bir deniz yıldızı masalı

Öyle Bir Bayram Yazısı…

Yazan denizyildizi at 1:34 pm

Bayram geldi. Ne çabuk diyoruz değil mi. Daha iki ay önce bayramdı oysa. Birçok evde temizlikler tamamlandı, tatlılar yapıldı, bayram yemekleri hazır. Özenli kıyafetler gardıropta poşetler içinde bekletiliyor. Bu durumu hiç anlayamamış olsam da…

Ben kendimi bildim bileli hiç bayramlık almadım. Yanlış anlaşılma olmasın alamadığımızdan değil de zorunluluklar beni hiç sarmaz. Ne diyorlar şimdi “free” takılmak çocukluğumdan beri bana cazip geliyor. Annem hadi alışverişe derdi ben gitmezdim. Bayram diye mi alıyon başka zaman al derdim. “cins” dedikleri türdendim…

Bir de bu aralar şu bayram öncesi ve diğer önemli gün öncelerinde yapılan alışverişlere taktım kafayı. Anlıyorum bayram ikramiyeleri oluyor, yılbaşı ikramiyeleri oluyor da merak ettiğim şey bu millet diğer günler aç mı geziyor. Çarşıya pazara çıkmak akıl karı değil.
“çok yakında kıtlık çıkacak, marketlerden alabildiğiniz kadar ürünü alıp, evinizde muhafaza edin. Kim daha fazla stok yaparsa büyük ödül onundur”
gibi anonslar yapılıyor da bizim mi haberimiz olmuyor diye düşünüyorum bazen. Rahatsız oluyorsan sen de çıkma be kardeşim diyeceksin de benim sözüm normal günlük öteberilerini alanlara değil, önemli günü “gereksiz alışveriş” çılgınlığına çevirip, sokakları kalabalık eden insanlara…

Neyse konumuz bayramdı. Kurban bayramları benim hafızamda çok renkli değildir. Akıtılan koyunun kırmızı kanı dışında. Çocukluğumda şimdiki gibi sokak aralarında kurban kesmek yasak değildi. Her bayram amcamlara gidilir orada kesilirdi kurbanlarımız. Arka bahçelerinin müsait olması ve aile büyüklerinin orada olması dolayısıyla bizim ailenin değişmez kuralıdır bu durum. Yine böyle bir bayram günü biz çocuklar kurbanı severken, birkaç saat sonra sevdiğimiz koyunun can verdiğini görünce, o güne kadar zaten zar zor bir-iki lokma yediğim eti artık ağzıma koymaz olmuştum. Bu durum hala devam etmekte. Hep anlatılır eğer bu kurbanlar olmasaydı erkekler kesilecekti diye. Nedense bu durum beni hiç ikna edemedi bugüne kadar.

Kaldı ki kurban kesiliyorsa amacı bellidir. Dinimizce kurbanı kesen kişi, etini durumu iyi olmayan ailelere dağıtır. Karşılıklı hoşgörü ile dua alınır, sevap işlenir. Oysa bugün kesenlere bakıyoruz, en iyi yerini kendine ayırıyor, diğer iyileri akrabalarına, birazını komşusuna derken zaten dağıtılacak bir şey kalmıyor. Nerde işleniyor burada sevap ben onu anlamış değilim. Kişi zaten istediği her gün bu eti yiyor, bağışı da kendisine yapmış oluyor bu durumda. Bu da ilginç.

Oysa ne kadar ihtiyaç sahibi kişiler var. Bir lokmayı geçtim ayağında çorabı yok, okula gitmeye bizim bozukluk diye tabir ettiğimiz parayla alacak kalemi, defteri yok. Bir kazakla, birinci el giyeceği (komşunun yada abisinin, ablasının eskisini giymeden) bir pantolonla yüzlerinde güller açacak insan kaynıyor ortalık. Bizdeki bu bencillik niye?

Evet bayram geldi de, bayram her zaman yüzü gülenin evine geldi. Fakire, elinde avucunda olmayana yine bayram değil. Belki sıkıcı bir yazı ama gerçekleri göstermek istedim. Bu yazdıklarımı siz yapmıyor olmayabilirsiniz ama en yakınınız olur, komşunuz olur. Bir şeyleri hatırlatmak da uygulamak gibi sevaptır.

Benim naçizane bir önerim var. Günümüzde yardım dernekleri bir hayli yol aldı. Yardıma muhtaç kişilere gerçek anlamda el uzatıp, yaralarını sarıyorlar. Bağışlarınızı yaptıktan sonra gözünüzü arkada bırakmıyorlar. Üstelik adım adım takip bile edebiliyorsunuz. Durumu iyi olanlar, bu bayram ne yapabilirim diye düşünenler bence bu tür yerlere bağışlarda bulunarak da güzel bir olaya vesile olabilirler.

Herkese güler yüzleriyle geçirecekleri mutlu bayramlar diliyorum. Açlığın olmadığı, her evde kaynayan bir tencere varlığının sürekliliğini diliyorum. Allah nerde muhtaç varsa ona yardımcı olsun. Soframızdan bereket, yüreğimizden aşk eksik olmasın.
Sevgiler…

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar