin tetikte uyuduğu bir sabaha karşı telefonumuzun acı acı çalışıyla bir kısmın amcamlarda bir kısmının da bizde uyuduğu evlatları. Hemen arabalara atladık ve tam 5 te bu hayatta vadesini tamamlayan dedemi ebedi uykusunda son defa olsun görmeye gittik.
Yatağındaydı. Üstünü battaniyeyle örtmüşler, ben bakamadım. Dedemi ölmüş gibi düşünmek istemedim çünkü, öyle aklıma gelmemeliydi. Uzaktakilere haber verdik, elimizde telefonlar, gözümüzde sızım sızım akan yaşlar, kalbimiz buz gibi. Diğer odada dedem… Sanki göbeği bir şişiyor bir iniyormuş gibi, nefes alır gibi… Neden insanlar inanmak istemedikleri şeylere karşı hep zayıf olurlar?
87 yıl, dile kolay. Neler yaşadı kim bilir, neler gördü geçirdi, yaşadı, yaşattı. Ailemizin yıkılmaz çınarı, sülalenin son erkek yaşlısı. Açları doyuran, muhtacın dilinden anlayıp yardımcı olan, sessiz, kendi halinde dedem hakkın rahmetine kavuşmuştu. Tek yemeği en sevdiği peyniri, zeytini, domatesiydi. Bir de biber kızartmasını çok severdi. Daha geçen hafta yemişti, ben yapmıştım. Geçen hafta cumartesi.
O benim dedemdi. Babamın babası, mavi gözlü bir devdi, nazım’ın şiirindeki gibi. Diğer dedemi görmek nasip olmadı bana. O erken bulmuş yerini, henüz çok küçükmüşüm. Bir anneannem kaldı geriye. Canımdan can anneannem. Uzakta şimdi, benim çok uzağımda. Aradıkça sesini duyduğum, duasını aldığım, bana nazlanan anneannem. Bir sen mi kaldın şimdi bana. Allah’ım senin de acını yaşatmasın bana.
Aile öyle bir şey ki; damarda dolaşan kanın ailenin diğer üyelerinde de aynı şekilde dolaştığını hissetmek. Bağlılık, çıkarsız, menfaatsiz ilişki, bir arada olmanın verdiği huzur, güven. Bazen günün koşullarına kaptırıp, kırsak da birbirimizi, unutsak da zaman zaman, sıcacık bir kucak yine de.
Daha dün gibi. Sanki biz hiç büyümemiş, dedemin küçücük, minik elli torunlarıyız hala. Bir bastonunu unutmam asla, bir de fötr şapkasını. Elinden hiç düşürmediği ilaç çantası bir de. Nereye gitse başucundan ayırmadığı tülbendiyle yatağında, uykusunda verdiği canı hiç aklımdan çıkmayacak. Peki ben şimdi kimin elini öpeceğim bayramda? Duymayan kulaklarıyla bağıra bağıra, napıyon dedeeeeeee? Diye sesleneceğim.
Ahh dedem… yaşadın kendince. Soludun bu dünyadaki havayı ta ciğerine. Belki tam istediğin gibi, belki yarım bıraktıklarınla. Neler düşledin neler buldun, kimleri özledin kimleri sevdin içten içe, kimlere küs gittin. Şimdi mutlu musun? Özlediklerini gördün mü? tam 13 yıl aradan sonra kavuştun işte aşkına, babaanneme… hani piknikteydik ya… babaannem yürüyemiyordu taa nerelerden bir bardak su taşımıştın Fatma da içsin diye. Benim de senin gibi sevenim olacak mı dedem. Tüm kalbiyle..
Öldü diyemiyorum sana. Sanki şimdi tık tık yere çarpan bastonun ve sürüdüğün terlik sesleriyle kapımı aralayıp al şu parayı da kendine döner yaptır diyeceksin gibi. Sana hiçbir zaman demedim ama şimdi söyleyeyim: dedem ben hiç döner yemem, et yemem. Verdiğin parayla hep tost yerdim. Kırılma diye söyleyemedim hiç, hep sağol deyip cebime koydum yalnızca. Şimdi söyledim içim rahat etsin diye.
Sen aramızdan ayrıldın, ölmedin. Yaşayacakların var yaşama getirdiklerinle beraber. Mekanın cennet olsun dedem. Allah bizleri sevdiklerimize bağışlasın. Allah gençleri korusun.
NOT: Yanımda olup desteklerini benden ve ailemden esirgemeyen tanıdıklara, dostlara, arkadaşlara binlerce kez teşekkürlerimi iletiyorum. Adı güçsüzlük, zayıflık, çaresizlik olan ölüm böyle zamanlarda daha çok tanıdık yüz arıyor, dedeme ve tüm ölülülerimize Allahtan rahmet diliyorum. Allah taksiratlarını affetsin.
