bir çocuğun gözüyle bakabilmek herşeye ne güzeldir. saf, temiz, el değmemiş duygular, içten bi gülümsemeyle mutlu olan minicik yüreği… annesi, babası yanında olsun, oyuncağı elinden alınmasın, hergün bir iki saat parka götürülsün, kendisiyle ilgilenilsin, akşam işten eve dönüşte bir paket çikolata getirilsin ya da eve gelen bikaç kişi hep onlarda kalsın yeter mutlu olmaları için…
siyahlık ya da belirsizlik yoktur hayatlarında. hersey hep beyazdır ya da mavi ya da pembe. insanların iki yüzlülüğü, çıkarcı yaşamları, iç hesaplaşmaları, bencillikleri uğramamıştır henüz evden çıkmamış bedenlerine. kalpleri büyük bir acıyla sarsılmamıştır. terk edilme, aşık olma, ihanete uğrama gibi acı gerçekler çalmamıştır hiç kapılarını. onların kapılarından geçen sevgi, paylaşım, dostluk en saf halidir aslında yaşamın. büyüdükçe unuttuğumuz mutluluğumuzdur.
en sinirli anımızda bağırsak dahi uyuyup uyandıktan sonra öncesini hatırlamaz. kin tutmayı bilmez çünkü. o saydamdır biz kırılgan. hayat bizim üstümüze gelir biz onların üstüne gideriz, bize başkaları laf çarpar biz onlara kızarız. onlar bize sığınır biz onlara aslında. birbirimize kalanızdır biz sonunda. onlar bunun farkındaymış gibi yaşar biz unutarak.
çok fark var aslında çok yaşayanla az yaşayanın. neden bu kadar ince zekaları vardır herşeyi bilirler de en sonunda pes dedirtirler. kolay… onlar zeki olmakla kötü niyeti karıştırmadıklarından. hayatlarını sevgi üzerine kurduklarından…
evet onlar da bir gün büyüyecekler ve hayatın çirkin yüzüyle köklenecekler. her geçen yıl onların yeni şeyler öğrenmelerine olanak sağlayacak. herşey yine onların elinde olacak. ya her geçen gün yeşerip tomurcuk dağıtacaklar ya da daha önce sadece sözde sandıkları acıları yaşayıp güçsüz kalacaklar. bu durumda anne baba yetişecek çiçeklerinin yardımına.
hayat böyle süregelecek. onun da çocuğu olacak aynı şekilde o da büyüyecek. acı çektirecek belki çektiği kadar. masal olmadığını anlayacak hayatın. acı bile çekse yine de gülmeyi bilecek her durumda. o renkli hayatı özledikçe daha bir sarılacak çocukluğundaki kimseye dokundurtmadığı bebeğine.
eskimiş bir eski bebeğe….
GÜLÇİN GÜLOĞLU
kujuu
Nisan 23rd, 2007 at 07:20Teknemizin bu hafta bakımları tamamlanıp denize kavuştu ve deneme turumuzuda tamamladık fakat sizi aramızda göremedik havada öyle güzeldi ki sorma gitsin. Evet hala duruyorsun hazırlan hazırlan bu havalar kaçmaz. :)) TÜM DOSTLAR SİZLERİDE ARAMIZDA GÖRMEK İSTERİZ. Görüşmek üzere sevgi ile kalınız. Rezervasyon ve ücretsiz çekiliş için acele edin: 0544 467 22 22 irtibat no
Mayıs 9th, 2007 at 15:05anneler gününüz kutlu olsun
Defalarca, sabaha kadar ateşten yanan çocuğunun alnını silerek
“Bir şey yok, annen burada canım” diyenlerin,
* Doğurduğu çocuğunu bir daha hiç göremeyenlerin ve o çocuklardan
birini evlat edinip kalbinin en kıymetli yerine yerleştirerek
annelik görevi üstlenenlerin,
* Her sabah ağlayan çocuğuyla okula gidenlerin ve çalıştığı için
çocuğu okula gitmeden evden çıkmak zorunda olanların,
* Toplumda boynu bükük dolaşan katil, hırsız ve diğer suçlu annelerinin,
* Kendisi hapiste olanların,
* Okuldaki müsamere için kostümler diken, kurabiyeler pişiren,
