Ey hayat!!!
Kimini güldürürsün, kimini ağlatırsın, kimini de ortada bırakırsın. Gülen çok güler, ağlayan durmadan ağlar, ne yapacağını bilemez halde gezen de sadece bakar ve bekler.
Ne yapacağımı bilen ama uygulamak için benden başka insanların sözüne bakar bir halde beklemedeydim bir süredir. Yok olmadım, klavyeden soğudum sadece. Yazılarımı ekrana değil, eskiden olduğu gibi 0.5 uçlu kalemimle pembe kaplı, beyaz sayfalı defterime yazdım. Yanlış yaptıkça ufalanan silgimle sildim yanlışlarımı bir tuşla değil. Özlediklerimi yerine getirdim. Daha önce yapmaktan hoşlandığım ne varsa uzun süredir ertelediğimi anladım. Kitap kokladım bol bol, karaladığım yarım bırakılan yazılarımı tamamladım, müziği bilgisayar hoparlöründen değil de eski kasetle çalışan bir zamanların olmazsa olmazı wolkman imden dinledim.
İnsanın elinde her şey. Tüm yaşamı hatta. Her şey kendi isteğiyle şekilleniyor veya parçalanıyor. Gözümü kapatıp, derinlere gittiğimde gördüğüm şey; beni üzenleri hayatımda ne çok öne çıkarmışım. Gözümün önünde bana sahip çıkanları geride bırakmışım. Üzülmeyi seçmişim bile bile. Kendime haksızlık yaptırmayı göze almışım ama mutluluklarımı görmezden gelmişim. Biriktirdiklerimi dağıtıyorum şimdi bir bir. Kime ne lazımsa benden bir parça veriyorum. Hepsini tek kişiye vermektense çok kişi faydalansın diye çabam. Kendime yetiyorum artık nasılsa.
Haksızlık ettiğim her yüreği onarmaya çalıyorum. Başta kendim olmak üzere. Dışarıda bir yerde oturup gevrek ayran yemenin mutluluğu doluyor içime. Sıcak poğaçaların tazecik kokusu beni içine alıyor. Bir sıcak muhabbet oluyor gülen yüzüyle beni dinleyen karşımdaki kişiyle. Dinlenmeyi özlemişim. Sevilmeyi özlediğim gibi.
Aç kaldığım zamanları uzaklaştırıyorum hızla kendimden, doyacağım yemekleri koyuyorum şimdi önüme. Bensizlik kimi ne derece mutlu eder bilinmez ama ben bensizlikten epey bi sıkılmışım bunu anladım. Kendimi özlemişim, sürekli bir şeylerin peşinden koşarken.
Gencecik yüreğim nefes nefese kalmış adeta. Oturup kendimi dinleyince gördüm bunu. Uzak kalmadım aslında hiçbir şeyden, beslendim ve büyüdüm. Belki de büyütüldüm. Evde hala annemin küçük kızı, babamın sevgi dolu bakışı, abimin cadı kardeşiyim dışarıda her an tetikte duran olgun biri gibi görünsem de.
Uzak kaldım bir o kadar yakınlaştım sevgili denizyıldızı nın birbirinden değerli okuyucuları. Benim anlatacak hikayelerim bitmedi elbet. Dünya benim için döndükçe bitmeyecek de. Bundan sonra böyle uzun soluklu ara vermek de yok söz. Burnumda tüttünüz inanın. Öyle benden olmuşsunuz ki günün herhangi bir saati neler yapıyorsunuz diye merak ettim sizi. Velhasıl artık buradayım. Ben hoş buldum, sizlerde benim dünyama hoş geldiniz….
Gülçin GÜLOĞLU
kocaman kocaman açtım kollarımı herkeslerden önce ben kucaklayıp hoşgeldin canım diyorum sana…umut dolu bir yazıyla, hafiflemiş bir yürekle karşıladın bizleri…bu kadar ara verme bir daha…özlettin seni sevenleri:))
Şubat 18th, 2008 at 00:48ama iyi de gelmiş sana ara vermek…yazın adeta ışıl ışıl; yeni denizyıldızlarıyla serpiştirilmiş her bir cümlenin arasına…
İYİ Kİ VARSIN:))
KUJULU GÜLÇİNİM, SEN HEP HOŞ GELENLER ÜLKESİNE KESİLMİŞ TOPTAN BİLETİN.!
