
İyi veya kötü diye nitelendirdiğimiz her şey ruhumuzda bir derin iz bırakıp gidiyor bizden. Bunun adı bazen yorgunluk, bazen yoğunluk, bazen sevgi, bazen doluluk… Düşünüyorum da biz günü geçirdik diye sevinirken gözümüzü açıp kapatırken aslında günler bizi geçiriyor…
Yarının planında işler birbirini kovalarken bizim tarafımızda, “gün” aylar öncesinden yarını nasıl geçireceğimize karar veriyor. Ve geceye adım attığımızda bir mutluluk tebessümü dudaklarında beliriyor. Bugünü de atlattık diye.
Benimki de buna benzer bir hikaye birkaç gündür peşinden koştuğum. Evde duramadığım saatler bu ara fazlalaştı. Gün içinde diyorum, geceleri adres belli :) sıcacık sevgimle harmanladığım bana ait küçük dünyamdayım işte.
Hafta içi gittiğim kursta arta kalan zamanda bu ara yeni sardığım merakımla uğraşıyorum. Sonra diğer günlerde buluşmayı ertelediğim arkadaşlarımla, kuzenlerimle, eşimle dostumla bir araya geliyorum. Boş geçen dakikam yok neredeyse. Bu durum beni sevindiriyor. Nedenleri kendimde.
Akşam gelen bir telefon şimdi sevincimi katlayan bir başka neden. Lisede en çok sevdiğim ve hani derler ya ikinci bir ben daha olsa bu o kişi olurdu kesin diye, o yakınlıkta bir arkadaşımdı arayan. Pazar günü olacak düğünü için beni davet ediyor. Onun işi, benim üniversitem derken araya giren zamanla birlikte, en son ne zaman görüştüğümüzü unuttuğum bir zaman diliminden bahsediyorum. Aslında bahaneler hep demet olur önümüzde, gönül istedikten sonra…
Ben onun sesini duyduğumda tanıdım ve içim bir cız etti. Uzun zamandır aklıma getirmediğim anılar otomatik bir şekilde sıralandılar aklımda saklandıkları yerden çıkarak. Ve hiç demedim beni neden aramadın diye, taşınan ve telefonunu değiştiren o olduğu için deme hakkım olduğu halde. Dostluk biraz da bunu gerektiriyor galiba, kaldığın yerden devam etmeyi. (Giden giderken kapıyı yüzümüze çarpmadıysa eğer). Bazen çok mu ince düşünüyorum bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki bu şekilde mutlu yaşadığım… Gerisinde düşünülecek bir durum yok sanırım.
Hani eylüle hüzün ayı derler ya, hüzün çoktan geçti, ekimde hiç etkisi kalmadı durgunluğun, sıcacık günler içimizden aldı götürdü eylül ün bize bıraktığı hüznü. Bugünlük de benden bu kadar. İyiye dair ne varsa hak edenlerin yanı başında nöbet tutsun…
Sevgiyle var olan tüm kalplere…
Son Yorumlar