
Evet.. uzun zamandır ertelediğim tatile çıkıyorum nihayet. Bugün akşamdan itibaren kuzenimle çıkacağım tatilime. İlk durağım Ürkmez. Ardından İzmir’e dönüş birkaç gün aradan sonra Kuşadası, İstanbul ve sonrasında Gökova ile devam edeceğim. Sonra malum para kazanmak gerek deyip işime bi süre daha devam ettikten sonra kısa bi kaçamak daha söz konusu olabilir. Yeri henüz belli olmadığı için bir şey söylemek olmaz şimdiden. İyi gelecek bana bu kaçış. Uzun süredir ihtiyacım vardı.
Yenilenme süreci başlıyor bende. Hazır olun ey yollar sizleri fethetmek şimdi benim görevim. Karşıdan bana el sallayan emoş’un yanına gitme vakti şimdi. (detaylar emelsen de )
Biliyor musunuz hayat biz istediğimiz ve izin verdiğimiz kadar cömert mutluluk konusunda bizlere. Yani hantalca ve kendinden bezmiş bir şekilde bir şeylerin ayağınıza gelmesini beklerseniz eğer kaybetmek sizin kaçınılmaz sonunuz olmuş demektir. Kendinizdeki durgunluğu ve bir türlü dışarı atamadığınız enerjinizi içinizde sanki daima sizinmiş gibi sahiplenirseniz yine istenmeyen sıkıcı mutluluklar sizinle olur.
Evdeyseniz balkona çıkın, dışarıdaysanız bir an durun ve gelen gidene bakın. Mutlulukla yürüyen bir kişiyi mutlaka fark edeceksiniz. Onun biraz gerisinden gelen yüzü asık genci de öyle. Sonra karşılaştırın, nedeni ne diye kafa yorun, düşünün… Ben iyi olmadığımda genelde yaparım bunu sonra kendimce mutlu olan ve mutsuz olan kişiye neden bulurum. Adına “benim hikayem” derim.
Bu kadar rahat bir şekilde tatile çıkma planları yapmamın bekar olmamla çok ilgisi var. Demem o ki; imkanı olmayanlar da bir şekilde kendi imkanları ve bulundukları yere göre kısa gezintiler düzenleyebilirler. Buradaki amaç bir nevi evden uzaklaşma. İçimizi, düşüncelerimizi, ruhumuzu evde bırakamıyoruz belki ama en azından çaba göstermek bile yeter. Vicdan rahatlığı için güzel bir yöntem tavsiye ediyorum.
Yaz geldi. Bitmesine az bile kaldı. Ne derler “bu ayda canlanın, canlandırın, kendinize bakın”. Öyleyse niye hala oturuyoruz. Yerimizden kalkıp silkelenme vakti değil mi zaman. Başucumuzda duran sevgiyi ve mutluluğu almak için neden kalkmıyor kollar havaya??? Onlar yıldız değiller istediğimiz an elde edilebilirler. Tutabiliriz. İnanmak, karar vermek yeter.
Her insanın içinde hüzün bile olsa ben biliyorum ki, mutluluk parçacıkları yüzüyor. Tek yapmamız gereken onları fark edip, ardından gitmek, belki takip etmek. En güzeli aslında hayata bi göz kırpmak… Ne dersiniz. Sizce de öyle değil mi ![]()

Ne zaman başımı alıp gitmek istesem
Bir çocuk yapışır sanki eteğimden
Gözlerine bakarım
Kimsenin göremediği derinine inerim.
Bir çaresizlik bir burukluk ve bir yalvarış
Yalnız kalmaktan korkan ürkek bir serçe gibi
Ne zaman yalnız kalmak istesem
Bir kalabalık gelir üstüme
Her şeyi unuturum.
