Telefon çalıyor…
Tek tek odaya dağılmış aile bireyleri ki özellikle kardeşler birden fırlarlar telefonun olduğu bölgeye. Salonda oturan anne baba, pek oralı olmaz önce, ilgilenmiyormuş gibi yapıp sonra,
-Didişmeyiiiiin kimmiş ooooooo, diye size seslenirler. Tabi bu arada;
-Ben bakarıııııııııııııııııım diye koşarken ahize kapanın elinde kalıyor(du) kardeşler arasında.
Şimdi cep telefonu çıktı mertlik bozuldu misali, artık ev telefonuna atılan kişiler kalmadı. En azından bizim evde son buldu. Ki korkarım yakında evlerde telefon da nostalji olacak. Bugünleri görmenin bilmişliğiyle evlatlarımıza nasihat vereceğiz.
-Bak yavrum, sen bilmezsin, eskiden ev telefonları vardı. Öyle melodi sesi seçme şansımız yoktu, stadart sesleri vardı: lüüüüü lüüüüü lüüüüü lüüüüüü (normal- insnaı yormayan ses)) ya da zaaaaaaaaaaaaaaaart zaaaaaaaart (kaba- açmazsan günüzü gör diyen) ya da lililililililili lilililililili lilililililili (en kibarı- açmazsan rahatsızlık vermeyen) kim aramış bilmezdik, bir telefon çalışta hop oturup hop kalkardık ailece, adeta neşe kaynağı veya hüzün bulutumuz olurdu, arayan kişiye göre veya alınan habere göre. Ne günlerdi, şimdiki yaşamın kıymetini bilin…:P
Onlar da (evlatlar) umarsız, biraz da ukala
-Aman napayım yani, o günleri görmedim diye şimdi kendimi ezik mi göreyim. O gün öyleymiş bugün böyle, bırak bana bunları anlatmayı, bak yeni telefon çıkmış, elini uzattığında dokunabildiğin bana onlardan al anne/baba… lütfen!!! derslerimi en iyi şekilde vericem, hem bu telefon sayesinde bilgileri kendim yazmak zorunda bile değilim. (tabi o zamana kağıt üzerinde sınav kalırsa)
Öyle ya. Bu günleri yaşamayan bir çocuğa yaşadıklarını anlatsan ne olur ki. Bu kör bir insana bana portakalın rengini söyle ya da şu karşıdan geçenin özelliklerini say demeye benzer… O da haklı kendince, biz bizden öncekileri ne kadar dinledik ki, onlar da bizi dinlesin… Bir kulaktan girdi, ötekinden çıkmaya fırsat kalmadan girişte gümrüğe yakalanıp, girişten geri döndü hatta. Mukadderat ))
Yahu ben konunun epey bi dışına çıkmışım fark etmeden. Ben ne anlatacaktım ki klavye bana bunları yazdırdı. Güleyim mi kızayım mı kendime bilemedim kafamı toplayamadığım için. Ne yazdım, nasıl oldu, farkında değilim ama napayım kuralcı olmaktan bıktım, biraz da dağınık olmak istiyorum. Kalıpsız yaşam ohh ne rahat
gel yan gel yat, keyfine bak… (bu böyle değildi galiba)))))) kendimce esti yazdım, iyi de yaptım. Gülün, kendinizi mutlu hissettiğiniz şeyler yapın, hayattan, yaşadığınız günden zevk alın….
denizyıldızım. Com a uğrayın ))))))
tembellik, eskiden yerinden kalkamayan ane babalar gereksiz gördüklerinden eylemlerini istiflerini bomuyorlardı telefona koşmayai ama şimdi kimse yerinden kalkmaz oldu zatenotururken tlefonuna yanına alıyorsun, tv ninkumansasını ben çocukken babam bana değiştirdi gerçi bu kadar kanal olmadığından öyle zap tabiride yüktu:))))
ama gittikçe tembelleşen bu toplum, yeni gelişmeleri sağlarmı endişeşeri var, çok tembel olduk çok…
sevgilerimle
Nisan 15th, 2008 at 08:27hoş ve anlayabilen için içinde bulunulan zamanın değerini anlatan bi yazı paylaşım için tesekkurler
Nisan 15th, 2008 at 20:03teknoloji almış başını gidiyorken, aslında bazı değerlerimizide silip süpürüyor bence…yenilikler güzeldir ama eski vakitlerin tadı hep bir başka kalmıştır nedense damağımızda….ben o çevirmeli telefonları bile özledim…ki mutlaka sayıları az da olsa kullananlar avrdır…ama dediğin gibi ya gelecekte neler neler göreceğiz daha ve bizim özlem duyduğumuz şeyleri nasıl anlatacağız çocuklarımıza..bu kadar hızlı ilerliyorken herşey…
Nisan 16th, 2008 at 01:39hoş ve eğlenceli anlatmışsın unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi canım…senin içinden geldiği gibi yazmalarını ben çok seviyorum zaten…biliyorum o içindeki yaramaz elma yanaklı kız çocuğunu…kıpır kıpır yerinde duramıyor işte bazen..ama iyi de oluyor:))
Canım kujucuğum günaydın.!
ÇOk şeker yazı doğurmuşsun esprili de…
Aklımdasın sevgimdesin ablan incoş
Nisan 17th, 2008 at 06:29Teknoloji mi gelişiyor yoksa aldatılıyor muyuz? Bugün bir bilgisayar alsak 15 gün sonra eskiyor ise (En azından reklamlarda), cep telefonları ay bile sürmeden model değiştiriyorsa bence aldatılıyoruz.
Bilgisayar satsanız müşterilerinizle şu dialogu çok sık yapardınız :
-Bana en son teknolojiyi ver”
-Nerde kullanacaksınız?
-Birgün kullanırız..
Ya da diğer ürünler…
Gelişim mi yoksa tüketim mi? İsraf mı? Hatta 30 yıl sonra bu ürünleri alabilecek paramız kalacak mı? Hatta hatta oksijensizlikten ve kıpırdayamamaktan yaş ortalaması 35 e düşmeyecek mi?
Çok neşeli bir yazıya hüzün getirdim
Yaşarsak görelim bakalım.. Neyleyecek(iz)? :)))
Sevgiler..
Nisan 17th, 2008 at 23:09İyiki konunun dışına çıkmışsın …çok güzel bir konuya değinmişsin.Aslında şimdi bile ev telefonları kalkacak ama ADSL yüzünden kapatamıyoruz.
Nisan 18th, 2008 at 16:00Klavyenin tuşlarının bozulaması dileklerimle HARİKASIN…Sevgiler
Doğru söze ne hacet.N e güzel olmuş akıcı ve bizden,evet aynen dediğin gibi benim kızlar anlamıyor,eskiden ben doğduğumda cep telefonu yoktu dediğimde bırak ki ev telefonunu nasıl anlasın:)))
Nisan 19th, 2008 at 21:52Öptüm
çok hoş bi yazı olmuş eline sağlık
Nisan 19th, 2008 at 23:30