bir deniz yıldızı masalı

hadi terk et yüreğimi…

Yazan Kişi denizyildizi at 6:55 pm

Bırak beni ve git hayatımdan.
Sana yüklediğim tüm anlamları yanına alarak.
Yakıştırdığım tüm isimleri benden silerek al ve git.
Neye dair atıyorsa kalbin onu al yanına bir tek.
Sevgimi, benliğimi, sahiplenişimi bırak ve git.
Kör kuyuda tanımamacasına unut beni.
Ayağım kaydığında bir el uzatmamacasına.
Öyle bir sil ki beni defterinden
Benim sayfalarım kilit kalsın ardında.
Açmak istemek yürek istesin bir zaman zarfında.
Unutulmuş anılara yüz tutmuş benliğin sarmasın bir daha beni.
Öyle bir tut ki bana akan nefesini yaşam dursun o an kalbinde.
Dünya tanımasın ufkun.
Bir beni bırak git öyle canlansın hayallerin.
Yetersiz kalmak, sığmamak, yetmemek, gözyaşı beni doyuran şeyler.
Yemeğim mutluluk olsun, huzur olsun istiyorum artık soframa.
Karşımda tam anlamıyla “ben”li bir kişi olsun istiyorum.
İçimdeki ezik ve yitik umutları karanlığa değil
Derin denizlerin içine kapatmak istiyorum.
Karanlığım olma yine de aydınlığım ol giderken bile.
Gözlerimi açtığımda yeni bir güne senden önceki
Bedenimi alarak yanıma tek tek neşeyi hissetmek yine de.
Sonraki hayallerimde olmadığın düşüncesi ile daha çok gülen yüzümle.

4 Yorum “hadi terk et yüreğimi…”

  1. ayvalikli Says:

    selam turlarımız başladı sen irtibatı kestin. Bloguma bekliyorum. ayvalikli

  2. emelsen Says:

    yüreğinden hüzün damlamış kalemine…git derken bile gitme diyen sessiz çığlıklar atan bu yüreği böyle güzel bir şiir yazdırdığı için kutluyorum…
    git
    ama sen yinede kal
    sahip çıkacaksan bu yüreğe
    yolun yine beni bulsun
    yine bana kal
    …..der gibi cümlelerin
    yüreğine sağlık canım

  3. bnc Says:

    merhaba gülçünkuju uzun süre uğramayalı snei buralarda bulmak varmış…
    büyüyemedik içimizde hep çocuk kalan yanımızla…
    sevgiler…

  4. sevgicicegii Says:

    Yirminci yüzyılı yaşadım
    Ertelenmiş bir yüzyıldı bu
    Yıkık bir sur yazgımızın uydusu
    Bekletir ömrü yürüyen ayla birlikte
    Bırakmaz günün adını koyalım.

    Yanıtsız bir yaşamdı erdemimiz
    Herkes içindi ve kimse içindi
    Okunmamış bir yazı, umudu doyuran,
    Duaları düşünmek neye yarar
    Kurgular tutuşturdu bacalardan.

    Yirminci yüzyılı taşıdım
    Tedirginliğimizin zorbalığıdır sanrılar
    Ve tohumun beklenmedik gürültüsüyle
    Çıplak su gibi yinelenir zaman
    Gökyüzünde usumuzun dirliği

    Aklın başarısızlığa uğradığı içtenlik
    Bir şive gibidir insan, ey öldürülmüş insan
    Bilinmeyen bir hayvana özgü bir ses gibi
    Sabırsız testi, hep dolar gibi olan
    Her şeyin sese dönüşeceği bilinemez ki!

    Yiminci yüzyılı yaşadım
    Parlak suyunda boğulmuş sahipsiz
    İnsan yeryüzünde durur, bulutlar
    Bulutlar düşümüzde doludizgin
    Soylu bir çılgınlıktı gündemimiz.

    Ellerinde oyuk gözlü idoller
    Yüreğimin yalanını besler üç güzel
    Bir dağın tepesinde buldum üç güzeli
    Ama ses yok, sessizlik yok, önce erte yok.

    Yirminci yüzyılı taşıdım
    Golgota’ ya dirilemem ki,
    Taşlar arasında yabanıl erinç
    Ölümü diriltiyorduk hep
    Yaşam tabular arasında bir esinti.

    Mevsimler kurgularla oyaladı bizi
    Tarlaya bırakılmış bir at gibi
    Bağlı, yalnız ve özgür,
    Umudumuz sabrın tutamadığı ırmak
    Umutsuzluğumuz insan kalmak içindi.

    Yirminci yüzyılı yaşadım
    Dingin karşıtlıkların adını bulmalı
    Sel gibi kuruyor yaşlılık, gençlik
    Sanki melekleri gördük uzun saçları
    Tanrının unutkan kuzgunu idik.

    Nasıl unuturum ey doğa
    Bana bir diyeceğin vardı, kalakaldım,
    Vaktim yetmedi, ölüm kalım,
    Bütün yüzyılları yaşadım
    Vaktim yetmedi anlamaya.

    Yirminci yüzyılı taşıdım
    Atalardan kalma huysuzluk
    Kuşku, yeryüzü deliliği,
    Kıralımız doğuştan yarım
    Ama tanrımız Ara Ara idi.

    Yaşayamadım yirminci yüzyılı
    Kim yaşadı ki kendi yüzyılını
    Akarsuyun dilinden sezenimiz yok
    Orpheus’ tan sonra ben geldim
    Giz dönüp baktığımız yerde kaldı.

    Görüp de bilenimiz yok.

    Ah acımasızdır uykusuz soru
    Delice zeytin yerdi atamız Homeros
    Biz yemezdik, aşılı zeytindi bizimki
    Suskun arpa, uyur uyanık harlı toprak
    Ama yüzyılımız hamdı, delice idi.

    Yirminci yüzyılı yaşadık
    O çağa bu çağa gömüldük
    Bir şey var, susar, bakar durur
    Ölümün soluduğu denizle varolan
    Gökyüzünden başka çağ yoktur.

    Oysa ne çok geçmiş var, ne çok zaman
    Ne çok gelecek, ne az zaman
    Benzerlikle karşılaştık, susalım,
    Kapalı bir avuçtur sözcük
    Neden açıp da sormak ister insan?

    Sorup da dönenimiz yok.

    Hiçbir yüzyılı yaşamadım

    Tüy kuşun ruhudur, ses teni
    Hep anlar gibi oldum duvara vuran güneşi
    Nesne ve bilinç birdir, çağ atlattı beni
    Bir hoş bilmece içinde yaşadım.

    dingin ol ruhum, belki uzaklarda
    Bir yerde nicedir ilk dizeleri
    Yaratılıyor acıklı destanımızın
    Çağlar sonra hayranlıkla okunmak için
    Belki benzer umursamazlığımız kahramanlığa.

    Kalk dostum ormana gidelim
    Geyik sesleri içine çökelim
    Yeniden doğuş, kıvanç, uyum
    Kurgular bir yana, biz bir yana
    İlk kez düşünmeden görelim

    Martılar gibi yağmurun altında

    Melih Cevdet ANDAY bile izin vermiyor gitmemize; gidemiyoruz işte, terkedemiyoruz sizin gibi güzel bir dostu. Hatta çok özlüyoruz bile.

    Esenlikte ve sevgide kalın…

Masala Ortak Ol

  • Etiketler

  • Meta

  • Sponsorlar