
Sırra kadem basmış yüzyıllık aşklar. Her biri gizli kapılar ardında yaşanmış ve bitmiş. Ne acı. Kimse anlatamamış en yakın dostuna, torununa büyük sevdasını. Kimi evlendirildik demiş örtmüş üzerini kimi gençtik demiş kapatmış konuyu. Nerde şimdi o eskisi gibi sevdalar.
Şimdi ulu orta yaşanan günübirlik, adına aşk dedikleri fantezi birliktelikleri moda. Malum moda çağında her şeyin ki; insanların bile tek tip olduğunu düşünürsek bu özentiler pek de anormal değerlendirilemez. Birbirlerini eleştirip ancak geriye dönüp gittiğinde eleştirdiği davranışı aynen sergileyen veya beğenmediği kıyafeti mağazaları talan edip bulmaya çalışan insanlar hemen yanınızda, çok uzağınızda değil.
Ne oluyor bu insanlara daha da ötesi neler oluyor o güzelim büyük sevdalara. Eskiler görmüş, yaşamış ilmek ilmek hayatlarına işlemişler de bizim günahımız ne olmuş yaşanmaz olmuş öylesi güzel aşklar. Hep satır aralarında okuyup böyleymiş eskiden demek, bizim kaderimize düşen.
Eskiden ayrılıklar da varmış. Sessiz, derinden, kimse bilmeden, başı dik yaşanan ayrılıklar. Gözyaşları yine varmış, acılar, can yanmaları, haykırışlar… Hepsi bir sır olmuş yaşayanın yüreğinde. Şimdiki gibi ölüm son çare görülmemiş. Çok kişinin kaderin var olduğuna karşı çıkmalarına rağmen kadere inanmış susmuş kadın, şartlar demiş avutmuş kendini erkek. Şimdiyle kıyaslamak bile manasız o zamanın sevdalarını.
Eskiden kapılar dört göz odada birlikte oturmayı, dışarıda namahrem sayılan özel hayatı yaşamayı amaç edinirken günümüzde hızla çarparak öfkeyi gösterme aracı olarak düşünülmekte. Eskiden normal bir günde sevdiğinden beklenen mendiller, mahallenin çocuklarıyla gönderilmesi beklenen mektuplar aşıkları heyacanlandırırken günümüzde özel günlerin unutulması muhtemel bir şekilde tek taş o da olmadı geçenlerde gezerken beğendiği herhangi bir hediyeyi almadığı için sözde sevgilisinden ayrılan kişilerle sarmalanmış etrafımız. Gerekçe: Çok seviyorum ama özel günde bana layık görmedi bir hediyeyi. Oysa ben ona nelerimi verdim.
İşte kilit cümle. Ben ona nelerimi verdim. Çıkar dünyası, insanın içindeki tilkiler işbaşında. İstesem kimler elimin altında. Sevgisizlik ne çok ön planda. Mücadele yok şimdi. Oldu bittiler, kıskançlıklar, gözün doymaması sevdayı sevdasız yapan öğeler.
Yaşamadım ama çok dinledim gerçek sevda öyküleri. Ağırlaşan şartlar var şimdi diyoruz. Ben söylüyorum bahane bunlar. O zamanlar da ihtilaller vardı, kavgalar, hır gür, savaş, yakıp yıkma, zor şartlar ama sevda yine sevda olarak yaşanmış. Kirletilmemiş yürekler, içleri hep temiz kalmış.
Kiminin yüreğinde gizli bir sevda olarak yaşanmış gitmiş, sevdiği sevildiğinden bihaber, kimi çok sevmiş birleşememiş şartlar gereği, kimi doyasıya yaşamış sevdasını sonu iyi bitmiş. Ancak ne olursa olsun sonunda mutlaka herkes güzellikle, saygıyla, alnı açık yaşayarak sevmiş, götürmüş kendiyle mezara sevdasını…
Zor da olsa bizden sonra böylesi güzel sevdalara umutla bakmak istiyorum. Bilinçli olarak ve sevgiyle büyütelim çocuklarımızı diyorum. O doyumsuz sevdaları yaşayan tüm erişilmez, güzel yürekleri sevgiyle anıyorum.
gülçin güloğlu
Son Yorumlar