Çığlıklar atar, bardaklar kırarım
Dalgalarını yükseltir sonra yüreğim su misali
Gitmekten korkmayan özgür bir martı gibi
gülçin güloğlu /2007

Yorgunluk, yoğunluk…
Birkaç gün ayrılığın ardından nihayet bişeyler yazmaya vakit buluyorum. Ağabeymi yolcu ettik az önce. Aldım kahvemi elime bir yandan yudumluyorum bir yandan da benim sevgili bitanecik ziyaretçilerimi bilgilendiriyorum.
Öncelikle dişçi kabusum bitti. Sağ salim artık çürüksüz ve dolgulu dişlerim benimle. Zaten her zaman özen gösteriyorum ama şimdiden sonra daha da bir özen göstereceğim artık. İtiraf edeyim kabuslar görmeme neden olacak kadar kötü geçmedi. Doktorum çok şeker bir hanımdı. Şimdi sanane doktorun iyiliğinden, şekerliğinde diyenler çıkabilir düşüncesiyle şunu belirtmeliyim ki öyle düşünmeyin. Doktorun yaklaşımı çok önemli. Ya;
– haaa haaaaaaa düştün işte elime diye gelip operasyona başlasa. Dimi ama?
Neyse geçiyorum diğer aktivitelerime. Bütün kuzenler toplanıp, bu sıcaklarda yine de gezmenin keyfini yaşadık. Turkuaz’ a gittik ki bütün İzmirlilerin uğrak yeri. Minderlere oturuyorsun, yemeğini yiyorsun serince, çay iç, nargile iç, havadan soğutma sistemleri terini alıyor zaten hafif bir ürpertiyle Bi yandan da canlı müziğini dinliyorsun.
Bu arada hayatıma dair önemli kararlar verdim. Planlarımda ani değişiklikler söz konusu oldu. İş durumum yarın netleşiyor. Umarım istediğim sonucu alırım. Sonra tatili unutmam gerekiyor. Zaten az önce belirttiğim plan değişikliği söz konusu olduğu için artık hiçbir şeyi umursamıyorum. Hiçbir şeyin garantisi yokki.
Ben bedenimi gezdirdim ama aklım ve ruhum hep yaşadıklarımdaydı aslında. Ama sıkıntılı bir düşünce hali değildi bendeki sadece doğru kararı geç de olsa vermenin hafifliğiydi beni düşündüren. Ben daha önce bunu neden yapmamışım dedirten.
Biliyor musunuz öğrenmek için hayat nüfus cüzdanınıza bakmıyor. Sizi her yaşta sınıyor. Önemli olan sizin bu sınavı başarabilmeniz. Ben son 2 yılımda çok büyük sınavlar verdim. Kazandığım da oldu kaybettiğim de. Ama gördüm ki bir yanlışı ne kadar uzatırsanız o kadar acı çekiyorsunuz. Bu da sınavı verememek demek oluyor. Başarısızlığın adı yani. Ben başarılı olmayı tercih ettim.
Bende bunlar var. Bol düşünceli bir haftaydı. Kendimi sorguladım, kızdım, en ağır cezaları verdim yine de aynaya baktığımda kendime gülümsemeyi unutmadım. Kendime kalanım ne de olsa. İyi davranmam gerekiyor bu bedene ve can’a. Siz de öyle yapın. Hayatınızda kirli, çürük, pis, üzücü, yıpratıcı ne varsa yenilemeyi düşünmeyin artık.
Bugünü yarını düşünün ama yarından sonraki günü değil. Hayat bilmediğimiz kısalıkta. Kendimize yakışanı, eşimizi, bizi mutlu edecekleri arayıp bulalım, yüzümüz hep gülsün, kalbimiz hep huzurla dolsun. Değmeyecek kişilere değmeyecek ilgiye artık son.
Tüm ilgiler kendime artık.
KUJU

u-yu-ya-mı-yo-rummmm…
sebep?
