Hayata hangi pencereden bakarsak o pencerenin baktığı yöndeki manzarasını görürüz. Bir yanı parka bakar, diğer tarafı denize, bir başka tarafı ormana ya da caddeye bakan bina pencereleri nasılsa hayata bakan pencerelerde öyledir. Bir yan umut, diğer yan hüzün bir başka yön huzurdur.
Yaşadığım günler boyunca bu yaşıma kadar türlü zorluklar yaşadım. Kendime göre de olsa kaldıramayacağım kadar zor günler de atlattım. İyi bir ailem, beni mutlu eden dostlarım, vakit geçirmekten hoşlandığım arkadaşlarım, zevkime göre geçirdiğim zamanlarım, bana ait anılarım, biriktirdiklerim, eskittiklerim, yenilediklerim, kattıklarımla hayatı bazen ciddiye alıp bazen dalgamı geçerek arkama bakmadan aldığım yol beni bugüne getirdi.
Sessiz kalışlarımda kurdum çoğu zaman cümlelerimi, bana ne iyi yazıyorsun diyenler, benim kurduğum cümlelerde kendini bulanlarla birlikte hep aynı şarkıda buluştuk aslında. Çığlık atabilenlere uzaktan bakan belli bir grup, şakıyan seslerin arasında kaybolmak isterken kendi sessizliklerine yaşlar akıttılar, ben gibi.
Hayatıma yer etmiş sesler vardır benim. Duyduğumda içimin titrediği, sevdiceğimi düşündüğüm, geçmişin anı kırıntısı içinde benim de ufalandığım sesler… dalga sesi gibi… hani çok derinlerden gelip bir hışımla sahildeki kıyıyı döven dalga sesi ya da bir sabah uyandığında pencerene tık tık vurup da sana bişeyler anlatmak isteyen ve pencereni açman için sana baskı yapan yağmurun sesi, gecenin en sessiz zamanında belki korkudan belki anne kokusuna duyduğu ihtiyaçtan yeri göğü inleten yeni doğmuş bir bebeğin sesi, geleceğini tek bir "evet" kelimesine bağlayan heyecanını gizleyemeyen bir gelinin "evet" diyen sesi… Bir kuş sesi, bardağa koyulan suyun sesi, kurumuş gazellere bastığımızda kuru yaprağın sesi, ağaçtan düşen yaprağın sesi…
Hayatıma yer edenlerin dışında hayatımda yer etmesini istediklerim var bir de. Öyle hızlı atlıyorum ki basamakları ne düşüncelerim yetişebiliyor hızıma ne yapmak için sıraya koyduklarım. Aklımda sıralı olmalarına rağmen bitiremediğim işlerimin hem çok çabuk geçen hem de takılı kaldığını düşündüğüm, zaman beni ikileme sokuyor. Ben nerdeyim, istediğim şeye ne kadar uzaklıktayım ya da o şey bana ne kadar yakın, sorular, sorgulamalar, açık kalan kapılar, içeri giren rüzgar, kapatıp dışarıda kalan üstü açık üşüyen çabalar.
Belirsizliklerin izindeyim. Çözebildiklerim bana yetmiyor, elimde olanlar yönümü söylemiyor. İçimde duyduğum ses yakın olduğumu anlatıyor, gitmek istediğim yerin belki bir adım gerisindeyim. Şansımı deniyorum, belki en olmadık zamanda kapımı çalacak beklediklerimin yolunu gözlüyorum. Gözlerken yaşıyorum, yaşarken seçimler yapıyorum, yaptığım seçimlerle yaşamıma yön veriyorum, böylece beklediklerimin üzerine çok gitmeden hayatı es geçmiyorum. Nefes alıyorum ve şükrediyorum.
Güçin Güloğlu
Son Yorumlar