bir deniz yıldızı masalı

Bir Çınar Yok Oldu/ O Benim Dedemdi…

Yazan denizyildizi at 9:07 pm

İnsan… bir varmış bir yokmuş. Çırpınışlar, mücadeleler, hırslar, gözyaşları hepsi bir nefes ardımızda. Bir nefes öncesi varken bir nefes sonrası yoğuz işte.

Hani olmadık zamanda çalan telefonlar acı verir ya, acı acı çalan telefon diye başlanır söze,  dedemin ölüm haberini de öyle bir saatte aldık. Üç gündür çok hastaydı, herkesin tetikte uyuduğu bir sabaha karşı telefonumuzun acı acı çalışıyla bir kısmın amcamlarda bir kısmının da bizde uyuduğu evlatları. Hemen arabalara atladık ve tam 5 te bu hayatta vadesini tamamlayan dedemi ebedi uykusunda son defa olsun görmeye gittik.

Yatağındaydı. Üstünü battaniyeyle örtmüşler, ben bakamadım. Dedemi ölmüş gibi düşünmek istemedim çünkü, öyle aklıma gelmemeliydi. Uzaktakilere haber verdik, elimizde telefonlar, gözümüzde sızım sızım akan yaşlar, kalbimiz buz gibi. Diğer odada dedem… Sanki göbeği bir şişiyor bir iniyormuş gibi, nefes alır gibi… Neden insanlar inanmak istemedikleri şeylere karşı hep zayıf olurlar?

87 yıl, dile kolay. Neler yaşadı kim bilir, neler gördü geçirdi, yaşadı, yaşattı. Ailemizin yıkılmaz çınarı, sülalenin son erkek yaşlısı. Açları doyuran, muhtacın dilinden anlayıp yardımcı olan, sessiz, kendi halinde dedem hakkın rahmetine kavuşmuştu. Tek yemeği en sevdiği peyniri, zeytini, domatesiydi. Bir de biber kızartmasını çok severdi. Daha geçen hafta yemişti, ben yapmıştım. Geçen hafta cumartesi.

O benim dedemdi. Babamın babası, mavi gözlü bir devdi, nazım’ın şiirindeki gibi. Diğer dedemi görmek nasip olmadı bana. O erken bulmuş yerini, henüz çok küçükmüşüm. Bir anneannem kaldı geriye. Canımdan can anneannem. Uzakta şimdi, benim çok uzağımda. Aradıkça sesini duyduğum, duasını aldığım, bana nazlanan anneannem. Bir sen mi kaldın şimdi bana. Allah’ım senin de acını yaşatmasın bana.

Aile öyle bir şey ki; damarda dolaşan kanın ailenin diğer üyelerinde de aynı şekilde dolaştığını hissetmek. Bağlılık, çıkarsız, menfaatsiz ilişki, bir arada olmanın verdiği huzur, güven. Bazen günün koşullarına kaptırıp, kırsak da birbirimizi, unutsak da zaman zaman, sıcacık bir kucak yine de.

Daha dün gibi. Sanki biz hiç büyümemiş, dedemin küçücük, minik elli torunlarıyız hala. Bir bastonunu unutmam asla, bir de fötr şapkasını. Elinden hiç düşürmediği ilaç çantası bir de. Nereye gitse başucundan ayırmadığı tülbendiyle yatağında, uykusunda verdiği canı hiç aklımdan çıkmayacak. Peki ben şimdi kimin elini öpeceğim bayramda? Duymayan kulaklarıyla bağıra bağıra, napıyon dedeeeeeee? Diye sesleneceğim. 

Ahh dedem… yaşadın kendince. Soludun bu dünyadaki havayı ta ciğerine. Belki tam istediğin gibi, belki yarım bıraktıklarınla. Neler düşledin neler buldun, kimleri özledin kimleri sevdin içten içe, kimlere küs gittin. Şimdi mutlu musun? Özlediklerini gördün mü? tam 13 yıl aradan sonra kavuştun işte aşkına, babaanneme… hani piknikteydik ya… babaannem yürüyemiyordu taa nerelerden bir bardak su taşımıştın Fatma da içsin diye. Benim de senin gibi sevenim olacak mı dedem. Tüm kalbiyle..

Öldü diyemiyorum sana. Sanki şimdi tık tık yere çarpan bastonun ve sürüdüğün terlik sesleriyle kapımı aralayıp al şu parayı da kendine döner yaptır diyeceksin gibi. Sana hiçbir zaman demedim ama şimdi söyleyeyim: dedem ben hiç döner yemem, et yemem. Verdiğin parayla hep tost yerdim. Kırılma diye söyleyemedim hiç, hep sağol deyip cebime koydum yalnızca. Şimdi söyledim içim rahat etsin diye.

Sen aramızdan ayrıldın, ölmedin. Yaşayacakların var yaşama getirdiklerinle beraber. Mekanın cennet olsun dedem. Allah bizleri sevdiklerimize bağışlasın. Allah gençleri korusun.

NOT: Yanımda olup desteklerini benden ve ailemden esirgemeyen tanıdıklara, dostlara, arkadaşlara binlerce kez teşekkürlerimi iletiyorum. Adı güçsüzlük, zayıflık, çaresizlik olan ölüm böyle zamanlarda daha çok tanıdık yüz arıyor, dedeme ve tüm ölülülerimize Allahtan rahmet diliyorum. Allah taksiratlarını affetsin.

Gülçin Güloğlu

 

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar