
Sahi nerdeyim ben. Savurdum kendimi ordan oraya güzel bir nefes aldım ve işte yine buradayım. İhmal ettiğim ne varsa gönül almaya geldim. Geri döndüm değil çünkü hiç gitmedim. Veda etmedim sadece kaçamak yaptım. Kendi düşüncelerimin üzerine gittim. Kendimi dinledim.
Buzdan keskin havanın hakim olduğu kış günlerinde havayla aram çok iyiydi. Güneşin ısıtıcı etkisi gün içinde denize karşı parladıkça geceki soğukluğu hiç önemli saymadım bile. Mutluluğum katlandı, çeşitlendi, renklendi, coştu, ilmek ilmek işlendi ve bir kış mevsimine tarih yazdı.
Dar ve uzun sokaklar, sıra sıra dizilmiş küçük dükkanlar, satış yapabilmek için son bir gayret çalışan elemanlar, acıkan karınları doyurmak için cazip fiyatları ile “tatlı ikramımızdır” diye promosyon yapanlar, batan güneşin ardında bıraktığı karanlığın içinde atılan turlar, eve girmenin verdiği rahatlıkla açılan televizyon, tutulan sıcak el, dokunulan bir sıcak yürek ve işte ben…
Şimdi ben size soruyorum. Cevabı siz verin bana. Ben neredeymişim ??? Mutluğumun adresini bulmuş, ona sahip çıkmanın keyfiyle kendimi aramamıştım bile.
Ve… anladım ki; mevsim yaz-bahar-kış oluyor ya hani. Aslında bu çok mühim değilmiş. Soğuk yeter ki insanın içinde olmasın. İnsan istedikçe yaşatır yazı her daim içinde. Yüreğe kış gelmişse, hücrelere ayaz vurmuşsa işte o zaman ne sıcak bir çorba, ne ağzı yakan demli bir çay, nafile.
Bir deli dalga sahilde. Pencereden içeri vuran bir görüntü sakinliğinde. Dışarıda bir tablo izliyorum. Tüm perdelerim açık şimdi. İzlediğim dalga mı, yaşamın bana fısıltısı mı. Dinliyorum, bakıyorum, daha da yakınlaşıyorum, kulak veriyorum, kendimi maviliğe atmak istiyorum ama ayaklarım gitmiyor. Az önceki fısıltıyı şimdi daha net duyuyorum:
Mavi senin içinde… Şimdi sen ona sahip çık. Bırak beni ve elini tutanın yüreğine koş. Ona dokun, onu üzme… Ben hep burada seni bekliyorum bu gerçeği yüreğinde tut. Hadi git…
Ve… gittim de…bendenim soğuk, herkes kışı yaşıyor. Öyle diyor takvim yaprakları. Ben en güzel baharımı yaşadım. Çiçeklerim tomurcuk açtı sevgimde. Kırgınlık yok şimdi yürekte, tüm gönüller en güzel nağmelerde…
Yaşam nefesinizi en derinde sevgiyle hissetmeniz dileğimle…
e daha ne denir:)) yüreğin herşeyi dile getirmiş…mutluluğunu,sevincini, maviye kavuşup bir kış vakti içindeki sıcaklığı…baharı yazı yaşamış kışı geride bırakmışsın yaşadıklarınla…yüreğinin sevinç nidaları esip kavurmuş yazını…buram buram deniz kokuyor…ve o koku hiç kaybolmasın canım yüreğinden…
Ocak 15th, 2008 at 02:04yüreğin hep böyle mutlu kalsın…harika yazın için de tebrik etmeme gerek yok zaten en güzel şekilde konuşturuyorsun kalemini…
İŞTE KUJUM BU DEDİRTTİN YİNELETTİN BENİ YİNE.!
ÇOK DOĞRU, YÜREK BU ŞEHRİYSE, ÇÖLE GİTSE İNSAN NEYE YARAR DÜÜMÜÜÜ….
MAVİ DENİZ KOKULU ELLERİNE KONMAYA GELDİ UMUT KUŞUN…
AKMIŞ CÜMLELERİN DENİZİNİN MAVİ RENKLER KARIŞIMIYLA…
OOOH…İÇİM AÇILDI YENİ GÜNÜMDE SAYENDE…
KOCAMAN SEVGİLERİMLE… UMUT KUŞUN…
Ocak 15th, 2008 at 08:50bulabilen, yaşadığını yaşabilenler bence dünyanın şanslı veya seçilmiş ayrıcalıklı insanları. sende bunu yaşayanlardansan. içinde yazdıklarınlaysan.
dah ane denirki…
devamı için uğraş…
hiç kaybetme…
sevgilerimle…
Ocak 15th, 2008 at 09:36mutluluk herdaim sevgiyi yaşamaktır /alpaslan
kışta olsa yazda olsa içimizde sevginin tohumu varsa
onu koruduğumuz zaman sevgimize hiç birşey olmaz.
ara sıra kırgınlıklar olacak ama kaynağımız sağlamsa hiç problem yok
iyi ki geldin hava sana yaramış:) iyi haftalar
Ocak 15th, 2008 at 10:04kujummm nerdesin yaa ösldim ben seni hastayım bidee iyi olmuş senin için ordan oraya gitmişsin ben gidemiyom sen git madem :(((
Ocak 15th, 2008 at 16:56sıcacık geri dönüş, buz gibi havada içimi ısıttı ..
hoşgeldin
Ocak 15th, 2008 at 18:41”Ve… anladım ki; mevsim yaz-bahar-kış oluyor ya hani. Aslında bu çok mühim değilmiş. Soğuk yeter ki insanın içinde olmasın. İnsan istedikçe yaşatır yazı her daim içinde. Yüreğe kış gelmişse, hücrelere ayaz vurmuşsa işte o zaman ne sıcak bir çorba, ne ağzı yakan demli bir çay, nafile…”
kesinlikle sevgili kuju..hoşgelmişsen..
Ocak 15th, 2008 at 21:47kursu aksatmadın dimi:-D
umut,inancın kapısıdır
inanç,bilmenin kapısıdır
bilmek,yaratıcılığın kapısıdır
yaratıcılık,deneyimlemenin kapısıdır
deneyimlemek,ifadenin kapısıdır
ifade,oluşumun kapısıdır
oluşum tüm hayatın aktivitesidir ve Tanrı’nın tek fonksiyonudur
yani…
neyi umut ediyorsanız,bir süre sonra ona inanırsınız
inandığınız şeyi bir süre sonra bilirsiniz
bildiğiniz şeyi bir süre sonra yaratırsınız
yarattığınız şeyi bir süre sonra deneyimlersiniz
deneyimlediğiniz şeyi bir süre sonra ifade edersiniz
ifade ettiğiniz şeyi bir süre sonra olursunuz…..
tüm hayatın formülü işte budur
Ocak 15th, 2008 at 23:07bu kadar basit…..kendine iyi bak canım
Nerelere gittin,yada gitmedin,bilmiyorum ama,
Ocak 16th, 2008 at 09:42dönüşüne sevinmedim diyemem…
Hayatı sizlerin penceresinden seyretmenin tadı bir başka güzel oluyor zira.
Hangi mevsimde olduğumuz, hangi coğrafyada yaşadığımız, hatta hangi zaman diliminde yolculuk yaptığımızın çok önemi yok aslında…
Cümlelerinizden topladığımız gibi, hayat her aşamasında güzel, her soluklanışımızda haz verici.
Önemli olan,
görülmesi gerekeni görebilmek…
Duyulması gerekeni duyabilmekte…
Hissedebilmekte güzellikleri…
Cümlelerinde dört mevsimi yaşadık,dört mevsimin güzelliklerini bulduk bu gün…
Hayatın sevincini bulduk…
Sihirli kalemin hiç susmasın diliyorum Kuju…
Hoş geldin…
Hoşgeldin kuju, iyi gelmiştir şimdi o kaçamak sana… Ve ne güzel, kışın soğuğunda baharı yaşamak… Benim de kaçasım var
Sevgiler kujucum… yine o güzel anlatımınla harika bir yazı…
Ocak 16th, 2008 at 10:57nerde olursan ol mutlu ol diyeceğim yine .-))
sevgilerimle
Ocak 16th, 2008 at 22:03slms..yazıların ck güzell..çalsam kızarmısın;)
Ocak 16th, 2008 at 22:13Merhaba, Vallahi Altın Örümcek adayları arasında siteni görmek beni ne kadar şaşırttı bilemezsin! :)) Hadi bakalım hayırlısı…
Ocak 17th, 2008 at 04:17kuzucum işte böyle, hayat kime kış ortasında baharı, kime ağustos sıcağında kışı yaşatır. Gönlünde hep bahar havası essin. Öptüm seni
Ocak 17th, 2008 at 11:42