Diş doktoru kabusu…
Saat: 03.47
Her şey bu akşama kadar gayet iyiydi aslında. Yani en azından ben durumu tüm gerçeklere rağmen güzel göstermeye çalışıyordum, kendimi avutuyordum. Ta ki kendisini sevdiğim mesleğiyle ise hiç hoşlaşamadığım diş doktoru kuzenim bize gelip, dişlerime bakana kadar. Çok uzun zamandır farkında olduğum ancak sürekli ertelemekten çekinmediğim dişimdeki oyuğun nedenini resmederek anlatınca yarın için ilk işim dişçiden randevu almak oldu. Doktora gözükene kadar bana uyku yok sanırım. İçim içimi yiyor.
Ne olacak benim bu dişim. Durun ben size de anlatayım da anlayış neden telaş yaptığımı. Öncelikle dolgulu dişim içten çürüme yapmış. Bu da üstteki dolgunun çökmesine neden olmuş aynı zamanda dolgum kırılmış. Malzemeler yanında olmadığı için kuzenim çok anlayamadı ama eğer bu oyuk sinirlere dayandıysa birkaç seans halinde kanal tedavisi gerekiyormuş yok eğer henüz sinirlere ulaşmadıysa eski dolgu çıkarılacakmış sinirlerin o taraf temizlenip yeni bir dolgu yapılacakmış.
İlk sorduğum soru iğne yapılacak mı? Can yakan cevap: EVET. İşte ona hiç dayanamıyorum. Ama hani derler ya güzellik için ne çekiyor kadınlar. Sağlık için de öyle. Mutlaka gitmem gerekiyor kaçış yok. Bir de sabahları diş kokusu yapıyor ki dişlerimi fırçalamadan bana rahat yok. Ki en önem verdiğim şeydir koku. Güzel kokmanın benim için başka bir değeri vardır. Güzel kokmak benim için temizliği ifade eder.
İşte olay bu. Doktorlardan kaçar oldum. Sevimli olanları mutlaka vardır ama konu sağlık olunca hele bir de iğne varsa kaçıyorum onlardan. Bağışlayın beni. Biliyorum tüm bunlar bizim sağlığımız için ama duygusal davranmadan edemiyorum. Çünkü çok korkuyorum.

1* İSMİN?
Gülçin
2* TAKMA ADIN?
kuju
3* DOĞUM YERİN VE MEMLEKETİN?
izmir
4* OTURDUĞUN YER?
izmir
5* MESLEK?
Bunu yazmayı inanın çok isterdim ancak daha yeni mezun olmuş bir öğrenci olarak “şimdilik” boş bırakıyorum. Elbet kendi isteğime göre bir mesleğim olacaktır. Az sabır
6* SEVDİĞİN SAYI?
tek sayıları seviyorum.
7* NASIL BİR KİŞİLİĞİN VAR?
Bu nasıl söylenir ki. Ama kısaca diyebilirim ki; bazen hırçın bazen durağan, bazen deli bazen sakin. Ama her daim sevgi arsızıyımdır…
8* HOBİLERİN?
Yazı yazmak, meavy binchy okumak, internet, seyehat
9* CANIN SIKKIN OLDUĞUNDA NE YAPARSIN?
Yalnız olmayı severim öyle anlarda. Bişeyler karalarım onu da canım istemiyorsa düşünürüm.
10* MÜZİK TARZIN?
İçinde bulunduğum duruma göre değişebilir. Özellikle şu tarz diyemiyorum.
11* EN SEVDİĞİN YEMEK?
Tavuk, sarma
12* SEVDİĞİN TATLI ÇEŞİDİ ?
Çikolatalı tatlılar
13* SEVDİĞİN İÇECEK?
Kola, nescafe, meyveli soda
14* SEVDİĞİN MEYVE ?
Çilek
15* SEVDİĞİN SEBZE ?
barbunya
16* SEVDİĞİN RENK ?
Turuncu, turkuaz
17* ALIŞVERİŞİ SEVER MİSİN ?
Bilmem. Siz tahmin edin
18* SEVEREK GİYDİĞİN GİYSİ ?
Boyundan bağlı sırtı açık badilerimi çok seviyorum. Bir de bu ara elbiseye taktım.
19* EN SEVDİĞİN HAYVAN?
Su canlılarının tümü
20* SİGARA İÇİYOR MUSUN ?
Asla.
21* HİÇ ÖLMEK İSTER MİSİN ?
Nasıl yaşayacağıma bağlı. Ama bu yaşananların sonunun olmadığını bilerek yaşamak da insanı sıkar gibi geliyor. Bir de yapacaklarımı yarıda bırakıp ölmek istemezdim.
22* HER ŞEYİ ACELE Mİ YAPARSIN ?
Aksine telaşı hiç sevmem. Yapacağım iş el çabukluğunu gerektirirse o zaman durum değişebilir tabi.
23* TV DE HANGİ MAÇLARI İZLİYORSUN ?
Kendi takımım dahil hiçbir maçı izlemem. İzleyenleri hayretle izlerim sadece. Zevk meselesi tabi.
24* EN SON OKUDUĞUN KİTAP ?
Can Dündar- Yüzyılın Aşkları
Şuan elimde olan kitap:
Meavy binchy Ateşböceklerinin Mevsimi
25* EN SEVDİĞİN AY ?
Kış ayları. Soğuk ve yağmurlu günler…
26* HAFTADA EN SEVDİĞİN GÜN ?
Yaşasın şu gün geldi dediğim bir gün yok ama yine de pazarı atlattığımız için p.tesi seviyorum.
27* EN ÇOK KALBİNİ KIRAN ŞEY NEDİR ?
Anlaşılamamak.
28* CİNCİK BONCUK SEVER MİSİN ?
Çok değil. Ama yine de vazgeçemediğim aksesuarlar yok değil.
29* EĞLENCELİ YERLERE GİTMEYİ SEVER MİSİN ?
Gideceğim kişilere bağlı. Eğer kafa dengiyse bırakın gitmeyi hiç çıkmam.
30* EN SEVDİĞİN ÇİÇEK ?
Kraton ve gül…
Sevgili mcathena beni sobelemiş yine. Yazma konusunda tembellik edenler için iyi oluyor şu sobe.
ben de emelsen i sobeliyorum…

Bir bakış var gözümde, uzaklara
Gitmek istiyorum, ayaklarım müsaade etmiyor
Ardında bırakamıyor ezikliklerini
Bir yürek taşıyor bu beden, çok ağır
Yola çıksam yolda bırakacak biliyorum
Elimde bir deste harfler dizini
Adına mektup diyorlar, benim içim yanıyor.
Adım atıyorum tam cesaretleniyorum
Diğer yanım yapışıyor yakama, gitme diyor
Bir akıl taşıyor kafam, çok karışık
Düşünmeye kalksam beni sarsıyor
Yüzümde hafif tebessüm
Dilimde korkulu cümleler
Adına karmaşık duygu diyorlar, benim içim yanıyor.
Boş, bir o kadar da arayış içinde bakışlarım
Gözlerimi kapatıyorum faydasız önlemler
Elleri var bu bedenin, küçücük, minicik
Yüreğine benzememiş hiç
Kelepçeleri açsam neler yapacak kim bilir
Sıkmaktan kızarmış izler var ellerimde
Adına kendine hakim olma diyorlar, benim içim yanıyor
Çığlıklar atıyor benliğim adeta… pır pır ediyor içimde bir şeyler
Meraklanıyorum peşine düşüyorum
Kalbim olduğunu hissedip, çoktandır unuttuğumu anlıyorum
İlgisiz, umarsız, vurdumduymaz olmuş çoktan
Durmak üzere gibi… durmamak için direniyor
O yorgun, ben yaralı iki yakın arkadaş
Adına aşk diyorlar, benim içim yanıyor
Terk edişler, vazgeçişler, pes etmeler bırakıyorum ardımda
Sessizleşiyorum iyice, sığınıyorum kendime
Konuşmaya çalıştıkça içime atıyorum sözcükleri
Boğuluyorum sanıyorum sonra uyanıyorum
Uykuda olduğumu anlayıp, rahatlıyorum
Bir soğuk su dolduruyorum, içmeden ısınıyor
Onu bile içmeyi unutuyorum, üzülüyorum, dalıp gidiyorum
Hayal kuruyorum adına “lara” diyorum
Kendi kahramanlarıma isim takıyorum, onlarla kendimce yaşıyorum
Mutlu oluyorum sonunda gülmeyi başarıyorum
Gülçin Güloğlu

Hiçbir yalan yoktur ki Birilerinin canını yakmayan
Bir savrulup gidiş Her birimizin hikayesi
Akan gözyaşımızın sıcaklığında yanan içimiz.
