
Sözlükten henüz silinmiş bana dair tüm anlamlar şimdi bir kara kaplının arasında yeniden hayat bulmayı bekliyor. Benden medet umuyor, bana el açıyor. Ben tedirgin kelimeler coşkulu. Yüreğim isyanda.
Kime sormak gerek şimdi unutulan kelimeleri. Kim hatırlamak ister ki geride bıraktıklarını. İş başa düşer misali araladım eski kapıları. Gizli kelimeleri keşfedip tekrar hayata döndürmek tüm çabam. Unutulanı hatırlatmak yani. İşim zor biliyorum ve kötüsü ben kararlı değilim. Korkuyorum.
Eski düzen geri gelir mi hiç. Silinen kelimelerle birlikte silinen hatıralar bir bir isyan etmekteler. Yerlerinden edilmişliğin huzursuzluğu varmış gibi üstlerinde. Bir kızgınlık zorun neydi der gibi. Bir bilseler zorumun kitap arası okumakta zorlandığım cümle mantıklarını çözemediğimi. Geri getireceğim kelimelerle anlam kazanacağını yine yeniden her şeyin.
Derdim kabul ettirmek değil. Hayat bana da zor kullanmayı öğretti artık. Emirlerime itaat etmekteki zor koşulları artık ben değil hayat yaşıyor. O bocalıyor sessizlikte yalnız kalarak çıkmazdan çıkmanın yolunu ararken ve artık ben değil hayat hep koşuyor benim ardımdan. O istiyor bişeylere geç kalmamamı.
Ben sükunetle yaşam alanımda hayat sürüyorum. Gizliler ardımda yine de ben aranıyorum. Oyun oynuyorum sanırım. Bu da zevkliymiş uzun zamandan sonra.
Saate bir bakıyorum. O da ne. Merdiven altında oynadığımız evciliklerde kalmış zaman. Bir telaş ayağa kalkıyorum. Yanımdakilere bakıyorum çocukken oynadığım yüzler değil, hepsi değişmişler. Şaşkınlıkla birlikte yabancı yüzlerin kim olduğunu çözmeye çalışıyorum. Hangi vakit girdiler de hayatıma ben onlarla evcilik oynuyorum. Yoksa bu bir oyun değil mi? Daha fazla düşünmek korkutuyor beni. Hızla uzaklaşıyorum.
Hemen yatağıma atıyorum kendimi. Yastığıma sinmiş kendi kokum eşlik ederken anlıyorum zamanın akıp geçtiğini. İşte geri getiremeyeceğim bir şey daha. Çaresizlik duvar olmuş önümde aman vermiyor geçişime.
O an anlıyorum. Anlıyorum ve diyorum giden geri gelmiyor, harcanan zaman telafi edilmiyor. Yarına dikiyorum gözümü. Bana ait kelimeleri açıklamak değil artık derdim. Onları bana bırakıyorum. Kendi içimde yaşatıyorum…
gülçin güloğlu
giden gitmiştir
eyvallah yolu açık olsun
alınan dersler alınmıştır
ne olacak
bknz YARIN
..
sağlıcakla

Ekim 7th, 2007 at 18:40sevgiler..
“Çaresizlik duvar olmuş önümde aman vermiyor geçişime.”
Çaresizlik her yer de karşımıza dikiliveriyor soğuk bir duvar gibi ellerimiz üşüyor her değdiğimizde ve bizler yavaş yavaş yok olmaya yüz tutuyoruz kimbilir bu çaresizlik biter mi bir gün bilmiyoruz ve bekliyoruz belki de neyi beklediğimizi bilemeden… aslında ben beklediğimi biliyorum ama şimdilik susuyorum, suskunluğumu kolye eyleyip boynuma asıyorum.Takii o gün gelene kadar… Ne kaldı ki o büyük vuslata(?)
Canım kelimelerin eksik olmasın ve çaresizlikler seni bulmasın….
Ekim 7th, 2007 at 20:56Sevgilerimi gönderiyorum yüreğimden, o sıcacık yüreğinin kıyılarına…
gidenler dönmüyor
Ekim 7th, 2007 at 21:35dönenlerse unutmuş..
içimden geldi paylaşmak istedim…
Bir kız ve bir delikanlı, bir motosikletin üzerinde 180 Km hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız : Lütfen yavaşla, ben korkuyorum
Delikanlı : Hayır, bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanlı : Peki, beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum, lütfen yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Şapkamı alıp, kendine takar mısın? Başımı çok sıktı..
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:
MOTORSİKLET KAZASI ;
Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2
kişiden sadece biri kurtuldu.
Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı frenlerin bozulduğunu
anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti.
Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş ve
kendisine son defa sarılmasını istemişti.
Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta
kalmasını sağlamıştı.
İŞTE GERÇEK AŞKIN ANLAMIDA BUDUR GALİBA . . .
Ekim 7th, 2007 at 21:37ne güzel kendimden başka birisinin daha kelimelerle dansettiği okumak, takip etmek, bir solukta kelimeleri arşınlamak.
Ekim 7th, 2007 at 22:03tebkirler güloğlu.
Bu gece bundan sonra peşpeşe gelecek bir dizi kandillerin; Miraç ve Beraat kandillerinin, on bir ayın sultanı Mübarek Ramazan ayının ve Kadir Gecesi’nin de habercisidir. Bu sebepledir ki Regaip Kandili’nde manevî gücümüz artacak, kalplerimiz huzur bulacaktır. Hayırlı kandiller..
Ekim 8th, 2007 at 08:42geleceğe umutla bakmak
Ekim 8th, 2007 at 08:56güzel olan bu,
inşallah herşey gönlünce olur
herşeyin daha güzel olacağına inanmak çok önemli
Herşey gönlünce olsun
Eline yüreğine sağlık çok güzel olmuş yazın …
Ekim 8th, 2007 at 11:44Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.
Hoşçakal
kuzucum, sen taaa nerelere taşınmışsın. Adres sors sors buldum seni.
Ekim 8th, 2007 at 12:06En çaresiz olduğun zamanda bile çare bazen yanı başındadır. Biz küçükken sokakta oynarken ayaklarımızı bacaklarımız ısırgan otları yakardı hemen yanı başında da bir garip ot olurdu, onları alıp bacakalrımıza sürerdik geçerdi. Bu hep aklıma gelir çaresiz zamanlarımda. Öptüm seni kuzum benim
bloğuma ugrayıpta yorum yazdığın için tesekkürler.sayfa şablonun çok güzel.hakkındakileri okudum.çok cici ifadelerin var.sevgiyle kal
Ekim 8th, 2007 at 13:24çocukluğumuz geride kaldı çoktan verdik ellere gitti
Ekim 8th, 2007 at 15:15belki de hayatın ellerinde rahatlık ve huzur bize çocuksu mutluluğumuzu yaşatır yeniden…
SELAM…
Ekim 8th, 2007 at 15:37BEN ÇOK DA GÜZEL OLSALAR KELİMELERLE DANSIN İÇİN YAZMIYACAĞIM.
BEN NE KADAR ZAMANDIR SENİ ÖZLEDİĞİMİ YAZMAK İSTEDİM…
YORUMLARIN ÇOK HOŞ.
TEKRAR GELECEĞİM… YAZILARIN HAKKINDA KONUŞMAYA
SEVGİLERİMLE
kujummmm Kadir gecen mübarek olsun…öpüyorummm
Ekim 8th, 2007 at 17:58önce kelimeler gidiyor değilmi yürek gitmeden önce…sonrası zaten büyük bir boşluk…ama fazla sürmüyor ve yeri mutlaka doluyor…bizimle oyun oynayan aslında duymaya alıştığımız cümleler…öyle bir doluyoruz ki yokluğunda serseme dönüyoruz ve farkındalıklar merhaba dediği zman bize işte o zaman anlıyoruz önce kendimizin kıymetli olduğunu…kıymet bilenler elbet çıkıyor aynı yol üzerinde ama farklı ve daha anlamlı cümlelerle..
Ekim 8th, 2007 at 19:23yine harika bir yazı çıkmış yüreğinden ve kaleminden cnm…
Böyle güzel satırları yazabilmek için kimbilir ne yaşanmışlıklar vardır…Çok hoş ve etkileyiciydi…Yine…
Ekim 8th, 2007 at 22:07Sevgiler…
talia
kandiliniz kutlu olsun
Ekim 8th, 2007 at 23:50selammmm
ne olur artık kara kaplıya yazma
tertemiz beyaz bir sayfa aç.
birde onu yaz olurmu? en azından ben öyle diledim.
sevgilerimle
Ekim 9th, 2007 at 14:51çok taklit bir yazı bayada karamsar.ama post edebiyat bu işte.yaz kazan edebiyatı.umarım umudu yazarsın
Ekim 9th, 2007 at 19:16sabah kadar güzel kal.
sevgiyle
” Kalbim kırık.. Kapılar açık..
Aynı şarkıyı söylüyorum…
Yolum ince.. Yolum uzun..
Yalnızlığımda yürüyorum… ”
Ziyaretin için teşekkürler arkadaşım…
Bu aralar fazla uğrayamadığımdan yorumuna ancak cevap verebildim… Kusuruma bakmazsın umarım…
Herşeyin gönlünce olmasını diliyorum…
Ekim 9th, 2007 at 20:32Sevgiyle kal…
ne kadar güzel bir yazı
blogunuz
çok beğendimm
okuyorum izninizle :-))
sevgilerimle
Ekim 10th, 2007 at 15:28