Gülçin Güloğlu
Ahhh canım yaaa, içim sızladı şu satırları okurken. Kendi acılarımı anımsadım. Canım Annem’in ve Canım Babam’ın yokluğunu. Hele ki erkenden çekip gitmelerinin ne kadar acı ne kadar dayanılmaz olduğunu anımsadım :(((( Doğumlar olduğu kadar ölümlerde var işte. Her ne kadar kabul etmesekte. Var her daim de var olacak. Ve bunlara karşılık ise söylenecek tek bir kelime yok. İfade edecek bir kelime yok. Çok üzgünüm. Hem senin ve ailenin yaşadıkları, hemde yaşadıklarını okurken anımsadığım kendi yaşadıklarım için :(((
Mayıs 2nd, 2008 at 22:50Sevgili ağabeyim UzakDost’un sayfasında okudum bu acılı haberi…
Böylesi durumlarda dillerim LaL oluveriyor benim… Çünkü teselli sözcükleri boş ve anlamsız geliyor… Biliyorum… Biliyorum ki, ateş düştüğü yeri yakıyor…
Allah rahmet eylesin diyorum sadece… Nur içinde yatsın sevgili dedeciğin…
Sevgiyle…
Mayıs 3rd, 2008 at 12:14Bu tür yazıları yazmak ta zor,okumak ta…
Hayatın gerçeği ölüm ama,yine de içine sindiremiyor insan.
Bir çok soru gelip takılıyor akıla,
nedenler,niçinler birbirini kovalıyor kafamızın içinde.
Nedeni,niçini yok işte!…
Bir yerde başlıyorsun,bir yerde bitiriyorsun hayatı.
Önemli olan bu gök kubbede hoş bir seda bırakabilmekte…
Hüzünlü oluyor bu tip yazılar.Yorum yazacak kelimeyi seçmek,cümleyi kurgulamak bie acı veriyor insana.
Mayıs 3rd, 2008 at 12:52Hele de;
tık tık yere vuran baston ve arkasından sürüyerek gelen bir çift terlik sesini takiple,
usulca aralanan kapı,titreyen el ile uzatılan bir küçük kağıt para,”bir şefkatli sesin ”al bunu da,kendine döner alırsın!…”diye,usulca fısıldayışı bir güzelliği kulağınıza.Bu bitiriyor işte insanı.
Hayatın bazı anlarını unutmak asla mümkün olmuyor.
Bu da onlardan biri işte.
Mekanı cennet olsun diyorum.
GÖZYAŞLARI İÇİNDE OKUDUM YAZINI,ÖLÜM İNSANA NE ÇOK ACI VERİYOR HELE Kİ SEVDİĞİYSE KAYBETTİĞİ…BEN DE DEDEM VE ANNEANNEMİ KÜÇÜK AMA AKLIMIN ERDİĞİ YAŞLARDA KAYBETTİM NASIL BİR GÜVENSİZLİK HİSSETMİŞTİM ANLATAMAM.HEP VAR OLACAKLARINI BENİ HEP SEVECEKLERİNİ ÖZLEYECEKLERİNİ DÜŞÜNDÜKLERİM YOKTU VE KİMSEYLE PAYLAŞAMADIM ACIMI, BİLMİYORDUM Kİ YAZMAYI VEYA ANLATMAYI HOŞ ANLATSAM KİM DİNLERDİ Kİ ARKADAŞLARIM ANLAMAZDI AİLEM İSE KENDİ ACILARINI YAŞIYORLARDI PAYLAŞAMAMAK İNAN ÇOK KÖTÜ AKITTIĞIN GÖZYAŞLARINI SİLENİN OLMAMASI DA.
Mayıs 3rd, 2008 at 15:54NE GÜZEL BİR SÜRÜ ANI SIĞDIRMIŞSIN, DEDENLE NE GÜZEL ŞEYLER PEYLEŞMIŞSIN ALLAH RAHMET EYLESİN ÇOK AZ BÖYLE İNSANLAR ARTIK,BENİM BİR DEDEM DAHA VAR AMA BENİM ONUNLA ,ONUN BİZİMLE HİÇ İLGİSİ YOK.SENİN ADINA PAYLAŞTIKLARIN ADINA SEVİNİYORUM DÜŞÜNDÜKÇE, SAKIN YANLIŞ ANLAMA DİLERİM BENİM KIZLARIM DA EN AZ SENİN KADAR ŞANSLI OLUR DA DEDELERİYLE UZUN UZUN YAŞARLAR
TEKRAR TEKRAR SABIR DİLİYORUM SANA VE AİLENE TÜM SEVDİKLERİNE İYİ BAK KENDİNE CANIM ÖPÜYORUM
BAŞIN SAĞOLSUN.