akşamüzeri kahvaltısı ile çocuğunu bekleyenlerin (ve de
bekleyemeyenlerin ve dikemeyenlerin)
* Düğme dikmekten aciz olsa da, çocuğunun okul ceketinin üçüncü
düğmesini, bir ve iki arasında, ilik olmayan bir yere dikenlerin,
* Sağlık sorunları ile doğan çocuklarına hem bakıp hem koruyanların,
* Çocuğu için işini bırakıp kendini ona adayanların ve çocuğu daha iyi imkânlara sahip olsun diye durmadan çalışanların,
* Her gece defalarca masal okuyanların,
* Gecenin ikisinde hiçbir neden olmadan yatağından fırlayarak bebeğinin nefesini kontrol edenlerin,
* Her gün yer silerek, tuvalet temizleyerek çocuğunun doktor olduğu
günü hayal edenlerin,
* Verilen tüm imkânlara rağmen okumayan ve çalışmayan çocuğu olanların,
* Çocuğu ilk kez yalnız okula giderken içi yanarak gülümseyenlerin
* 14 yaşındaki çocukları burnunu deldirdiğinde, kapıları çarpıp
odalarından çıkmadığında, bebekleri sürekli ağladığında, sadece dudaklarını ısırmakla yetinenlerin,
* Kendi çocuklarının evde olduğunu bilmelerine rağmen, alışveriş
merkezlerinde her bir çocuk “Anne” diye seslendiğinde dönüp
bakanların,
* Doğum yaptığı günden beri manikür-pedikür yüzü görmeyenlerin,
manikür-pedikür yüzünden çocuğunu görmeyenlerin,
* Doğum gününde çocuğunun mezarına oyuncak ayı götürmekle yetinmek zorunda olanların,
* İşe ceketinin omzunda beyaz kusmuk lekeleri, darmadağınık saçlar ve mor halkalı gözlerle gidenlerin,
* Çocuğuna ulaşamayan, onunla kopmuş olanların,
* Çocuğu yatılı okula gittiği için komşularının “Ben kıyamam valla!” demesine katlananların,
* Televizyonda ya da bir haberde herhangi tanımadığı bir çocuk ile ilgili acıklı bir haber gördüğünde yaptığı işi bırakıp koşarak eve giden ve kendi çocuklarına sarılma gereği duyanların, oğullarına yemek yapmayı, kızlarına araba tamir etmeyi öğretenlerin,
* Oyuncak reyonundan geçerken krize giren çocuğunun yerden kalkıp
ağlamasını kesmesini bekleyenlerin,
* Yeni bebeklerinin uykusuz geceleri ve bez değiştirmeleriyle başa çıkmaya uğraşan genç annelerin ve çocuklarının serbest kalma zamanı geldiğinde inanmakta zorlanan olgun annelerin…
HEPSİNİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
sevgiler
Mayıs 11th, 2007 at 10:31g.g.g.g.
Merhaba
Mayıs 12th, 2007 at 22:12Annelik öyle bir duygu ki, anlatılması çok zor
sevgiyi bildiğinizi sandığınızı ama aslında anne oluncaya kadar bilmediğinizi fark ediyorsunuz en azından benim için böyle oldu
Bir gün anne olmanız ve karşılıksız sevgiyi tatmanız dileğimle
tüm annelerin anneler günü kutlu olsun…

Mayıs 13th, 2007 at 11:59sevgiler canım
sağlıcakla kal..
pai
çocuk kalbi kolay kırırlır ve kolayda kazanılır aslında…riyasız, yalansız yürekleri hassas olmasına rağmen unuturlar herşeyi…ve büyüdükçe minik yürekler tanışırlar hayatın gerçek masalıyla..bir zaman çocuk olan biz yetişkinler belkide bu yüzden büyümek istemez ve hep çocuk kalmak isteriz…yalansız, riyasız periler ülkesindeki sarayımızdaki saltanatımız devam etsin isteriz…gerçek dünya da kimsenin bir sarayı olmuyor aslında….ama herşeye rağmen hayat güzel ve yaşamaya değer…önemli olan içindeki çocuk hiç büyümesin.:))
Mayıs 23rd, 2007 at 00:27