bir deniz yıldızı masalı

“KADIN” Herşey

Yazan denizyildizi at 1:27 am

Ne çok şey öğreniyoruz biz ey kadınlar…
Kadın dendiğinde akıllara ilk gelen şey genelde dır dır etmeleridir. Alışverişe olan düşkünlükleri, sürekli şikayet etmeyi seven tarafları olan, ütü, bulaşık, temizlik üçlüsü arasında boğulmuş ya da sıkıştırılmış özgür benliklerinin dışa vurumuyla ilgili olarak bu durumdan eşlerini veya babalarını sorumlu tutan, çoğu zaman birilerinin desteğiyle güç alan biri geliyor akıllara. Genel anlamda kadın demek buymuş gibi.
Bir ağlayan gördüklerinde “ağlama be kadın gibi” ya da “başımın etini yedin karım gibi”, eksik etek, ya da birçok muhabbette “egemenliği elinde bulunduran her daim erkeklerdir tarihin tozlu sayfalarına bakarsanız görürsünüz” diye kendi egolarını tatmin etmeye yer arayan erkeler gibi, kadınlık geçmişten bugüne zayıflık, daha iyi tabirle bir anlamda gericiliği, yarımlığı ve huysuzluğu tarif etmektedir.
ELİNİN HAMURUYLA ERKEK İŞİNE BULAŞMA diyen bir zihniyetten ne beklersiniz. Öylesine alışmışlar ki tek güç olmaya, kendinden başka kimsenin hele hele bir kadının önde olmasını hazmedemeyen erkek milleti tarih boyunca kadın olmakla ve kadın işleriyle ilgili ne varsa aklına takmış bu anlamda durmadan teoriler üretmişlerdir.
Yazık diyorum başka da bir şey demiyorum. Boşa zaman kaybından başka bir şey değil çünkü, onlar kadınların geri kalmasıyla ilgili teoriler geliştiredursun bu aşamada kadınlar bir hayli yol almışlardır.
Siyasete girmiş, erkeğe özgü diye bilinen bilumum mesleklerde kendini ispatlamış, zekasıyla çok eskilerden egemen olan erkek kontrolünü kendi tekellerine almayı başararak yerinde sayan erkeğin aksine toplumda ve dünyada kendi yerini ortaya koymuştur. Kadının adı yok denirken kadının adı var olarak değişim sürecine girilip, tokat gibi cevaplarla sessiz ve derinden gelişimini devam ettirmiştir. Bu aşamada kadınlara söylenecek tek şey: bravo kadınlar…
Evin içine hapsolmuş, kendini çocuk bakımına adayan, gözü evin işinden başka bir şey görmeyen, kocasının geliş saatinde gezmesinden dönmüş, yemeğini akşamdan yapmış, bir ruj, bir allıkla makyajını tazelemiş, kocasının bir dediğini iki etmeyen kadını şimdi mumla arayın durun. Annelerimizden ya da yaşları bizim jenerasyona göre bir önceki nesil diyebileceğimiz kişilere değil kastım. Onlar zaten belli bir düzen oturtmuşlar hayat boyu. İstese de düzeltemez de benim demek istediğim daha genç kişilerin atılımları, değişiklikleri. Görüp de yapmadıkları.
Artık eskisi gibi kadın ne kadın evde kocasını beklemek istiyor ne de erkek karısı evde beklesin istiyor. Çalışsın ev ekonomisine katkısı olsun, çevreyle bir iletişimi olsun, gezsin görsün tatsın yaşasın istiyor. Çağdaş erkek modeli gün geçtikçe çoğalıyor. Ne sevindirici bir gelişme biz bayanlar adına. Hayatın, yaşamanın sadece ev, çocuk, eş arasında olmayacağını anlayan zihniyetler artıyor.
Artık kız çocuklarına ev hanımlığı öğretilmiyor, oku ne varsa okumakta var deniliyor. Kocanın eline bakma, vitrinde görünce git ve satın al deniliyor. Artık hevesi olan öğreniyor, kırkyamayı, ahşap boyamayı, örgüyü, danteli. Eskiden bunları bilmeyen kızları beceriksiz, elinden bir iş gelmeyen gibi sıfatlarla dile getirirleşmiş. Bir nevi zorunluluk, psikolojik baskıdan dolayı. Hevesin yok mu? Ne demek olacak. Biz zamanında öğrendik ya. Hem de duyuyorum yanlış yapan kızların eline daha düzgün yapmayı öğrensinler diye iğne batırıyorlarmış. Şimdi okumayana ceza olarak söyleniyor bu sözler.
Dünya dönüyor, yaşam değişiyor, fikirler, değerler farklılaşıyor. Kimse dur diyemiyor nitekim akan derenin geriye dönüşü yoktur. Su akar akar akar… ve sürekli değişir, eski suyu tekrar o saniyeye dönüp, eski yerine koyamazsın, zaman misali.
Her şey iyi yönde geliyor. Gençlik çok önemli basamakları çıktı. Çıtayı en tepeye koydu, şimdi almak için çabalıyor. Her şey yenileniyor, kadın toplumda yerini alıp eskiye şaşırıyor. Her şey iyiye gidiyor, iyiye…

28.02.2008
Gülçin Güloğlu

 

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar