
Nerden başlasam neler anlatsam diye içim içimi yiyor. Aslında kafamda var bişeyler de nasıl yazıya dökeceğim onu düşünüyorum. Bugünkü düşüncelerimi anlatsam size mesela.
Normal şartlarda kış mevsimini yazdan daha çok seviyorum. Bana daha samimi geliyor, dışarının soğuğuna karşın evlerdeki sıcaklığı çok içten buluyorum.
Dışarıdaki işlerini bir an önce halledip eve girip ocakta kaynayacak sıcak bir çayı kim hayal etmez tavşan kanı haliyle. Üzerimize bir battaniye alıp tüm ev ahalisinin içine doluştuğu ve yaaa benim ayağım dışarıda kaldı, diğerinin napayım bana da anca yetiyo deyip çekiştirmesi ne kadar güzel bi düşünsenize. Tüm aile, sevenler iç içe, ısınmak pahasına dip dibe, bir göz odada.
Bugün uyandığımda yağmur çiseliyordu. Keşke biraz daha çoğalsa dedim, dilek tutsam kabul olacakmış. Öyle çok ihtiyacım varmış ki meğer yağmur sesinde yatak keyfi yapmaya. Düşüncelerim kafamın içinde saklambaç oynarken, elimi kafamın altından yavaşça çekerken hafif bir uyuşukluk hissettim. Sonra iki elimle başımı ovarak uykumun biraz daha açılması için çaba gösterdim.
Bir bisiklet hayal ettim. Şimdi deli gibi yağmur yağıyor, ahh keşke kırmızı bisikletim kırılmasıydı da şimdi binseydim. Yatak döşek yatmak bile umrumda değildi. O yağmur suyu içime işlesin istedim bir an. Deli gibi nerde çamur varsa oraya çevirmek istedim direksiyonu. İyice çamura bulanmak, kalbime kadar ıslanmak istiyordum şimdi.
Zorlukla yatağımdan kalkmaya çalıştım. Bedenim tembellik yapmak istiyor, mantığım artık kalkmam gerektiğini söylüyordu. Hep öyle değil midir zaten. Mantık; başımızda geri kafalı, sürekli yanlış yaptığını telkin eden içimizdeki huysuz biz, duygular kendi halinde, şımarık bir kız çocuğu. Yapmak istediklerimize hep mantığımız engel olmuyor mu?
Pencereye doğru yanaştım. Tık tık su damlalarının pencereme vurma sesi öyle güzel ki. Görüntüsüne diyecek lafım zaten yok. Bir damla düşüyor, ardından bir tane daha ve önceki damlayı yerinden edip onun hızlıca yere itip, sonra bir güzel kendi yerleşiyor camın bir kenarına. Diğeri gözyaşı gibi akıp gidiyor, kendi tuttuğu yolda.
Ne garip, insan gibi. Bir ortama yeni gelen öncekini hep yerinden etmez mi veya eşya gibi, yenisi gelince eskileri yerinden etmez mi? Gibi…
Nereden nereye geldi konu. Başı yok, sonu yok gibi… ama insanoğlu ne garip. Yetinmeyi bilmiyor. Hayır az önce pencereden bakarken kedileri gördüm de ondan yazasım geldi bunu. Bir kuytu bulmuş, birbirlerine sarılmışlar adeta, gözlerini de kapatmış uyuyorlar. Yağmur onları da yerinden etmiş belli ki. Bir de rahatsız edecek mahalle çocukları yok, var mı onlardan keyiflisi.
Bir de dışarıda yaşamak zorunda olanlar takıldı aklıma. Acaba ben bu sabah bir türlü kafamdan atamadığım sıkıntılarımı, düşüncelerimi çok mu büyütüyorum diye geçirdim aklımdan. Ama her insanın kendine göre sıkıntısı oluyor işte. Bunu da düşünürsem artık hiç çıkamam işin içinden, yumurta tavuk misali. Hayat…
Biraz kendime geldim. Su koymuştum kaynasın, sert bi kahve içeyim diye. Ucu kırık olup da hala atamadığım, hatırası olan bardağımı baş köşede tutuyorum daha fazla zarar gelmesin diye. Onca bardak varken başka bardağa uzanmıyor elim, sanki onlar bize ait değilmiş gibi. Sanırım eskiyi yada başka bir deyişle yeniyi eskiterek kullanmayı daha mı çok seviyorum ne? Ben de yeni yeni tanıyorum kendimi. Yeni bir tarafımı daha keşfettim böylece. İnsan seviniyor böyle kendine biraz daha yaklaştıkça. Bir dahaki adımları ona göre daha sert ve kararlı oluyor kendini bildikçe.
Su kaynadı, hatta için için çekti de. Mis gibi kahve kokusunu içime çekerek, içmek için sabırsızlanırken, evde tembellik yapacağım bugünde hepinize mutluluk dağıtan yağmurlar diliyorum. Damlalardan kaçmayın ki sizin başınıza da konsun.
Bir kahvede ben alabilir miyim
Geceler kahvesiz, çaysız geçmiyor ve bu gece de uzun olacağa benziyor. Bu gece biraz daha fazla
(d)üşüyorum… aslında ben kendimi nerde unuttum bilmiyorum. Bulursan haber ver olur mu Gülçin
Yazın yine her zaman ki gibi keyif verici yüreğine sağlık…
Aralık 16th, 2007 at 00:28Sevgilerimi bıraktım kapına ve iyi geceler dileyip gidiyorum…
o damlalardan kaçan çok şeyi kaçırmış oluyor aslında…canım öyle içten güzel ayzmışsın ki…su gibi…yağmur gibi bir yazı olmuş…
Aralık 16th, 2007 at 11:42ben kışı sevmem aslında …bahar mevsimidir benim gönlüm…ama yağmurun her tadını severim..
yaz da başka kış da başka hele bahar da deli kızımdır adeta….
şimdi yanında olmak isterdim..seninle pencerene düşen o yağmur damlalarını izlerken sıcacık bir kahve ve sıcacık sohbetlerimiz olurdu değil mi?
yüreğin yağmur gibi aksın her daim sayfana bizde nasibimizi alalım ve ıslanaalım bir nebzede olsa…
yağmurdan kaçır mı hiç …!
hı hı
kaçılır
Aralık 16th, 2007 at 18:20sayfa dizayninden yağmura bakamadım :-))
okudumm ..okudummm….çay alasam daha iyi olur kanımca…kırmızı bisiklettt de olsa iyi olurrr…ahh gençlikkk kan kaynıyor tabiiiii
denizyıldızım sevgiler
Aralık 16th, 2007 at 21:32Yağmur şehrin sokaklarına yağarken bir kısmı da yüreğimize doğru yağıyor galiba ve böyle zamanlarda duygusal dönemeçler yaşıyoruz…
Her an yanı başımızdaki düşler belki de ıslanmayı seviyordur. ” toprak gibi ” umut arıyor belki de yağmur damlalarında …
Ve yazamadığımız, anlatamadığımız nice duygular..
Bak gördün mü, yağmur sözü bile bana anlattırıyor işte..:)
Sevdim yazını Kuju’ cuğum,
Aralık 17th, 2007 at 00:32Hep birlikte ıslanalım dilediğin yağmurlarda…
Sevgimle kal..
günaydın tatlıcım benim ilk olarak mutlu haftalar dilerim ben şahsen kaçmam yağmurdan asla hemde hatta bizzat ıslanırım…öpüyorum
Aralık 17th, 2007 at 10:05ooooooooh birlikte yapsaydık keşke tembelliği kuzucum. Ben dışarı çıktım bir ara demir gibiydi ahava. Senin gibi bende kış aylarını severim. Umarım sıkıntın dağılmıştır. Öptüm seni
Aralık 17th, 2007 at 18:53Canım bir müddet buralarda olamayacağım bundan dolayı şimdiden bayramını en içten dileklerimle kutluyorum… Her günün bayram tadında geçsin…
Aralık 18th, 2007 at 00:19Sevgi ve muhabetle kal…
CANIM, SEN AYIN ONBEŞİNDE YAZMIŞSIN VE YAĞMUR BAŞLAMIŞ….
