Ne söylemeli? Nerden başlamalı? Bir avuntu bazen söylenen üç beş kelime, yaşanansa açıklarda batmak üzere olan geminin sessiz vedası, el sallanmaya mahkum garaj çıkışlarında belli belirsiz dudaklardan çıkan sözler. Vurgun yiyen balıkçının umutsuzluğu bazen, bazense yeni bir bebeğin umudu günümüze eş.
Boğazda takılı kalıp, dışarıya çıkarılamayan sözlerin tıkanıklığı, akmak için kırpılmayı bekleyen gözyaşı, çıkmasın diye mücadele edip, meydan okuyup burun sızlatan çok içten akıtılan bir damla… ardı arkası kesilmeyen çığlıklar.
Neye yarar. Yıllarca susup da ardında saklanan sevdayı kucaklayan ömrün tuzlu gözyaşıyla yıkanan törpüsünde, aşk neye yarar. Kalpte yara, dilde kızgınlık, içte söylenemeyen sözlerden bir demet. Suyun şeffaflığında yıkanmak ne kadar rahatlatıcı oysa çamura inat yağan yağmurun toprakta bıraktığı suyla üzerimize sıçraması neyi değiştiriyor… Fark eder mi, bir avuç toprağın üzerimize sıçraması, yağmurun rahmetini unutturur mu bize?
Virane bir tren önünde, her an altına atlamayı düşünüp de bir türlü cesareti olmayan ürkek serçe misali o anki tereddüt. Tabi… kolay mı ya vazgeçmek, hayatı tanımıyorum demek, hemen baş ucundayken bu kadar, maviyi bilmiyorum demek. Renksizlikler içinde boğulmuş, gözünü yıllarca açamayan bir sevda, kuşun kanadında uçmakta. Uçabilir mi insan da? Alabilir mi kuşun kanadından el uzatıp tüm sevdaları. Bırakabilir mi onu özgür. Yok sayabilir mi yaşamı, yaşananları?
Yüreği mazide yitik kalp atışları. Bu dünyadan göçüp gidenler alsın benim de bulutlarımı. Kanadı kırık kuş, uçamıyor, götüremiyor sevdayı uzak ülkelere. Beli kırık sevdanın, eğilip yere saçılanları toplayamıyor. Şimdi bir değeri var mı hafif bir tebessümün. Onca şeyden sonra.
Yüreği yaralı, kanı temizlemeye adam lazım. Dağılan, yerle bir olan bugünü açık pencereden silkmek gerek. Güç var mı kollarda, Allahım yine mi yardım gerek. Tek başına kalkamayacak mı bu yükün altından hatıraları yaşayan ezik duygu. Olsun varsın, bir başına kalkamasın bu işin altından, ille de yardım diye tutturmamayı öğrenir en azından. Sal gitsin ne varsa seni kuşkulandıran.
Bitti bitiyor derken, biten ömrün arkasından koşup geç kalan insan. Değer mi? Soruyorum, değer mi? Kırpılmayan gözlerde bekletilen bir damla gözyaşını akıtmamaya, o iç burkan burun sızısını duymaya, sessiz kalıp, söylenmeyenleri söylememeye değer mi? Giden bizden mi gitsin, öyle diyorsan değer sana zulüm, değil diyorsan, yaşa be hayatı. Umursama hüzün bulutundan akacak damlaları. Yaşa, yaşayabildiğin kadar çok yaşa… nefes al, çekebildiğin kadar derinden, ittir elinin tersiyle seni üzenleri, sevenleri buyur et, ağırla gönül konağında… susup kalmasın kelimelerin dışarıya çıksın, bağırsın, haykırsın, çığlıklar atsın… İzin ver kendine hayatta bir defa bile olsa…
Gülçin GÜLOĞLU
Bitti bitiyor derken, biten ömrün arkasından koşup geç kalan insan. Değer mi? Soruyorum, değer mi? Kırpılmayan gözlerde bekletilen bir damla gözyaşını akıtmamaya, o iç burkan burun sızısını duymaya, sessiz kalıp, söylenmeyenleri söylememeye değer mi? Giden bizden mi gitsin, öyle diyorsan değer sana zulüm, değil diyorsan, yaşa be hayatı. Umursama hüzün bulutundan akacak damlaları. Yaşa, yaşayabildiğin kadar çok yaşa… nefes al, çekebildiğin kadar derinden, ittir elinin tersiyle seni üzenleri, sevenleri buyur et, ağırla gönül konağında… susup kalmasın kelimelerin dışarıya çıksın, bağırsın, haykırsın, çığlıklar atsın… İzin ver kendine hayatta bir defa bile olsa…
Gülçin GÜLOĞLU
Bu kadar denk mi düşer düşünce yolculukları kujum.!
