
Hayat tam ortasında yer aldığın bir düzen. Bir ileri iki geri. Bir mutlu üç hüzünlü. Sevgiye dair düşünceli, iki yüzlülükte cömert. Üç sessiz iki sesli bir kelime. Bulmacada soru, bazense cevap. Bizim içimizde çelişki, gel-git li.
Yönleri olan bir koca dünya. Sürekli dönen, seni de içine esir eden. Sorular yumağı bir türlü çözülemeyen. Sırların, kilitlerin, gizliliklerin adresi. Bazen yalanlı, bazen büyük dolanlı… Bilmece gibi. Sessizce atılan çığlıkların yüksek sesle içinde patlaması misali.
Suskun yürek, lafazan dil. Biçare dertler, çaresi bol delilikler. Eşit zamanda bize misafir dertler. Ağırlanması en güç konuklar. İşte aşk yürekleri. Karaya vurdurduğumuz yelkenliler. Bizi unutan neşe akımları. Bizim unuttuğumuz tebessüm hücumları.
Uzağa derin bakışlarda renkli gözler, bir çift diğer gözleri özlemekteler. Tebessümle çoğalan gözyaşıyla azalan ümitler, çaresizce bizim iyiliğimizi beklemekteler. Gönlümüz deli dolu, dudaklarımız bi o kadar temkinli. Gözyaşının tuzu, şeffaflığı, hayallerin beyazı geleceğimizi süslemekteler.
Hırsa bürünen bedenler, mütevazi yaşayan yürekler. Hep bişeyleri beklemekteler. Sorular var cevapsız, yanıtlar var sorusuz. Sorunsuz komşu kızı, hep gülen komşu oğlu. Bizim evin duvarında renksiz tablo, yatağımın başucunda bir deli mavi bulut. Gökyüzü hercai, yerin tabanı karmaşık.
İnsanın basıp geçtiği yerler hep iz bırakırken, ayak basılmamış yerler düzlük. Gitmek bir o kadar rahat ve ısrarlı. Hep düz alanda koşulur oysa değil mi? Nasıl bunca çok düzlük. Dedik ya bir nev-i cevapsız soru.
GÜLÇİN GÜLOĞLU
Son Yorumlar