Bihaberiz diğerlerinden, vakit yok
Çağlayan şelalelerden akan suları izlemeye
Girmeye hele hiç cesaretimiz yok, derelere
Bıkmışız yanaklarımızın ıslaklığından
Su görmeye tahammülümüz kalmamış
Tek tek camları açıp havalar almışız
Giren hava bize yetmemiş, komşudan ödünç almışız
Denizin dibinde parlayan mutluluklar aramışız
Bize denk gelmemiş, başka baharlar beklemişiz
Umut tekmelemiş kapıyı, açmışız buyur etmişiz içeriye
Çeşit çeşit maskeler üretmişiz kendimize
Herkese göre farklı takılan ve farklı makyajla değişmişiz yine
Gözümüz renkleri tanımaz olmuş siyahlıkları görmekten
Her birimiz bir diğerinin öyküsünden etkilenmişiz
Sorgulayıp, çareler üretmişiz
* * * * *
Biz yaşıyormuşuz…
Bir daire çizmişiz, tam ortasında durduğumuz,
Etrafında toplandığımız insanlarla beraber
Yağdırdığımız yağmurun altında ıslanmışız.
Sevgiye aç kalıp, denizin dibindeki balıklara hücum etmişiz.
Toprağın nemli kokusu ya da yeşilin refahı yetmiş
Nefes almamıza, biz yine doymamışız.
İstemişiz ki; sadece denizdeki balıklar, toprağın kokusu
Ya da yeşilin refahı bizim olmasın.
Deniz bizim olsun, toprak bizim olsun, orman bizim olsun…
Hırs bürümüş bedenimizi, yol almaların sonu gelmemiş sonra
Demişler gözü aç insanoğlunun.
Bir şey diyememişiz, doğruluklar halkasına…
* * * * *
Sessiz çığlıklar yükselmiş her geçen gün evlerimizden
Konuşuyoruz sanmışız, sesimiz çıkıyormuşçasına
Her zamanki gibi yanılmışız.
Biz görüyoruz demişiz, gözümüzü arkada bırakmamışız
Göremeyenlere üzülmüşüz, sonunda bir bakmışız
Meğer biz kendimize üzülüyormuşuz, içimiz yana yana.
Her şeyi, herkesi yok sayarcasına…
Yaşamın farkına varmamacasına…
* * * * *
Yanık tenimizle birlikte, kara gözümüze, kara kaşımıza
Kocaman yüreğimize, minicik ellerimize dokundurarak hayatı
Teğet geçmişiz çoğu zaman manevi denen duyguları…
Bizi biz yapan huylardan vazgeçmek zorunda kalmışız da
Sesimiz çıkmamış, diğerine yaranıyoruz sanmışız.
Bir kendimizi anlatamamışız bize bizi sorduklarında,
Böyleyim işte sen nasıl görüyorsan demişiz cevap olarak.
Yıpranmışız, canımız yanmış böylelikle.
Yine de varı yoğu içimizde yaşamışız.
Bakmamışız elin eline, kalmamışız onun sevgisine.
Boğulmuşuz çıkış bulamamaktan, yeni yeni kapılar denemekten
Her defasında doğru anahtarı bulamamaktan bunalmışız.
Kilitlerden vazgeçemeden yaşamaya devam etmişiz.