Mayıs 3rd, 2008 at 19:54Hepimizin hayatında kayıplar oluyor/olacak.Başın sağolsun arkadaşım.Dedenin mekanı cennet olur inşallah…
Mayıs 3rd, 2008 at 20:19Senin bu acını okurken bende dedemi hatırladım.Dedem beni çok severdi.İlk kız torunu olduğum için ve ismimi kendisi verdiği için.Halam evlenirken ben 3-4 yaşındaymışım.Dedem bahçede ağlıyormuş.Komşulardan biri moral vermek için :”ağlama büyüyen gidecek işte yanımızdan ” demiş.Bu sözün üzerine dedem: “ben ona ağlamıyorum ki …(beni söylerek) nasıl vereceğim ellere demiş” ama ne yazik ki benim evlenmemi göremedi bile…
canım çok üzüldüm.duygularını anlayabiliyorum.ama unutma bu hataın kanunu.hepimiz birer birer gidiceğiz.rabbim hayırlı ölümler versin.yatağımızda gidelim.kimseye yuk olmadan.kendine dikkat et.sevgilerle
Mayıs 4th, 2008 at 00:29Blogcu sayflarında gezinirken,acını okudum.Yorum yazmadan da gitmek istemedim.Başın sağolsun.
Biliyorum,ateş düştüğü yeri yakar.O ateş ki düştüğü yüreği derinden etkiler.Acını paylaşmak adına buradayım.
Tekrar başın sağolsun.
Mayıs 4th, 2008 at 14:52Güzel Kujum,
Mayıs 4th, 2008 at 14:54Çok şey yazmak istiyorum,
beceremiyorum…
Gözyaşlarım anlatır değil mi size söylemek istediklerimi…
Acınızı yüreğimde hissediyorum…
Sevgiyle kucaklarım…
Canım yazdıkların beni çok duygulandırdı.Ne güzel bir dedeye sahip olmak ben bilirim.Çünkü benim de bir dedem var 87 yaşında,ama artık güçsüz bir çocuk gibi.Hani derler ya çöpe takılsa düşüyor diye, işte öyle.Ama yine de insan ölümü yakıştıramıyor sevdiklerine. Ne kadar yaşlı da olsa güçsüz de olsa onların varlıkları güç ve neşe veriyor insana.Diğer dedemi hiç tanımadım, annem bebekken ölüp gitmiş asker ocagında.Anneannem de pek sevgisini göstermedi bizlere.Dedemin ilk torunu oldugum için beni diger torunlarından daha fazla sever, ilk göz agrım der bana.Sana ve diğer aile fertlerine tekrar başınız sag olsun diyorum ve dedenizin mekanı cennet olsun diyorum.Sevgi ve selamlar.
Mayıs 4th, 2008 at 14:54Üzüldüm. Hemde çok üzüldüm. Başın sağolsun. Bu durumlarda en klişe cümledir. Başka birşey diyemiyorum.
Mayıs 4th, 2008 at 19:51Allah herşeyi sıralı versin sevgili arkadaşım.
başın sağolsun…Mevlam büyük sabırlar versin…Bende çok sevdiğim bir DOSTumun babasının vefatı ile kederde idim…Çok zor dayanmak…Ayrılık demiyoruz biz sevgimiz başka yerlerden ulaşıyor onlara….
Mayıs 5th, 2008 at 08:03CANIM YA,
Mayıs 5th, 2008 at 08:45ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSIN, AMA NE KADAR ANLATIRSAN ANLAT YÜREĞİNDEKİ O SEVGİYİ ANLATARAK BİTİREMİYECEÜİN BELLİ, YÜREĞİNDEKİ O SEVGİ, KAYIPLARDA ACI OLARAK GERİ DÖNÜYOR İŞTE İNSANA. SEVMEYİ BİLEN SENİN GİBİ YÜREKLERE.
BENİ DE ÇOK DUYGULANDIRDIN AMA YA…
SEVDİKLERİME KAYIPLARIMA, O KADAR YAKALADIN BENİ YAZDIKLARINLA… İYİSİMİ BENDE ZIRLAMADAN ŞİMDİLİK HOŞÇAKAL
SEVGİLERİMLE
Dedene olan sevgini ve ölümüyle sende bırakmış olduğu, özlem duygunu şiirsel bir dille ve başarıyla dile getirmişsin.Bende 2007 kasımında, babamı kaybettim ve bu bağlamda senin yazında, kendi düşüncelerimi buldum.Allah tüm vefat eden sevdiklerimizin taksiratlarını affetsin.Mekanları cennet olsun…
Mayıs 6th, 2008 at 01:11Sevgili Uzakdost’un blogunda gördüm bu üzücü haberi..Başınız sağ olsun..Allah sabır versin..
Mayıs 6th, 2008 at 19:32başınız sağolsun. dedenizi tanımamama rağmen, samimi yazınız beni de üzdü
Mayıs 13th, 2008 at 15:28