bir deniz yıldızı masalı

AnNEmİn AnNEsİyİm …

Yazan denizyildizi at 6:02 pm

Hep derim, bir çocuk bir ailenin temel taşıdır diye. İki eş arasında çocuk dünyaya gelene kadar bir üstünlük kurma savaşı mutlaka vardır. Biri sürekli daha üstte olma ve genelde yaşantılarında kendi istekleri doğrultusunda hareket edilsin ister.

Ancak çocuk doğduğu andan itibaren tabiri caizse evde kimin borusu ötüyorsa artık eski görevine ve isteklerine son verilir. Çünkü artık üstünlük kurmak için çaba göstereceğiniz kişi herhangi biri değil, ne yaparsanız yapın sizi alt edecek küçük bir melektir. Ne melek ama…

Hep derim, derdim diyeceğim de. Kız çocuk bambaşkadır diye. Kendimden biliyorum. Ukalalık gibi olmasın ama durum bu, gözlemlerim de beni yanıltmıyor.

Kız ve erkek çocuk arasındaki fark çok açıktır. Hani erkekler Mars’tan kadınlar Venüs’ten dedikleri hesap. Hakikaten de öyle. İkisini de genelde anne ağırlıklı aynı ebeveyn büyütür ancak büyüdükleri oranda aileye ve yaşama bakış açıları öylesine değişik ve terstir ki.

Küçükken anne tarafından her türlü pataklanmaya maruz kalan çocuklar büyüdüklerinde kendileri bu otoriteyi devam ettiriyorlar. Tek fark dayak yok, kötü söz yok.

Örneğin ben; Annemin annesiyim. Annem benden çekinir, bir hata yaptığında mesela nasıl bir çocuk suç işlediğinde dudakları büzülür, suç işlediğinin bilincinde anne babaya yaranmak için türlü şirinliği yapar benim annem de kızacağım bir durum olduğunda bu misal sessizce yanaşır yanıma ve alçak bir ses tonuyla konuya giriş yapar. Bu durumda bilirsiniz söz konusu neyse çok kızsanız bile ses çıkaramazsınız ya da hafif yükselen bir ses tonuyla itirazlarınızı yaparsınız. Ancak o kadarla sınırlı kalır. Hem büyüğünüz saygı gereği hem de hatasını anlamış olgun bir tavırla yanınızda. Ne diyebilirsiniz ki.

Bir de sıkıntıda olduğu zamanlar var tabi. Arada kalma durumları, başkalarını kırmak istememe ama kırmadan güzel sözlerle gönül alma ya da içinde oluşan bir sızısını en yakınındakiyle paylaşma isteğiyle sığınıp güvenebileceği can yoldaşı ararken yolu hep bellidir; kızının odasının kapısı, evliyse gündüz oturması, uzaktaysa aradım bi sesini duymak içinle başlayıp konu durumuna göre ağzındaki baklanın çıkması. Anneler de kızlarıyla rahatlıyorlar işte. Anlatarak biraz olsun hafifletiyorlar canlarının yanmalarını.

İşte bu noktada başlıyor kızlar için anne olduğunu anladığı an. Çocuğu olsun ya da olmasın bir annen varsa mutlaka annesindir. Arada bir tartıştığın ama arkanı döndüğün an her şeyi unuttuğun, ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın tüm kırgınlık ve kızgınlıklara rağmen içinde kin büyütmeyen bir ikili. Zor zamanlarda sığınılacak bir ağaç altı.

Nasıl bir cevap oldu, illa kız çocuk istiyorum dediğim zaman şaşkınlıkla neden ki diye yüzüme bakıp soranlara bilmiyorum ama cevabım yazdıklarımın ta kendisi. Hangi kadın annesinin anneliğini yapmamıştır. Yanlış anlaşılma olmasın. Eğer bir kızım olacaksa ondan bana annelik yapmasını asla beklemem. Hayata ben getirmiş olabilirim ancak kararları kendini ilgilendirir. İsterse bu denli yakın oluruz ki, işte kilit nokta kızların belki de genlerinde var bu denli düşkünlük. Zamanında yarıştığı kendine rakip gördüğü sonrasında en yakın sırdaşı olan anneyle yakınlık.

Demem o ki; kız çocuk ile erkek çocuğun aileyle ve daha çok anneyle paylaşımı, yaklaşımı ve bakışı çok faklı taraflarda. Bana yakın gelen kız çocuğudur. Nedeni tamamen budur. Hayattaki en güçlü manevi varlıkta aslında cinsiyet farkı yoktur. Çocuk çocuktur bilirim ama farkı da asla es geçemem. Sözlerim bunlardan ibarettir. Yeterince açık olabilmişimdir umarım.

Ayrı kalmanın dayanılmaz ağırlığını yaşamamanız dileğimle..
Gülçin Güloğlu

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar