
Yola benzetir oldum hayatı. Aslında gitmek istediğimiz yönü hep biz belirleriz. Yollar hep olduğu yerdedir değişmeden, sadece arada bir yenilenerek vardır, daimidir. Hayat gibi.
Hayat hep vardır, her köşe başında nefes mutlaka ki alınır. Biz dünyaya gelmeden alındığı gibi ve biz yokken de alınacağı gibi. Bizden öncekiler ve bizden sonrakilerin tutturdukları nağmeler gibi yaşamın tadı.
Amaç belli, bir şeyler katarak sona yaklaşmak ve yola çıkarken ardımızdakilere veda ederken onlara bizden bir şey bırakmak. Tıpkı hayat yolculuğundaki gibi. Biz yok olurken isteriz ki geride bizim adımızı anacak birileri olsun, ailemizden başka, çok yakın tanıyanlardan başka.
Yollar kimi zaman uzun kimi zaman kısacık. Ömür gibi. Kimisi genç yaşta pes ediyor, yenilip gidiyor, kimi uzun ömründe durmadan savaş veriyor. Bozuk yolların düzlüğe çıkacağı düşüncesi cezp etmiyor kimseyi pek. Ne garip.
Umut kalmamış mı acaba? Yoksa yeni yol yapımı çevreye fazla mı zarar verir olmuş da insanlar bu rahatsızlık sürecinin erken biteceğini aklına getirmiyor. İnsanların beynindeki karmaşık düşünce ifadeleri çıkmaz sokakların habercisi mi de bunca karalar bağlanıyor? Hiç oluru yok mu veya bozuk yollara ilave köprüler kurulamıyor mu her şey bu kadar havada kalmış.
Bir başkaldırış vardır bende. Düzene karşı hassas yönüm hareketlenirken, dağınıklığa karşı da bir sempatim vardır. Yollar her daim istediğimiz yöne doğru kestirmeden götürmez ki bizi. Biraz dolaşıp diğer yolları ve o yollardaki önümüze çıkacak güzellikleri de görmek hoş olmaz mı?
Düzensiz ve virajlı yollar belki yorar bizi. Frene basarak ağır gitmemiz gerektiğine inandığımız bu sıra anlamalıyız ki önemli bir karar vermemiz gereken bir zamandayız. Yavaş ve temkinli olmak bizi sıkıntıya düşürmez. Sonradan üzüleceğimize doğrusu yanlış yola sapmamak.
Demem o ki; hayat, önümüze çıkan artı ve eksilerin toplamıyken, yollar; bu artı ve eksilerle çıktığımız gezinin sonunda elde ettiklerimizin toplamıdır. Bu artı ve eksileri çoğaltıp, eksiltmek kişi inisiyatifinde olup, gerçek mutluluğun yamacına oturduğunun ispatıdır. Yani elindeki mutluluğun veya hüznün miktarıdır.
Gideceğiniz yolların, hayat bağlamında uzun aynı zamanda mutlu sonlarını diliyorum her biriniz için. Çıkacağınız yolculuklarda yandaki koltuğa en uygun kişiler bulmanız temennisiyle…
Sevgiler, saygılar…
gülçin güloğlu
NE GÜZEL ANLATMIŞSIN KUUUJUUM….
TÜM İMKANLAR VE İMKANSIZLIKLAR, İNSAN OĞLUNUN KÜREK NİYETİNE KULLANDIĞI KOLLARINDADIR….
UMUT İSE YAŞAMIN ÇİMENTOSU….
HARÇ GEREKTİĞİ YERLERDE GEREKTİĞİNCE KULLANILDIKÇA, KOL KÜREKLERİMİZ AŞINMAZ, NİCE, NİCE YOLLAR AÇILIR….
UMUT EMEKÇİLERİ HER DEM VAR OLSUN GÖNÜLDE , RUHTA, DÜŞÜNCELERDE YETER Kİ.!
CANIMSIN….
KUJUM, SAYFANDA Kİ DİZAYN, KEL,MELERİN BAŞ HARLERİNİ YUTUYOR Bİ EL ATSAN DİYORUM HE…:)
TEŞEKKÜRLER… İNCOŞŞŞŞ
Kasım 16th, 2007 at 08:53kuzucum tüm yolların senin istediğin yöne doğru olsun. Tüm yollar mutluluğa çıksın. Öptüm seni
Kasım 16th, 2007 at 10:33Gideceğiniz yolların, hayat bağlamında uzun aynı zamanda mutlu sonlarını diliyorum her biriniz için. Çıkacağınız yolculuklarda yandaki koltuğa en uygun kişiler bulmanız temennisiyle…
Sevgiler, saygılar…
aman efendim saygılar sevgiler hörmetler bizdennnn
sen böyle nasıl güzel şeyler sölüyorsun
hayır yani sabah sabah artıdoping durumu yarattın bende
bizdende aynı temenniler senin için …
güzel günün olsun …
Kasım 16th, 2007 at 11:00Evet… hayat bir yol, inişleriyle, çıkışlarıyla, virajlarıyla..
Bazen yavaşlıyoruz yolda, ya da bize öyle geliyor… Bazen de koşar adımlarla gidiyoruz yolun bilinmeyen sonuna..
Bize de iyi yolculuklar demek düşüyor
Sevgiler kujucum..
Kasım 16th, 2007 at 11:44Ne kadar doğru sözler ve tespitler,harika bir yazı herzamanki gibi
Kasım 16th, 2007 at 14:05Hayat bir yol,bizler de yolcuysak eğer,her durakta sevgi,mutluluk,umut ve huzur seninle olsun
Hımmmm!…
Kasım 17th, 2007 at 11:51Düşündürücü bir çalışma bu…
Kendi aracımla,ailemi de yanıma alarak,seyahat etmeyi çok severim ben.
Öyle sıcacık kumsallarda denize girip,güneşlenmeyi,akşamları yüksek sesli müziklerin çalındığı,delice dansalrın edildiği,içkilerin zevkle yudumlandığı barlarda eğlenmeyi çok sevmiyorum.
Doğayı seviyorum ben…
Ağaçları,çimenleri,çiçekleri,küçücük canlıları incelemeliyim…
Güneşin doğuşunda ve batışındaki renk cümbüşünü içime sindirebilmeliyim…
Gecelerimde renkli spotlar değil,ateş böceklerinin ışıkları olmalı…
Uzatmayalım sözü,
bu gezilerde arabayı kullanan benim ya,
doya doya seyredemem etrafı…
Çoluk çocuk benden daha çok eğlenir,benden daha çok şey görürler…
Hayatı da buna benzetiyorum işte…
Güzelliklerle,tehlikelerle dolu bir yol bu…
Hem dikkatli olacaksın,hem de etrafındaki değerleri keşfedeceksin…
Zor iş…
Başarılı olduğun kadar da mutlu oluyorsun işte…
Yine güzel ve derslerle dolu bir çalışma.
Cümlelerin kuruluşundaki güzellik gözümüzden kaçtı zannetme…
Çok hoştu…
Bu yazını okuyunca Yılmaz Erdoğan’ın” bu yol nereye gider” şiiri geldi aklıma…
Kasım 17th, 2007 at 12:00der ki; yol bir yere gitmez o bir durma biçimidir….yaşamak, hızlı bir ölme biçimidir…her garantiyi istersin hayatta malum ama ölümle yaşam arasında uzun ince bir yol o bir ölme biçimidir…”
yolcu denmez her gidene herkes o yolun taraftarı olmayabilir…hiç bir sürü gittiği yolu sevmez mesela…yol bir yere gitmez o bir susma biçimidir…soğuk bir taşıtın uğultusunda….” der…
Hayat bir yol bizlere de yolcu olmak düştüyse; uzun ama doğru istikametten şaşmadan ve kontrolu elimizden bırakmadan iyi yolculuklar dileyerek inmeyi başarmalıyız her birimiz kendi durağımızda…
öpüldün yol arkadaşım…yan koltuk boştu ben de oturdum ama daha çok oturanlar olacak yanıbaşına…yüreğine layık sevgine layık kişileri bulman dileğimle….
uzun zamandır uğrayamamıştım,çok güzel yazmışsın yine
sevgiyle kal
Kasım 17th, 2007 at 22:48Yollar ki…
Ömrümden nice zamanları çaldılar…
Yollar ki birbirinden ayrı birbirine kavşak…
Dosta yakına mesafe koydular…
Kasım 23rd, 2007 at 14:19Yollar ki…
Ömrümden nice zamanları çaldılar…
Yollar ki birbirinden ayrı birbirine kavşak…
Dosta yakına mesafe koydular…
Kasım 23rd, 2007 at 14:19Yollar ki…
Ömrümden nice zamanları çaldılar…
Yollar ki birbirinden ayrı birbirine kavşak…
Dosta yakına mesafe koydular…
Kasım 23rd, 2007 at 14:19