
Yorgunum….
Uzun zamandır alışık olmadığım temiz hava çarpmış olmalı. Ne temiz hava ama. Çimlerin üzerinde masalar, karşımda canlı müzik, bir yanda su sesi. Görünürde her şey mükemmel.
Sonrasında ben o güzelim yeşillik dururken ayaklarım havada sandalyede oturmaktansa bazı kişilerin şaşkın bakışları karşısında yere oturmaktan çekinmedim. Ve hatta bu konuda öncülük etmekten gurur bile duydum. Çünkü beni gören çevre masadan vatandaşların birkaçı da benim gibi rahatlığı tercih ettiler. Şahsen içimden tebrik ettim onları. Sürü psikolojisini içlerinde yaşattıkları için )))) Türklerin özelliği bu hiç değişmeyeceğiz.
Bu arada belirttiğim piknik akşam pikniği. Yanımızda mangal. Bir yandan pişeni yiyip diğer yandan eritme derdindeyiz. Ne yardan ne serden vazgeçerim hesabı. Bir oraya bir buraya top peşinde koşmaktan şimdi bu tempoya alışan ayaklarım iflas etmiş durumda. Sızlıyor, acaba hadi durma devam et koşmaya mı diyor yoksa beni çok yordun şimdi gör bakalım gününü der gibi benden intikam mı alıyor bilmiyorum ama şuan beni oldukça rahatsız ettiği aşikar.
İki akşamdır bünyeme çektirmediğim eziyet kalmadı. Oysa her zaman gurur duyardım kendimle ben bedenime çok iyi bakıyorum diye. Sigara içmiyorum, içilen ortamlarda bulunmuyorum, içkim yok (arada bir ortamla birlikte aldığım şarap dışında). Çok yormuyorum onu. Yürümem gereken mesafeyi iyi ayarlayıp fazlasına zorlamıyorum onu. Bir de çok yiyip rahatsız etmiyorum midemi vs. Her şeyi orantılı yapmaya çalışırken iki günde bencilce davranıp beden yorgunluğunu saf dışı bırakıp tamamen duygularıma yoğunlaşmam beni kendi içimde bir cezaya sürüklüyor.
Yani anladım ki; hiçbir zaman tam özgürlük yok. Bir tarafa iyi baktığında diğer taraf sana hemen açığını gösterip seni üzüyor. Her şey düzenli, düzeni bozulduğunda seni uyarıyor sanki. Ben de uyarıyı yeterince almış bulunuyorum gecenin bu saatinde zaten.
Ama yalan yok ben de kızdım sevgili bedenime. Bunca zamandır ağır badireler atlatan duygusal tarafımın eğlenmesini çok gördü bana. Anlayış beklerdim ama çok narin yetiştirmişim bugüne kadar. Başa gelen çekilir. Nasıl giderse öyle devam ediyor. Şikayet yok sonuçta ben büyüttüm onu da. Ama yine de başaramadım ikisini ahenkle yürütmeyi…
Bir günü böylece bitirdik yine. Günler birbirini kovalıyor ben yetişemiyorum artık. Bir sabah kalktığımı biliyorum bir de gece yatmam gerektiğini. Bir gün böyle akıp giderken yıllara dur demek mümkün değil. Düşünüyorum peki öyleyse neden kendimizi bu kadar yıpratmak. Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Bilmediğimiz halde ne hadiseler yaratıyoruz içimizde ki bir de sonunu bilsek neler olur kim bilir…
O yüzden ben bir karar aldım. Artık üzülmek yok. Ağlamak yok. Bugüne kadar ağladıklarım yeter, üzüntülerim zaten çoktan sınırı aştı. Kendimi yıpratamam. Her şeyin yoluna girmesine ramak kala geride ve sorunlara takılarak günlerimi heba edemem.
Ve sen sevgili bedenim. Üzgünüm seni uyarmak durumundayım. Rahat bırak artık duygularım rahatça çıksın ortaya. Bugüne kadar sustu bundan sonra izin ver özgür kalmasına. Her kızdığında sıkıntı yaratma, ağrılar saplama vücuduna. Ben bundan sonraki mutluluğu biraz onun hakkı görüyorum ama senin de sağlam olman benim için önemli. Şimdi seninle bir anlaşma yaptığımıza göre, haydi duygularım… saldım sizi gitti. Coşun şimdi istediğiniz gibi.
YORGUN DEĞİLSİN KUJUM.!
SEN SEVGİSİN.!
SEVGİLER YORULMAZ.!
HELE DENİZ YILDIYSAN + BALIKSAN + DENİZGİLLERDENSEN….
SU YORGUNLUĞU ALIR…YORGUNLUK SUDA BARINAMAZ.!
HEEEY.! DİNGİNLİĞİ SEÇTİ BALIKLAR RAHİM DE CENİN, YAŞAMDA İNSAN SEVGİSİ OLARAK YER ALINCA.!
SEÇ,M,N, YAPMIŞSIN ZATEN…MI MU EKLERİ DE ATIVER GİTSİN AKLINDAN.!