EEE…BUGÜN AYIN ON SEKİZİ İNCOŞ A ANCA GELEBİLDİ AĞIR VASITA…
BURDA SULU SEPKEN YAĞMUR HARİKA…
BENDE ÇOK SEVERİM ÇOOOK, YAĞMURLARI, HELE GÖK GÜRÜLTÜLÜ ŞİŞEK ÇAKTIRAN YAĞMURLAR OLURSA DAHA HARİKA BENİM İÇİN….
DEMİN OKURKEN YAZINI, KAHVE BÖLÜMÜNE GELDİĞİMDE, BURNUMA KAHVE KOKUSU GELDİ…CANIM ÇEKTİ İNAN..VE ELİMDE KAHVEMLE YAZIYORUM SANA…
İNSAN KENDİ İÇ YOLCULUKLARINDA KENDİNİ YENİ, YENİ YANLARINI TANIMASI, TANIYARAK BİLEREK KENDİNE VARMASI KADAR GÜZEL BİR ŞEY YOK…
SEVGİLERİMLE… İNCOŞ
Aralık 18th, 2007 at 09:55Sayfaya yazılan yazı kadar,yorum köşelerine bırakılan küçücük anlatımları da okumayı seviyorum ben.
Her bir cümle,insanların yüreklerinden çıkarıp,bizlere özene bezene,sevgiyle sundukları güzelliklerden bir bukledir diye düşünmüşümdür hep.
Onlara değer vermeli,
onlardan bir şeyler kapabilme çabası içinde olmalıyız ki,
insan olduğumuzu hissedebilelim…
Bu gün,
bu anlattıklarımın tam aksine,hiç okumak gelmedi içimden yazılan yorumları.
Galiba bu yazının üzerimde uyandırdığı etki silinmesin istiyorum.
Genellikle yazıları bir kaç kez okurum ama,bu kez tek kez oldu.
Sanırım yazarını iyi anladım bu kez,hissettiklerini toplayabildim cümlelerinden.
Sabah şekerlemeleri,
gece uyumadan önceki o özel zaman dilimi,
yağmurun sessizlikleri çağrıştırdığı anlar,
sessiz,sakin,biraz da dalgın, canlıları,cansızları,tüm evreni incelemeye dalmak gibi olaylar,şüphesiz kendimizi dinlememize vesile olmaktadırlar.
Aslında bu yazıda anlatılan tamamen kendimiz ile sohbetimiz,
kendimizi düşüncelerle tasfir etmeye çalışmamız.
Her zaman çok merak etmişimdir yağmuru.
Gökten damlayan bu su damlacıkları, nasıl oluyor da duygularımızı bu kadar etkiliyebiliyor?
Nasıl oluyor da,içimizi tarifsiz bir huzur ile doldurabiliyor?
Nasıl oluyor da, o damlaları seyre dalmak, dünyaca ünlü bir ressamın tablosuna bakmaktan çok daha zevkli olbiliyor?
Hani,musluktan da su damlıyor ama,hiç de dikkatimizi çekmiyor,duygularımıza hitap etmiyor.
Kendimizi düşünmemize,kendimizle hesaplaşmamıza,kendimizi sorgulamamıza vesile oluyor yağmur.
Kışın evimize kapanıyoruz,şehrin güzültüsünden uzaklaşıyoruz,kendimiz ile baş başa yaşamaya başlıyoruz.
Kışı da bu nedenle seviyoruzdur,kim bilir?
Bayramınızı en içten duygularla kutluyor,
Aralık 18th, 2007 at 16:21tüm aileye huzurlu,mutly ve sağlıklı günler diliyorum.
Belki PC başında olamazsam diye, bayramını kutlamaya geldim..
Gönlünce güzellikler dilerim canısı
Ama bayramda yağmur yağmasın da, ziyaretlerde duygusal duygusal takılmayalım bari emii..:)
Sevgimle kal kardeşcik..
Aralık 19th, 2007 at 04:05