bir deniz yıldızı masalı

Sevmek Şımarıklık mı?

Yazan denizyildizi at 12:11 pm

Çoğu zaman duyguları gözümüzde çok büyütürüz. Bir an gelir ağlarız, çırpınırız, kendimizi paralarınız, sonra durulur, az evvelki gözyaşlarımıza üzülür diğer taraftan bir kahkaha patlatırız. Çok karmakarışığız çok.

Bir sahiplenme veya bir kabullenme yaşatırız, yeşertiriz içimizde kimse bilmeksizin. Sevgiyi büyütürken fark ederiz ki aslında büyüttüğümüz bir çocuk. Yıllar geçip biz yaşımızı ilerlettikçe içimizdeki şımarık "biz"i açığa çıkartırız. Bir çocuğun sevgisi ayıplanır mı hiç veya küçümsenir mi. En hassas ve en saf sevgidir. İçinde yalan, dolan, hesap, kitap olmadan aldığı kadar veren bir sevgi alışverişidir çocuk sevgisi. Tıpkı kızgınlığı gibi.

Bir tarafta ağlayan huysuz çocuk köşeyi dönünceye kadar her şeyi unutan bir masum yürek. Neyine kızılır. Patavatsızca düşünmeden söylediği bir çift lafına mı, neşesinden kimseyi görmediği seker adım insanlardan uzaklaşmasına mı? Adı üstünde sevgi… Üstelik şımarık bir çocuğun yüreğine konan sevgi. Oluru kaçarı olmadan, deli bir sevgi…

Peki bir yetişkinin sevgisinden bahsedelim biraz da. Kendini büyük diye tanımlayan birinin sevgisinden her zaman şüphe duyarım. Daha da açığı biraz korkarım. Bir defa her zaman temkinlidirler. Sevdiklerini söylerlerken, sevdiklerine karşı bir laf ederken, seviyorum deyip kendi kafalarının dikine giderek anlaşılmaz tavırlar içine girerken hep dikkatli olma gereğini hissederim. Hep "ağır abi" sevgileri vardır gibi gelir bana. Yani yapay ve mesafeli.

Sevmek zorunlulukmuş gibi sevenler vardır ya bir de. Ailesini mecbur olduğu için sevenler, eşini, arkadaşını, yakınını sadece mecbur olduğu için seven bir yürek anlayışını ben düşünemiyorum. Kriterlerim bu anlayışı hiçbir sebeple kabul etmiyor. Hiç sevme daha iyi. Bana "seni sevmiyorum, bir türlü sevemedim" diyenlere kızmam hiç. Bugüne kadar böyle söyleyen olmadı, ancak söylediklerinde ona göre tavrım ne olur onu da bilmiyorum. Kişiye göre değişir elbet ama duyarsam da tepki göstereceğimi sanmam. Sevmeyi bilmeyen bir yürekte olmaktansa, cesareti ile bunu bana söyleyebilen bir yürekte olmamayı yeğlerim doğrusu.

Sevgi dedik sevgiyi tanımlamadık. Sevgi nedir ki her yüreğe böylesi bazen zor, bazense bir o kadar kolay yerleşebiliyor. İnsanı kendinden ediyor, yüreği besliyor, aşı gibi iyi geliyor bedene. "Sevgi böyle bişey işte" dedirtiyor. Aşk değil. Aşk geçicidir. Süresi yaşam izlerine bağlı olarak değişkenlik gösteren bir süreci ifade eder aşk.

Ancak sevgi bu değildir. Seven yürek zaman gözetmez. Her an mutluluğu avuçlarında besler, büyütür. Gözüne çöp batmasından sakınır bir yandan diğer taraftan pamuklara sarıp sarmalar, bir tüy tanesinin uçmasına izin vermez. Canından başka can‘ı olmayan insanoğlu sevince o canı kendi canına katar. Bir başkası olarak görmez karşısındakini. Ne yapsa affeder. Zaten affedilmese de insan kendine hiç kızar mı ki? Kızabilir de…

Yağmur yağar sevgi bitmez yürekte, güneş doğar yine tükenmez. Yollar biter, sona varılır elden düşmez sıkı sıkı tutulan küçük bir kalp, valizler açılır, tekrar kapanır yine değişmez kelimeler, kar vardır dışarıda için sıcaktır, güneş açar ayakların buz keser. Çiçekler tomurcuklanır bahar gitmiştir belki, yapraklar dökülür yaz gelmiştir. Sevgi ısıtır veya sevgi soğutur yüreği. Her daim sıcak tutacağınız bir yürek besleyin içinizde…

GÜLÇİN GÜLOĞLU

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar