
Dünyada farklı olmak tek tip insan modelinden ayırır her koşulda sizi. Şişmanlık, aşırı zayıflık, körlük, herhangi bir beden engeli, aşırı zeka ya da zeka geriliği gibi örneklerle çoğaltılabilir.
Ayrı olmak, değişik düşünmek, farklı görünmek vs. insanları zor duruma düşüren ayırıcı etkenlerdir. Bu hallerde kişi, kendi eksikliğini yada fazlalığını görmezden gelip normal hayatına devam edememektedir. Bununla birlikte asıl sorunlar baş gösterip kişisel gelişim denen alana malzeme çıkmaktadır.
Eskilerden beridir devam eden bir alışkanlık ya da bakış açısı insanlar tarafından hala son bulmamıştır. Kendi ezikliğini görmezden gelen ya da eksiklik olarak görmeyen insanoğlu hep bir başkasına kulp takarak kendinde biriken olumsuz duyguları başkası üzerinde yoğunlaşarak ilgiyi karşı tarafa vermektedir.
Kısa süre de olsa kendi aksaklığını kendine ve karşısındakine unutturmayı başaran kişiler sonuç olarak aslolan gerçeği hiçbir zaman değiştirmeyeceklerdir. Oysa herkes birtakım eksikliğini kabul edip önlem almaya yönelik adımlar atsa kendini yenileyen ve törpüleyen insanoğlu kendine yetecek ve dışarıya yararlı olmaya başlayacaktır. Sadece kendi için yaşayan bir insandan farklı olarak kendinden sonra başkasına yetebilen birden fazla insan oluşacaktır.
Düşünün ki yolda gidiyorsunuz… Hemen önünüzde görme engelli bir vatandaş. Elinde sopası ağır adımlarla ilerliyor. Kaçımızın aklına geliyor ona yardım etmek. Sopasını diğer elimize alıp koluna girmek. Ya da şişman bir kişinin arkasından bakıp işlerini zor görüyor diye hayıflanacağımıza, geçemediği o dar alandan onu başka bir yere yönlendirmek. Başka bir örnekle yerinde duramayan fırlama bir çocuğun annesi için yardım dileyeceğimize süper zeka diğer arkadaşlarının yanına, yetkili kişilerin eline teslim etmemiz daha mantıklı değil mi?
Odaklandığımız şeyler genelde hep işleri yoluna koymak olacağı yerde soruna soruyla cevap vermek. Çözüm bulmak değil çözümsüz kalmak. Hem de hep bahaneler üreterek. Boş zaman dediğimiz vakitleri en boş şekilde harcamak bize çok şey kazandırıyormuş gibi. Bencilce davranıp bize ait zamanları kendimize tapu yapıyoruz adeta.
Gün içinde karşımıza çıkan ve üzülen gözlerle artlarından baktığımız dünyadaki tek tip insanların biraz dışında kalan insanlara yardım etmek yine bizden biraz daha farklı olan insanların aklına geliyor nedense. Hiç kimse sorunlu ve takıntılı olduğunu kabul etmiyor kendini her koşulda gayet sağlıklı görüyor.
Sonuç itibariyle bir telaş yaşayıp gidiyoruz. Uzaktan izliyoruz, yakınından geçiyoruz, fark etmiyoruz. Fark etsek dahi uğraşmak istemiyoruz. Vakit darlığından şikayet ediyoruz organizasyonlara önde katılıyoruz. Gözümüz açık diyoruz önümüzde yürüyen gölgemizi göremiyoruz onu daima ezip geçiyoruz.
Görmeyen asıl gözlerin açılması, bedenleri değil beyinleri şişman olan insanların zayıflaması, aşırı veya geri zekanın değil normal zekanın düzelmesi, bencilliğin ortadan kalkması dileğimle…
Hep daha iyiye giden gelişen insan gelişen toplum stratejisiyle büyüyen dünyada herkesin rahat yaşam hakkıyla ömrünü geçirmesi dileğimle.
Bugün 1. yıldönümümüz Tatlı , kavgasız , gözlerimizin içine bakarak yüreğimizi okuduğumuz, yüreklerimizi bir kez bile ayırmadan sevmenin bugün yaşı oldu Allah bir ömür boyu bu sene içinde yaşadığımız o tatlı anıları şimdi , yarın ve gelecektede yansıtsın aynı zamanda yaşatsın.
BİZ BİRBİRİMİZİ ÇOK SEVİYORUZ. UMARIM TÜM SEVGİLER BÜYÜK BİR MUTLULUK ORMANINA DÖNÜŞÜR.
Mayıs 17th, 2007 at 13:34Çok güzel ve anlamlı bir paylaşım…Bakan kör gözlerin açılması, İnsanlarda gönül gözlerinin açık olması dileklerimle…Saygı ve sevgiler…
Mayıs 27th, 2007 at 17:09