
Günlerdir yaşanan talihsiz ve can sıkıcı olayların üzerine uzunca bir süre yazı ekleyemedim. Üstüne bir de benim kendi dünyamdaki çalkantıları ekleyecek olursak epey bir zaman yazısız kaldı bloğum.
Kendimi yetiştirirken kendime yetişemediğim zamanları yaşıyorum. Bilgisayar sertifikası, İngilizce kursu derken çakışan kurs günleriyle kendimi eve zor atıyorum. Yorgunluk bir taraftan bedenen ağır gelirken, ruhen hafifletiyor beni. Şikâyetçi olup olmamak arasında kalıyorum bazen, bazen de yenik düşüyorum hayata.
Bu ara herkes kendince bir türkü tutturuyor dilinde. Kimi endişeli, kimi cesaretli, kiminde öfke, kiminde korku, gözler bakmaya çekinirken, dudaklar söylemeye hazır. İnsanların yıllarca içinde biriken cümleler şimdi birbiri ardına dökülüyor dudaklardan. Sabır son deminde. Türklük gururu yaşıyor evinde.
Tüm bunların dışında her an ardımızda hissettiğimiz bomba paniği var unutmamamız gereken. 2 gün önce büyük bir gürültüyle uyandım yine. Merakla yatağımdan fırlarken gayet işlek bir yerde oturuyoruz ve arka sokağımızda bomba ihbarı yapılmış. Bomba imha ekibi gelip önlem almış ama neyse ki bir şey yokmuş. İnsanlar korkak yaşamın zorlukları içinde yaşamaya alıştılar neredeyse. En ufak bir şeyde endişelenip tedbir almayı öğrendiler/öğrendik/öğretildi. Büyük şehirde yaşamanın önüne geçilemez tehlikeleri bunlar.
Bu arada yaşam kavgası vermeye devam ediyoruz. Bir tarafta gerçek dünya bir tarafta bizim “bir tek” kendimizin olduğu dünya. Bir gerçek dünyaya ve diğer insanlara karşı kendimizi koruduğumuz tarafımız bir de içinde sadece kendimizin yaşadığı dünyaya girmeye çalışan insanları reddimiz.
Benim her iki dünyamda çok karmaşık. Labirent gibi bir yaşamın içinde, sayılı sürede çıkışı bulmaya çalışan fakat her girdiğim yönün aynı yere çıktığı bir yer kadar küçüldü sanki dünyam. Ben güler yüz gösteriyorum aynadaki aksime. Kendi kendime yetiyorum tüm iyi niyetimle. Malum dıştaki insanlar acımasız. Sen kendini düşünmedikçe kimse seni düşünmüyor.
Anlaşıldığı gibi kaygılar yaşayarak devam ediyorum hayatta kalmaya. Tam anlamıyla öğrendim kendimi korumayı. Aynaya baktığım zaman ıslak ıslak bakan gözler değil, içindeki tüm sızıya rağmen gülmeyi başarabilen bir “ben” görüyorum mutlulukla karşımda. Başardım diyorum ve bir göz kırpıyorum hayata. Canım sıkıldığında, aklıma geldiğinde geceye bırakıyorum hüznümü. Geçecek diyorum. Sabah yine aynı mutlulukla uyanıyorum. Geçip gidiyor mu hayır ama ben sıkıntıyı dünümde bırakıyorum.
Tüm sıkıntıların dünde kalması ve tüm insanların yarını görmesi umuduyla… Yaşarken diğerlerinin farkında olmanın erdemliliğiyle… Sevgiler.
Son Yorumlar