Duymak istediğin cümle adreslerimi peş peşe sıralamışsın sen…Bu aralar ki sorgularım cevaplarıma benzettim. En son cümlelerinse cevap hanem oldu inan…
(küçücüğüm de olsa da, düşüncelerime ablalık yaptın valla)
Gerçekten ne kadar izin verebiliyoruz ki kendimize hep tekrarlıyor bir yerlerde soru denen takıntılar cevaplar maharetsiz kalıyorlar ki hep tekrara alıveriyoruz…Belki de bilinç altımıza derin çizikler oluşsun, bu cevapları hiç unutmasın diyedir…
İnsan bazen uyku rüyasında çığlık atmaya çalışır yada attım sanır ama boğazından yukarı çıkamaz ya çığlık hani sıkışır…çığlık çığlığa uyandım der insan ama çığlık nefessiz boğazlarda dağılmıştır ya duyulmamıştır ya çığlık sahibi kendisinden başka. İşte o çığlıklar pek işe yaramıyor duyurmak lazım o çığlığı siren gibi ki çığlık hayatta ki yerlerini, tutsak olmuş düşüncelerin zincirleri kırma adına yerini bulsun…
Bir şeyleri salmak için bir değil, bir şeyler gerekli… (çoğula giriyor)Yani dost düşünce koşulsuz yardım paketi gerekli. ki o insana kuvvet versin…
Sorunlar bir başınalıktan değil, çoğullukların artı ve ekilerinin çarpışma etkilerinden doğuyor çünki…
Desteksin ne sandalye, ne masa, ne ağaç, ne cam, ne su nede insan ayakta duramaz ki…
Var olanlar yok sayılamaz…
Dil unuttum dese de, ne beyin nede yürek unutmaz. Unutulsa da hatalar sevaplar günahlar hiç bir işe yaramaz, insan, yaşam kainat ın adı olmaz…
Sana yazarken canım kujum kendimide cevapladım sanki…
Bu aralar benim bana çok ihtiyacı var gülüm…
Biraz fiziksel biraz ruhsal huzursuz dönemlerim geçit törenlerini uğurlamaktayım…
O yüzden biraz darlıklarımı genişleme çabalarındayım…
Seni çok özlemiştim geldim, baktım ki yazılarında benden bir şeyler var ki, senin cümlelerin benim kalp şehrimin tanıdık yakınları…
Canımsın iyi ki varsın, iyi ki anacığın seni doğurmuş…
Koşulsuz abla sevgilerimle… incoş
Nisan 10th, 2008 at 06:43İNCİ ABLAMAAAA
hani bazen sövüp dururuz ya ablam su teknolojiye… yapaylaştırıyor, insanı tembellştiriyor diye şimdi öpesim geldi, sanki su okuduklarımı çooook uzaklarda değilmişsin de hemen suracıktaymışsın gibi hissettim. sarılmak istedim sana sıkı sıkı. kim demiş tanışmadık, görüşmedik diye geldin kalbimde bir odacığa gitmek üzere olmayan daima evimde arkadaş olan bir yürek oldun.
çok değerlisin benim için, gittin seni çok özledim, lütfen gitme olur mu… bazen çok güçsüz kaldığımda senin cümlelerini varlığını istiyorum. kuju nu bırakma en azından.
senin sana ihtiyacından bahsetmişsin sende sana yetecek çok sen var ablam benim. gör onları, öyyle büyük bir kalbin var ki, herkesi sığdırabilecek kadar oracıkta kendine çok çok yetecek sen bulacaksın inan bana…
hoşgeldin, bu sabahımı güzel başlatmama vesile olduğun için yüreğimden kocaman bir teşekkür sana. bitasmesin canım ablam. herşey o temiz kalbine göre olsun. seni çok seven, her zaman burda seni bekleyen bir kujun var unutma….
Nisan 10th, 2008 at 11:16İzin verdim bir kerecik kendime ve hayat denen güzelliği ilk defa yudumladı en nadide kadehten…
Kendimize çok haksızlık ediyoruz ve bazen fazlasıyla hapsediyoruz içimizdekileri…
En güzeli, yaşamak hayatı acısı ve tatlısıyla birlikte.. Tıpkı şekerle biber misali; bazen yanar, bazen tatlanır ağzımız ama yinede her şeye rağmen yaşanır.
Dilerim sen şeker tadında geçirirsin bu hayatı kuju’m…
Nisan 10th, 2008 at 11:33yüreğine sağlık
sen bir kere değil sürekli izn ver kendine, hayatı yaşamaya…
sevgilerimle
Nisan 11th, 2008 at 13:32Gülçincim merhaba siteni ikinci ziyaretim bloğun çok güzel yüreğine sağlık….Canım İzmirliler olarak blog buluşması yapmak istiyoruz, katılmak istersen yorum bırakabilirsin,görüşmek üzere, sevgiler…
Nisan 11th, 2008 at 16:43hoşgeldiniz…
Nisan 11th, 2008 at 17:14uğurböceğim çok mutlu olurum… hemen geliyorum sitene
merhabaaa,cok guzel bır bloggg, yazıda harıka, blogta her sey guzel bu blogta ama kotu olan yazının haklılıgı ve bu yazının yaramaz ogrencı mısalı karatahtaya kaldırdıgı ogrencı konumuna dusmek , ınsan ıcınden gecenlerı soylemelıı, ve ben hep bunun hayalıyle yasayacam sanırım … hoşçakal arkadasss
Nisan 11th, 2008 at 23:33Geç kalmamak için, “keşke” dememek için, izin vermek gerekiyor..
Yine çok güzel bir yazı kujucum.
Güzel bir hafta sonu diliyorum sana..
Sevgiler..
Nisan 12th, 2008 at 09:37