SENİ GÖRSEL TANIMASAMDA, DÜŞÜNCELERİNİN COĞRAFYASI CÜMLELERİN SENİ ÖĞRETİYOR…
ŞİFREYİ BULMUŞSUN;
”Gözümü kapatıp, derinlere gittiğimde gördüğüm şey; beni üzenleri hayatımda ne çok öne çıkarmışım. Gözümün önünde bana sahip çıkanları geride bırakmışım. Üzülmeyi seçmişim bile bile. Kendime haksızlık yaptırmayı göze almışım ama mutluluklarımı görmezden gelmişim. ”
İŞTE, ŞİFRE ÇÖZEN ANAHTAR CÜMLEN BU.!
ÜZÜLMEYİ SEÇTİĞİMİZDE, ÜZENLERİ GÖNDERİYOR YAŞAM ÜZERİMİZE, ÜZERİMİZE…
BİLİNÇ ALTI ÖYLE BİR DÜŞÜNCE YATAĞI Kİ,NEYİ ANARSA CAN DİLİ SIKÇA, DÜŞÜNCE ODALARINDAN HANGI DUYGUNUN AYAK SESLERİNİ DUYSA, ONA AÇIVERİYOR BİLİNÇ ALT KAPILARIMIZ.!
BENDE SEN GİBİ HARCADIM YILLARCA AYNI HATALARDA KÜFLENİP DURDUM…
BENİ UNUTUP BENİ KARŞI SENLERDE ARADIM DURDUM…
UF OLDUM, TÜH OLDUM, AH OLDUM VAH OLDUM, DÜŞTÜM YUVARLANDIM HATA DUVARLARIMDAN BİLSEN OOOO KAÇ KERE, KAÇ KERE, HATALARIMIN TOKATLARI BENİ BANA DÖNDÜRÜRKEN, İTHAL TEBESSÜMLER, İTHAL DÜŞÜNCELERİN SEYRİNDE, BEN BANA NE KADAR YABANCI OLDUĞUMU GÖRDÜM…
KALBİMİN SESİNİ DUYDUĞUM GÜN, BENİ KUCAKLADIM, ÜZGÜNLÜK VEREN,VERİMLİ DÜŞ VE DÜŞÜNCELERİMİ KISIRLAŞTIRAN HER DÜŞÜNCE ÇEKİRDEĞİNİ KENDİ KONTROL FRENİME BAĞLADIM.!
ÖNCE BEN DEDİM, BEN OLMADAN SEN YAN PENCERELER NASIL AÇILIR Kİ.?
SONRA, SEVGİ SİPARİŞ LİSTEMİ KOŞULSUZ BEKLENTİSİZ OTOMATİK’E BAĞLADIM… ;))
SEVEN SEVER, SEVMEYEN ALIR BAŞINI GİDER, BENİ HERKES SEVMEK ZORUNDA DEĞİL DEDİM…
AMA BEN, SEVİLECEK SEVİLMESİ GEREKLİ HERŞEYİ KOŞULSUZ VE BEKLENTİSİZ SEVMEYİ İLKE EDİNMEYE ÇALIŞTIM, HALA DA ÇALIŞIYORUM..
KOLAY ÖĞRENİLMİYOR KUJUUUM.!
BENİ KASTİ ÜZENLERDEN İNCOŞU ÖZELLİKLE UZAK TUTUYORUM…
İNCOŞ, İNCOŞA LAZIM ÇÜNKİ…
BİR DE YİNE SENDEN;
(bensizlikten epey bi sıkılmışım bunu anladım.)
SEN MİHENK TAŞI OLACAKSIN, SENİ SEN DÖRT KOLDAN SARACAK…SEN, SENLE DOLACAKSIN Kİ, ETRAFINDA DA YAŞAM İZLERİ BELİRECEK.
TABİ Kİ ÖNCE SEN, SONRA GELİR GERİSİ…
KULAĞI YAŞAMIN SESLERİNE ODAKLADIKÇA, EĞRİLER, ENİNDE SONUNDA DÜZE ÇIKIYOR GÜLÇİNİM…
SEVDİM İÇSEL DÖKÜMANINI…
BAK NE GÜZEL CÜMLELEŞTİK ŞAFAK VAKTİ; 5,35 ZAMAN GEÇİTLERİNDE…
CANIMSIN BENİM, SENDE SENİN CANI OL…
SENİ SEVİYORUM DENİZ YILDIZIM.!
ABLAN…
AAA…BU ARADA, BEMBEYAZ BİR İSTANBUL SABAHINDAN GÜNAYDIN SANA.!
DÜN GÜZELDİ, BUGÜN VE YARIN DAHA GÜZEL OLACAK.!
İNCOŞ
Şubat 18th, 2008 at 06:38Hoş geldin kuju!…
Ne yalan söyleyeyim,gerçekten yokluğun hissedildi, özlendin buralarda…
Bilemiyorum artık,
kara kış kışlığını gösterir,kar,karlığını olanca güzelliği ile gözlerimizin önüne serer,
soğuk,
ben de buralardayım dile ha bire kulağımıza fısıldar ya tüm sevimsizliğini,
galiba sıcacık cümlelerine çokça ihtiyacımız oldu…Galiba dost kelemelerinden uzakta üşüdük bizler…
Hoş geldin diyorum tekrar!…
Yazında aslında sadece kendini değil de, bizleri de terifledin, bizlerin iç dünyamızı da tarifledin, anlatılabileceğin en güzel ve anlaşılır dili ile.
Şubat 18th, 2008 at 11:04Kaçmanın asla bir çözüm olamayacağını,
kalıp,
mücadele etmenin, savaşılacak ise savaşmanın,
ağlanacak ise ağlamanın, gülünecek ise de gülmenin,
yerinde ve zamanında,
kendine güvenerek,inanarak yapmak gerektiğinin bir güzel resmiydi anlattıkların.
Bu kelimeler,cümleler bizlere,
yüreğindeki duygu yoğunluğunun fazlaca kendini hissettirdiği duygulu insanlara,
inan çok şeyler ifade etmekte…
Seni anlıyoruz…
Çünkü anlatımlarında kendimizi buluyoruz…
Umarım,
artık hiç kaybolmazsın bu güzel sayfandan ve her dost arayışlarımızda,
güzel kelimelerin elimizden tutar…
Hoş geldin!…
)))))
Şubat 18th, 2008 at 14:31hadi bakalım. umarım uzun süre yine mahrum bırakmazsın bizi.
Bu cümlelerini daha önce de hatırlıyor gibiyim.
İyi ki varsın. Ne diyeyim.
Zorla büyütmeye çalışılan denizyıldızı.
yeniden ve yeniden hoşgeldin arkadaşım
bu zorlu kasvetli günlerden sıyrılıp burda olman çok güzel
güzellikleri yaşatmak istiyorsak
önce kendimizden başlamalıyız
iyiliği kendinde bulacaksinki başkalarıda o ışığı görebilsin
ve hergeçen zaman bu ışıklar çoğalsın
mutlu haftalar
Şubat 18th, 2008 at 18:39O canlı, kıpır kıpır kimliğinle beraber, yaşından hep olgun buldum dünyaya bakışını, yazılarını…
Şubat 18th, 2008 at 20:57Bir kez daha hayatın şifresini çözmüşsün kujucum…
Sevgiyle, mutlulukla kal canım…
ben sana hoş geldin demiyeceğim
benim için gitmemiştin çünkü, sadece bir süre senden haber alamıyordum.merak ettim…yaramazlık yaptın şımarıklık yaptın arkadaşına diyelimmi yoksa hem aklımızda bizimleydin.
ama evet böyle aralar verme.
hayatında olduğun bizleri ihmal etme…
sevgilerimle
Şubat 20th, 2008 at 10:21