HOŞGELENSİN…GÜNAYDIN KUJUM.!
UMARIM YORUMU EKLEYEBİLİRİM…DOĞRU YOLDAYIM DÜÜÜMÜÜÜ KUUJUUUUUUU.! ;)))
BLOG FARKLI YA ŞAŞTIM BİRAAZCIKIN… ;))
İNCOOOOOŞŞŞ ABLAAAN
Haziran 12th, 2007 at 04:08Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Bilmediğimiz halde ne hadiseler yaratıyoruz içimizde ki bir de sonunu bilsek neler olur kim bilir…
Bittim ben bu kelimelere…
Son günlerde yaşadıklarım geçti gözümün önünden…
Hayatta en önemli şey,insanın çocukları ve sex derdim hep,şimdi bide sağlık ekledim hemde listenin en başına:))
Sevgiyle…
Haziran 12th, 2007 at 08:59merhaba:))
ben de aynı dertten musdaripim:))
çok yoğun bir haftasonuydu! ve ben de iflas ettim:)
tabanlarım yeter dedi:))
damdan düşmüş biri olarak seni anlıyorum yani:))
sevgiiler
g.g.g.g.
Haziran 12th, 2007 at 13:29Büyük bir çelişki zihnimde ,geçen yıllar hiç birşeyi geri getirmedi kalın büyük bir defter dışında.Sana aşık olduğum zaman daha küçücük bir yetmeydim okul sıralarında.
Beraber taşıdığımız defterlerin arasına solmuş bir gül gibi yerleştirmişim resmini.
Daha büyümeden iki göz sürgün olmuş gönlümüze …
İlk yazdığın mektubu buldum raflı mavi dosyam içinde. Ağlamadım , daha yeni yetmeydim pullu zarfı sevinçle alırken. Annem hala örüyordu saçlarımı ve ben hala ince çorap giyinmiyordum…Ama seviyordum , uzun bir yolu önemsemeyecek kadar.
Ben şimdi o zamanki masum aşkı unutacak kadar hiç aşık olmadım …Mevlana ‘nın büyük aşkına erişemedim ben.
Küskünlüğümüzün aynası suretimiz…
İkimizde büyüdük değil mi ? Aynı caddenin kaldırımlarında yüzlerimizi saklayarak yürüdük. Zaman döner gelir sandık yanıldık , midyelerin içine bakmadan küskünlüğün kabuğunu sırtımıza geçirerek sevdik …
Sahi biz neden küsmüştük ?
İşte şimdi ilk yazdığın mektup elimde …Solgun , terkedilmiş bir aşkın tek resmi kanıtı , suyla yıkanmış.
Yeni yağmur yağmış bir kentin hüznünü taşıyorum dudaklarımda , ıslak ve toz toprak. Hatırlıyor musun şarkısı olmayan tek aşktı demiştin ayrılırken ve mor saati avuçlarıma bırakmıştın, silikti söylenenler kesik cümleler arkasında.
Yazmak ilk kez acıttı , biriktirdiğim mektupları sana atma vakti…Sevgimle ıslan , sürmem aksın gömleğine siyahımsı…
Arzum GÜNAY- Bingöl
Haziran 12th, 2007 at 17:08))))))
Haziran 12th, 2007 at 18:21güzel bir yazıydı vesselam. sıkılmadan okudum.
bedenle duygunun hesaplaşması demek lazım.
ben de gülmelerimi saldım gittiiii
))))))
hüzün geldi baş köşeye oturdu
yoruldu yüreğim artık yoruldu
eline sağlık sevgiler
Haziran 12th, 2007 at 23:23mERHABA…
Öncelikle ziyaretine teşekkür ederim, memnun oldum:))
Siten harika.. Yazıların paylaşımların çok güzel..
Walla pikniğe gitmek istedim yazını okuyunca öyle bi anlatmışsın ki:))
her ne kadar ben de artık kendimi üzmeyeceğim desemde yok ya ben bunu başaramıyorum. sanırım o kadar güçlü değilim ve aşırı duygusalım..
Ama bu yönde kendime telkinlerim olmuyor değil…
Neyse ben kaçtım artık…
Görüşmek üzere sevgilerle:))
Haziran 13th, 2007 at 09:32bazen benimde bedenimle , ruhum bir türlü uyum sağlamaz, ruhum uçuşurken bedebnim ağırlaşır. Bedenim canlanırkende bakarım ruhum miskinleşmiş. E i,kisi bir arada olunca da tadına doyulmaz.
Haziran 14th, 2007 at 17:53geçen akşam aynı senin uykusuz gecen gibi bir gece geçirdim. Akrabayı talukatla. Uyurken bir şey soranmı istersin, ıslık çalanmı. İki gün kendime gelemedim
sevgili kuju;hüzün alışkanlık yapıyor bazen bünyede,baskı yapmalı sürekli tekrarlamalı,inanmalı üzülmenin bi fayda getirmeyeceğine…
Haziran 14th, 2007 at 19:48ne iyi etmişsin salıvermişsin kendini yeşilin huzuruna…
mutlu günler dilerim sana,hoşçakal…