* * * * *
Doğmuşuz işte, herkes kutlamaya gelmiş, hayırlı evlat olmamızı dilemiş
Büyümüşüz, her birimiz kendimizce evlatlar olmuşuz
Yine bu dünyaya evlatlar getirerek, aynı dilekleri dileyerek.
Böyle kalacağım diyenlere birbiri ardına tokatları atmaya başlamış zaman
Torunlarımız olmuş belki de dizimize yatırıp çektiğimiz dertlerimizi anlattığımız.
Kalmamış kendi hayatımız denen şey.
En sevdiklerimizin hayatları olmuş artık derdimiz tasamız.
Sormuşuz, soruşturmuşuz, düşünmüşüz taşınmışız
Hani bizim yanımıza kar kalan, hani uğrunda gözyaşı döktüğümüz adam
Hani bir telefonumda yanımızda olan arkadaş…
Hani onun uğruna uykusuzluktan, gezip tozmadan kaldığımız evladımız
Bir sesimiz çıkmasa varlığımızı bile unutacak insanlar adeta.
Sonra kırdığımız kalpleri düşünmüşüz acımasızca, bir de kırıldıklarımızı
O an bitmez sandığımız hayat bitmiş işte
Sonra biz ölmüşüz…
Ortada ne keder kalmış bize ait ne mutluluk
Kimsenin haberi olmadan yaşadıklarımızı almışız bir tek yanımıza
Bir de üşümeye karşılık kalbimizin sıcaklığını.
İşte bitmiş hayat, bu kez arkamızdan uğurlamaya gelmiş
Yine doğduğumuza sevinen insan…
GÜLÇİN GÜLOĞLU

Yaşam var dediler, seslendiler
Meğer herkesin ayrı telden çaldığı
Ortak oldum çığlıklara…
Ben dolandım kördüğüm misali
Hayatı ayaklarımdan çözemedim.
Kimbilir ne zaman yazmışım bu dizeleri. Hani daha önceleri sözünü ettiğim eskici ruhum var yaa iki satırı olsun silemez satırlardan. Nisan ayını belirtmişim de tarihi yazmayı akıl edememişim. Olsun nihayetinde bir köşede hatırlanmayı beklemiş bu dizelerde. Günü geldi paylaştım.
Yaşam bir kuyu gibi adeta. Bitmez tükenmez yollar var önümüze çıkan. Bir yolu seçip başka yollardan geçiş kararında buluyoruz kendimizi. Düzen var düzensizliğin içinde. Kimi karmaşık yolları seçiyor kimiyse daha düz olanı. Kimileri yaşadığının farkında değil, her tavrı başkasının varlığı için izlenimi veriyor.
Yaşıyoruz tadını çıkaralım. Resmin yanındaki yazı bana ait değil. Ama çok doğru geldi paylaşmak istedim. Ne diyor; doğduğunuz için yaşamıyorsunuz, yaşamak için doğdunuz. İnsanı yaşam hevesiyle dolduruyor değil mi??? Hani herkesin kendince bir sorgusu vardır ya ben niçin geldim hayata diye. İşte size yanıt. Fazlasına gerek var mı???
Sizlere sesleniyorum yaşamdan sıkılanlar… Hadi bişeyler yapmanın, canlanmanın, harekete geçmenin tam zamanı. İster kendiniz için ister sevdiğiniz için. Ama öncelikle kendiniz için. İçinizden ne geliyorsa onu yapın, öyle yaşayın.
Eski sevgilinizi sessiz telefonlarla çıldırtmaktan vazgeçin artık arayıp hal hatır sorma zamanı ya da çocuğunuzu bakıcıya emanet edip tıkılıp kaldığınız evden çıkma zamanı, uzun zamandır yapmak istediğiniz ne varsa tek tek önünüze yığma zamanı.
Hadi hadi siz hala burada mısınız? Ama bi saniye yaaa gidiyorsunuz da… nereye? Sizin yapacağınız neler var???????
Son Yorumlar