
Geçtiğimiz hafta anneler gününü kutladık malumunuz. O yazıdan bu yazıya uzun ara verdim bu da kabul. Nihayetinde yoğun, yoğun olmakla birlikte yorucu günler geçirmekteydim.
Anneler gününde annem için güzel hediyeler aldım o ayrı, bunun yanında bir de dedim ki;
-anneee, eğer benim gibi bir kızın olacağını bilsen yine de doğurur muydun beni?
Şaşırdı önce, sonra gülümsedi ve
-Evet, dedi. Herkesin senin gibi kızı olsun isterim dedi.
Ben biraz şımarık biraz ukala, biraz gururlu;
-Boş ver başkalarını, ben benim gibi bir kızım olsun isterdim dedim.
Muhabbet uzadı, başka konulara geçtik vs.
Demem o ki; bir kadın hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren kendince bir insan düşler. Sağlığından sonra, kaşı, gözü, boyu posu, ve en son sıra kişiliğine gelir.
Saygılı olsun, kıymet bilsin, hayırlı olsun, derli toplu olsun, şımarık olmasın gibi gibi gibi daha birçok şey. Oysa ben her insanın karakter özelliklerinin daha anne karnında şekillendiğini düşünüyorum. Anne karnındaki bir bebeğin, annenin ağlamasını, gülmesini, huzurunu, mutluluğunu duyumsadığını da düşünmekteyim.
Bebek dünyaya gelir, büyümeye başladıkça, karakteri şekillenir, yüz hatları belirginleşir anne belki de düşlerinde büyüttüğü bir kişinin tam tersi biriyle karşı karşıyadır.
Uslu bir bebek hayal eden annenin, oldukça yaramaz bir bebeği olabileceği gibi, fırlama bir çocuk isteyen annenin bir o kadar uslu çocuğu olabilir. Burada karşımıza birçok yazımda dile getirdiğim ve benim yaşam felsefemde büyük etkiye sahip, devreye girer. Ne kadar beklenti içine girilirse kişi o denli mutsuz olur.
Dünyanın en zor şeyi, insan yetiştirmek olmalı. Zahmetli bunun yanı sıra keyifli, emek isteyen aynı zamanda yormayan, uzun zaman gerektiren fakat yılların su gibi aktığı bir büyüme hali. Bunun için hep denir, anne babalarımızın kıymetini bilelim. Bilene lafım yok, bilmeyene cümlelerim çok.
Aslında bir anne nasıl bir çocuk düşlerse düşlesin, canından çıkan cana her zaman var gücüyle sahip çıkar ve onun yanında olur. Nitekim, beş parmağın beşi bir değil. Aynı anne babanın evlatları, aynı ortamda büyümüş kardeşler bile nasıl da farklıdır birbirinden. Önemli olan, farklılık değil, karakterin uyumu sorunu da değil, nasıl biri olursa olsun aradaki bağı en güzel haliyle korumasıdır önemli olan.
Ve bir insan yetiştirmektir, en doğru haliyle, hayata fark atan…
Gülçin GÜLOĞLU